Sıkıntının, derdinin büyüklüğüne göre işler değişir.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki güçsüz insanlar, sıkıntılarını alkol içerek giderdiklerini zannederler fakat tam aksine ilerde patlayacak bir balonu şişirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Çoğu insanın sıkıntı/dert olarak gördüğü şeylere ben genelde gülüp geçerim. Benim başıma büyük dert gelmiyor mu? geliyor tabi. Ya dostlarıma, nişanlıma, aileme içimi dökerim ve beraber ağlaşıp bir çözüm üretiriz ya da yalnız kalıp sahil kenarında "Ozbi" dinleyerek yürüyüş yaparım. Aslında bu biraz da küçüklükte çektiğim sıkıntıları aşma yöntemimdir. Saçımın beyazlamasına sebep olmuş birkaç sıkıntı yaşadım ve en ufak şeyi bile takan bir insandım bu yüzden strese dayalı saçlarım beyazladı.. Ardından aşağıda sayacağım pozitif yaşam felsefemi geliştirdim

Peki sorunlar için na(ç)izane önerilerim neler?
  • Bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığınız zaman koyvermeyin. Sıkıntının üzerine gidin.
  • Hayata hep pozitif yaklaşın, bir sıkıntı yaşıyorsanız bunu yaşamanız gerektiğini, siz ne yapsanız ne etseniz de o sıkıntıyı yine de yaşayacağınızı unutmayın.
  • Bu sıkıntının bir üst versiyonunu düşünüp, "aslında daha büyük sıkıntılar var takılacak bir şey değil" mottosunu aklınızdan hiç çıkartmayın.
  • "Bunu da yaşamak varmış..", "Milletin ne dertleri var amaan..", "Daha kötüsü de olabilirdi.", "Daha iyisini de yaşayacağım günler gelecek." gibi mottoları da bir kenara not edin ve sizin yaşam felsefeniz bu olsun. Yani dertleri sallamıyoruz ama kaygısız da olmuyoruz.
  • Bardağın her zaman dolu tarafına bakın, içinde su kalmamışsa bardağa bakın..
Na(ç)izane tavsiyelerim bunlardır. Hayatın kötü, paslı, cefalı yönlerine değil de iyi, zevkli, mutlu yönlerine odaklanın.

Hayatımdan küçük bir örnek vermek gerekirse; Liseye giderken 2. sınıfta sorumluluk sınavlarına kalmıştım, 8:30 ingilizce sözlüsü ve 11:00 başka bir sınavın da olduğu bir günde saat 12:00'de uyanmıştım. Gözümü açtığımda karalar bağladım, babama anneme ne hesap vereceğim diye düşündüm çok kızdılar, sorumsuzluğuma çok kızdılar.. Ben 1 senemin heba olmasına mı yansaydım yoksa ailemden zibilyon tane azar işitmeme mi? Ömür törpüsü gibi geçen 3 ayın ardından açılan okullarla beraber; 2. defa okumak daha zevkli geldi, onun haricinde ufak tefek bir sürü güzelliği daha oldu ama bana öyle bir güzellik kattı ki İYİ Kİ SINIFTA KALMIŞIM dedirtti.. Kaldığım yıl benden bir sınıf altta olanlarla okuduğum için 8 yıllık yoldaşım, sevgilim, sevdiğim, nişanlımla tanıştım.. Bazen kötü diye adlandırdığımız durumlar tam tersine hayatınızda yaşayacabileceğiniz en güzel fırsatı sunabiliyor.. Değerlendirmek sizin elinizde

Allah kimseye kaldıramayacağı kadar yük vermez, Hadi eyvallah.