Bahsettiğiniz konuların hiç biri müşteriyi sorumlu tutmaz.
Müşteri ile Satıcı arasında bir sözleşme vardır.
Bu sözleşme söz ile olur, ya da yazılı olur.
Sözleşme sonucu satıcı yapacağı hizmetin ya da vereceğ malın niteliğini ve ne sürede teslim edileceğini taahhüt eder.
Müşteri de ödemeyi ne şekilde ve ne sürede yapacağını taahhüt eder.
Arkadaş mesajında açıkça belirtmiş ödemeyi yapmış.
Ödemeyi ateşlemiş olabilir, ödemeyi fırlatmış olabilir, ödemeyi akıtmış olabilir...
Üslubunu beğenmiyorsan parasını iade edersin ve anlaşmayı bozarsın.
Onun dışında satıcının şevki, ülkenin durumu, satıcı morali, satıcının öncelikleri müşteriyi ilgilendirmez.
Sen bir işi 3 günde teslim edeceğin söylediusen ve ben seni 4. gün aramak zorunda kalıyorsam senin önceliklerin benim umurumda olmaz.
Satıcı anlaşmayı kendi önceliklerini, kendi moralini, ülkenin durumunu, kendisine yapılan hitapları hesaba katarak yapar.
Adam bir hixzmeti ya da malı ne sürede teslim edeceğini ayarlayacak basirette değilse iş yapmasın değerli kardeşim.
Alıcıların suçu var elbette.
Bu meseleler 100 liralık işi 50 liraya yaptırma sevdasından kaynaklanıyor.
Satıcılar parayı kazanabilmek için 100 liralık işi 50 liraya kabul edilyorlar.
Ama o 100 liraya ihtiyaçları olduğu için aynı anda 2 tane 50 liralık iş kabul ediyorlar ve ikisi de teslimat süresini aşıyor.
Lakin yine suç satıcını kendisindedir.
Hiç bir satıcı 100 liralık işi 50 liraya kabul etmezse alıcı da paşa paşa o işi 100 liraya yaptırır.
Hem satıcının emeği ziyan olmaz hem de alıcının vakti...
AMA BİR İŞ ÜZERİNDE ANLAŞMA SAĞLANDI MI, ALICI PARASINI ÖDEYİP SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRDİ Mİ, SATICININ DA İŞİ SÖZ VERDİĞİ SÜREDE TESLİM ETMESİ GEREKİR.
İşi zamanında teslim etmeyen ve bunu haber bile vermeye tenezzül etmeyen satıcılara empati yapmaya değmez...
Müşterinin sorumluluğunda demedim ki? Bahsettiğim durumları yaşatmak/davranışları sergilemek, işlerin gecikmesine sebep olacaktır. Hak verdiğiniz üzere, bu sorunlardan sadece biri ödeme ile alakalı olanıdır.
Durup dururken neden geciktirsin?
Özetle bir iş konuşması:
+sa hocam
-as hocam buyrun?
+Almanya'dan geliyom, logo yaptırcam hocam. Çok güzel olsun, 10 numara olsun, en iyisi biz olalım, çok kurumsalız çok büyüğüz çünkü. Ha bir de ucuz olsun hatta bedava olsun. Çok işimiz var daha, sağlam referans olur size. Acil olduğunu söylememe gerek yok sanırım? Sabah teslim edersiniz değil mi?
-Yetişmez yarına? Hem o fiyata yapamam.
+Biliyorum ama çok acil oldu, yoksa biliyorum, bizim çok işimiz var daha, bunda yardımcı ol, ben de sana güzellik yapacağım...
-maalesef yapamam.
+sen kralsın, sen paşasın, sen üstadsın, sen yaparsın...
10dk. sonra
+ Naptın kardeşim, bizim işler hazır mı? Yarın fuar var baskıya gidecek daha bunlar...
- (Allah'ım al canımı)
+ Hojam? Abicim? Bir cevap ver ya?
+ Kardeşim böyle iş olmaz, paramızla rezil oluyoruz yeeaaa
+Yapamayacaksan yapmayacağım de, niye oyalıyorsun?
+Şikayet konusu açıyorum hojam...
Bu vb. birçok örnek verebilirim. Sözleşme dediğiniz buysa? Pek de geçerli olacağını sanmıyorum. Kaldı ki %95'i freelance çalışan insanlar, yazılı sözleşme çok az yapılıyor.
Ben genelleme yapıp birçok noktaya değindim. Siz ödeme konusunda hak vermişsiniz. Bir noktada, bir şekilde uygun olmayan bir şey yaşanıyor işte ve süreç sancılı bir hâle geliyor.
Son olarak ödeme yapılmış olması bir şey değiştirmeyebilir. Öncelik meselesiyle alakalı. Parayı herkes verir, bir şekilde kazanılır. İşi düzgün yapan adamı bulmak daha önemli bence. İstediği ücrette pazarlık edip, bir de dolan dırıcı muamelesi yaparsanız o adamı küstürürsünüz.