Hocam buradaki "lisans eğitimi vize/final döneminden ibaret değildir" cümlesini yanlış anlamayın lütfen. Her gece bir yere takılmaktan bahsetmiyorum. Litrelik köpeköldüren 30 TL. Benim lise yıllarımda 2.5 - 3 TL idi ancak o başka bir tartışmanın konusu.

Öğrenci evinin sıcaklığı paha biçilemez. Bir lisans öğrencisi bölümüne bağlı olarak çeşitli atölye, konferanslara katılabilmeli, mesleğiyle alakalı ücretli/ücretsiz özel eğitimler alabilmeli. Liste uzar gider böyle. Bunların hepsi para. Lüksten feragat ettiniz, eğlenceden feragat ettiniz ama akademik gelişiminizden feragat ettiğinizde o üniversitenin hiçbir anlamı kalmıyor. Okula gidip gelmekle üniversite okunmaz. Ben öğrenciliğimi böyle geçirdiğim için söylemiyorum. 10 kişilik sınıfımın en fakiriyim. Millet yaz geldi mi atölyelere kaçıyor. Ben daha özgeçmişime bir atölye ekleyemedim. Bunun eksikliğini yaşayan bir öğrenci olarak yana yakıla burs arayan arkadaşları gayet iyi anlıyorum ve hak veriyorum.
Geri ödemeye ben de karşıyım. Geri ödemeli burs diye bir şey olamaz. Her üniversite öğrencisi ülkeye kazandırılan bir değerdir. Değer olmalıdır. Geçtiğimiz akademik yılın başında forumlardan aldığım işlerin süresi günlük 6 saatlik bir mesaiye denk geliyordu; bütün dönemim tıkandı. Bazen 9 saat okulda kalıyorum zira.
Hocam ben çıkabilir miyim mesaiye gecikiyorum dediğinizde adam haklı olarak şöyle bir bakıyor. Gerçi salaklık bende; nasılsa bulamam diye burs aramak hiç aklıma gelmedi.
Bu söylediklerim sizin yaşadığınız olayla ilgili değil; burs aramaya karşı gösterilen yaklaşıma bir sitemdir. Bizim insanımızda çok çirkin bir düşünce var: Ben çektim o da çeksin. Entelektüel gelişimini tamamlamış insanlarda buna rastlayamazsınız. O insanlar
ben çektim, benden sonra gelenler çekmesin diye düşünürler zira. Türkiye'de her şey eksik yaşandığı gibi akademik kültür de epey eksik yaşanıyor.
Karşılaştığınız arkadaş neler söyledi bilmiyorum ama çok abarttıysa GNO isteseydiniz.