tuzunler adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam benim de konu ilerledikçe paylaşmak istediğim şey buydu. Teşekkür ederim başlattığınız için. Yani film önerileri. Yazılar, fotoğraflar bir yere kadar ilgi çekse de sinemanın yeri başka.


Bundan sonra bir konudan bahsederken o konunun içeriğine uygun film paylaşayım diyorum. Herkes katkı yaparsa çok güzel bir arşivimiz olur.






Nötron Yıldızları da bu başlığın altında ön sıralarda olmayı hak eden bir konu bence.
Çünkü çok çılgın özelliklere sahip.

Özetle Nötron Yıldızı ;

Önce bir yıldız Süpernova ile patlar . Koca yıldızdan bahsediyoruz. En küçüğü bile dünyamızdan kat ve kat büyük.

Bu yıldızdan geriye 20 km çapında bir küre kalır. Ama bu 20 km çapındaki kürenin kütlesine 1,5 Güneş kütlesi sıkışmıştır. Bu da o geriye kalan kürenin aşırı derecede yoğun ve süper güçlü yer çekimine sahip olmasına yol açıyor. İşte bu minik küreye Nötron Yıldızı diyoruz.

Şimdi bu küçük çılgın arkadaşımızın yüzey sıcaklığı dahi 10Milyon derecenin üzerinde.
Manyetik alanın gücü ise dünyamızınkinden 1000 trilyon kat daha güçlü

Bu yıldız maddenin o kadar sıkışmış bir halidir ki atomlar arasındaki boşluklar kaybolmuştur artık. Hatta bu yıldızı çekirdeği quark-gluon plazmasından oluşur.
Toplamının %95'i ise nötron'dan oluşuyor.

Ve o kadar ağırdır ki bir çay kaşığı nötron yıldızı 6 milyar ton ağırlığından fazladır.

Düşünün madde o kadar sıkışmış bir halde ki kara delik ile arasında çok ince bir sınır kalmış.

Ha bir de madde bu kadar yoğunken tabi ki de muazzam bir yerçekimi mevcut.
Nötron yıldızlarının yerçekimi o kadar güçlü ki yıldızın yüzeyinden roketle kalkmak için ışık hızının yarısına (saniyede 150 bin km) erişmeniz gerekiyor.

Üstelik sadece 2000 km yüksekten nötron yıldızına düşseydiniz ışık hızının 5’te biri hızla yüzeye çarpar ve termonükleer patlamayla havaya uçardınız. Vücudunuz da tıpkı grafen malzemesi gibi tek atom kalınlığında olan ince bir katman halinde nötron yıldızı yüzeyine yayılırdı. Tereyağı gibi ekmeğe sürüldüğünüzü düşünün.

Bir de bu yıldızların üzerinde 2 milimetre yüksekliğinde dağlar var. Yıldız o kadar pürüzsüz ki en büyük yükselti en fazla 2mm olacağı hesaplanıyor. Ama bu her bir yükseltinin Everest Dağı kadar ağırlığı olduğu da unutulmamalı

daha neler neler. Hepsi bitmedi bu Nötron yıldızı denen şey daha çok sır barındırıyor onu da sonra yazarım artık [COLOR="Silver"]



Merak oluşturması açısından filmlerin önemli olduğunu düşünüyorum. O yüzden birkaç film paylaşmak isterim.

Interstellar / Yıldızlararası

Konuyla ilgili film tavsiyelerine bu film ile başlamak istedim. Çünkü ötesi yok. Bana göre gelmiş geçmiş en güzel film. Zaten The Shawshank Redemption ya da Titanic gibi artık adını tarihe çoktan yazdıran bir film.

Ayrıca bilimle iç içe bir film. Filmin baş yapımcısı Kip Thorne aynı zamanda görelilikle ilgili kuramlara ve kütleçekim alanına katkılar sağlayan bir teorik fizikçi

Ek olarak astrofizikçi Neil deGrasse Tyson, paylaştığı twitlerinde Yıldızlararası'nı Einstein'ın zamanın göreliliğiyle ilgili kuramını en iyi yansıtan film olarak yorumluyor.

Filmin bilimsel yanını bir kenara bırakırsak çok etkileyici ve sürükleyici. Görsel efektler de zaten harika.

Kafanızdaki birçok soruya yanıt verdiği gibi bir çok yeni soruların oluşmasını sağlayan bir film.

Filmde karadeliklere giriyorsunuz, başka gezenelere iniyorsunuz, zaman uzay göreliliğini yaşıyorsunuz... daha ne olsun

Lütfen rahat ve sakin kafayla izleyin, sizi rahatsız edecek bir şey olmasın. Kısacası tamamen odaklanın ve filmi izleyin.

Bu film üzerine dahi yeni başlık açılıp üzerine sayfalarca yazılabilir ama ben yine de kısaca görüşlerinizi merak ediyorum.

Film de çok can alıcı sahneler var ama Spoiler vermemek içinde çok karışmak istemiyorum


https://www.youtube.com/watch?v=zSWdZVtXT7E
Ve o kadar ağırdır ki bir çay kaşığı nötron yıldızı 6 milyar ton ağırlığından fazladır.
Hocam bu notron yıldızlar konusu ağır geldi 2mm lik bir parçanın everest dağının ağırlığı kadar olmasına inanmak gerçekten çok güç

Dünya’daki Hayatın kökeni Kızıl Gezegen Mars mı?

Mars’a gönderilen Spirit, Opportunity ve Curiosity araçları kızıl gezegen üzerinde 4 milyar yıl önce bol oksijen ve engin okyanuslar olabileceğini açığa çıkardı. Bu durumda Mars’ta hayat sadece 100 milyon yıl farkla Dünya’dan önce ortaya çıkmış olabilir mi?
Bugüne kadar Dünya’yı hayatın beşiği olarak kabul ediyorduk. Oysa hayat Mars’ta geliştiyse, Dünya’daki canlıların kökeni de kızıl gezegen olabilir. Belki de Dünya’ya hayatı ve ilk bakterileri Mars’tan gelen göktaşları taşıdı. Belki de kızıl gezegen 4 milyar yıl önce resimdeki gibi hayat dolu bir yerdi.


Dünya’yı yerinden eden keşif

Kopernik 1500’lerde Dünya’nın evrenin merkezi olmadığını gösterdi. Zamanla Güneş’in de evrenin merkezi olmadığını öğrendik ve 1930’larda Gökbilimci Hubble’ın yaptığı gözlemlerle, içinde yaşadığımız galaksinin, yani Samanyolu’nun uzaydaki milyarlarca sıradan galaksiden biri olduğunu anladık.
Buna rağmen evrende ayrıcalıklı bir yeri olduğunu düşünen insanoğlunun son bir kalesi vardı. En azından hayatın beşiğinin Dünya olduğunu düşünüyorduk. Ancak Mars’tan gelen son bilgiler, hayatın bile Dünya’dan önce başka bir gezegende ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor.

Makalenin devamı (Siteyle ilgim yok): https://khosann.com/dunyadaki-hayati...ari-mi-tasidi/.