Ancak ne yazık ki bu düşünceniz bile profesyonelce değil. Önemli olan hizmet sözleşmenizde yer alan maddeler yada bu maddeleri oluşturan yasaların nerede ve kimler için bağlayıcı olduğudur. ve vergi vermiş olduğunuz ülke sizin yasalarına bağlayıcı olduğunuz ülkedir. Dünyanın her ülkesinden sunucuda kiralasanız farketmez.
Siz her ülkeye göre farklı hizmet sözleşmesi ve vergilendirme yapıyorsanız o ayrı bir konu.
Kişisel olarak yardım ediyorsanız onada birşey diyemem. Konumuz bu değil çünkü.
Sonuçta siz veya başka bir firma sunucusu üzerinden legal olmayan içeriğin Türkiye ye yapılabilecek olan erişimlerden bahsediyoruz ve buna göz yummaktan.
T.C. numarası istenmemesi ilerde hukuksal bir sonucun oluşabileceği anlamına gelmiyormu zaten. Bunu bile kabul etmek başlı başlına bir olay.
Senaryoya göre "Bir mahkeme kararı çıkarılacak olsa ve tebligat gelse, elinizde hiçbir müşteri verisi YOK. Sahte isimler ile oluşturulmuş bir hesap büyük ihtimalle."
BTK ya gönderilen düzenli LOG kayıtlarında hesap ve sahibi için bilgi talep edilse yine elde bir veri olmayacak. Ki düzenli gönderim yapılıyorsa.
Siz legal olmayan içeriği yayından kaldırmak için şikayet bekliyorsanız zaten söyleyecek hiçbir söz kalmıyor.
Sunucu güvenliği, veri güvenliği, müşteri hassasiyetleri, firma itibarı vs. vs. bunların 2.planda kalıyor olması düşündürücü.
Şahsen ne olursa olsun avrupa veya Türkiye legal olmayan şey her zaman risktir ve bunun profesyonellik ile hiçbir alakası yoktur.
Aksine profesyonel dediğiniz firmaların hizmet sözleşmelerini incelemenizi tavsiye ederim.
Hukukta sözleşmeler her zaman bağlayıcıdır ve bunun aksini kimse ispat edemez. Tabiki NOTER onaylı olması mahkemede geçerlilik kazandırır.
Tekrardan bol şans dilerim.
Öncelikle legal olmayan herşey risktir demişsiniz. Bizim ülkemizde legal olan bazı şeyler sizin ülkenizde legal olmayabilir.
Sadece tek bir ülkeye vergi ödediğiniz için çok ülkeli şirketler grubunun durumunu ve yasal zorunluluklarını anlamanız zor tabii ki.
Benim vatandaşı olduğum ülkede, bir mahkeme kararı çıkarıldığında ve bana tebligat geldiğinde, müşterimin bana verdiği bilgi yalan ise, bende onurlu bir şirket sahibi olarak, mahkemeye, müşterimin bana verdiği bilginin yalan olduğunu söylüyorum. Ve bu kadar. Kimlik numarası, VAT veya şirket ünvanı istememizin tek sebebi, fatura kesebilmemiz. Fatura kesebilmemiz için bu bilgiler gerekmektedir. Bu bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek, bizim sorunluluğumuzda değildir. Bakkala girdiğinizde, gofret aldığınızda bakkal size VAT sormuyor.
Dahada açayım;
Türkiye'de limited şirketimiz var. Türkiye mahkemesi benden bilgi istediğinde, istediği bilgiyi vermek zorundayım. Ancak bu bilgilerin doğruluğunu sağlamak benim işim değil, kimlikte yada b. Bunu bana dayatırlarsa, daha büyük mahkemelere ve hatta mahkemeyi ülkenin dışarısına çıkartmak benim özgürlüğümde.
Amerika'da corporate şirketimiz var. Türkiye harici müşterilerimizin faturalarını buradan yolluyoruz. Amerika'da mahkeme benden bilgi istemez. Polis ister ve ben polise şunları söyleme özgürlüğüne sahibim ve daha önce söyledim;
Polisi haklı bulursam ve gerçekten miğde bulundırıcı bir suç işlemişse müşterim, bilgileri veririm. Eğer söz konusu bu değilse cevaplarım (cevaplarımın anlamları) aşağıdaki gibi olur;
1-) Müşteri bilgilerimi, onaylattığım corporate politikalarınca sen bana soramazsın. Müşterilerimin bilgileri gizlidir ve onu ifşa etmek benim işim değildir. (Normal günümdeki cevabım bu olur.)
2-) Sanane. (Kötü günümdeysem.)
3-) Corporate avukatımızla görüşün. (Acelem varsa.)
Sadece kendi tecrübelerimce yorumladım. Lütfen kırıcı yada yapıcı bir şekilde bir tartışma yaratmayalım. Zira sadece benim ülkemde bu işlerin nasıl yürüdüğüne dair daha detaylı bilgi paylaşmak amacım.