Şahsi olarak bunun tamamen müşteriyle alakalı bir durum olduğu kanısındayım. Tabi şahsınıza yönelik yazmıyorum.

Muhtemelen başta ne istediğinizi doğru anlatamadınız (Anlamadı diye bir şey yok, siz anlatamadınız.) ya da aşırı fazla detay verdiniz (Göz korkutur.)
İstenilen ücrette ya da belirtilen teslim süresinde pazarlık ettiniz, ödeme şartlarında değişiklik talep ettiniz vb. (Belli edilmese de şevk kırıcıdır. Acil diye bir şey yoktur, öncelik sırası vardır. Sizin 1. önceliğiniz onun için 3. sırada olabilir. Çok önemliyse son ana kalmazdı.)
Bunların hiç biri değilse bolca ya da alakasız şekilde revize istediniz. Ya da tam tersi her şeyi ona bıraktınız (Yap kafana göre olayı. Genellikle ne istediğini bilmeyen, sıkıntılı müşteri olarak algılanır.)
Yine tutturamadıysam geçmişte yaşadığınız sıkıntılı durumlardan bahsettiniz, direkt olmasa da zan altında bıraktınız (En şevk kırıcı durumdur. "+Acaba yine dolandırılır mıyım? -Ben seni niye dolandırayım?")
Belki de selam vermeden konuya daldınız ya da "sa" diye selam verdiniz. Belki kendinizi tanıtmadınız ya da Türkçe'yi düzgün kullanmadınız. Belki de abicim, kardeşim vb. hitaplarda bulundunuz. (Kimin ne takıntısı var bilemeyiz.)
Şahsen "hocam" hitabından dahi hoşlanmayan biriyim. Kaldı ki "parayı ateşledik" de hoş bir tabir değil. Profesyonellik bekliyorsanız, siz de öyle davranabilirsiniz.

Belki de gerçekten hastadır ya da cenazesi vardır. Modunda değildir, ilham gelmemiştir. Ülkenin haline üzülüyordur. Birçok durum yaşanabilir. Ters yapmanız işleri daha da çıkmaza sokacaktır. Anlayış, hoşgörü, saygı ve empati...
Unuttuğunuz şey "herkesin insan olduğu" gerçeğidir. Para ödediğinizde işi satın alırsınız kişiyi değil. O yüzden "işle alakalı" olarak, yukarıdaki durumları yaşatmazsanız sorun yaşayacağınızı sanmıyorum.