Vay be.

-- advocator mode: on --

Bu konuyu görünce neredeyse çocukluk dönemimden beri aklıma ve kalbime yer etmiş yabancı kültür sevgisi, bilgisayar sevgisi, bir şeyleri değiştirme arzusu, yine o zamanı geçtim şimdi bile hala devam eden Türkiye'deki her türlü düzene ilişkin baş kaldırımın ve öngörümün beni bugün getirdiği noktaya tekrar bir baktım ve ne kadar da şanslı olduğumu bir kez daha fark ettim.

Evet, ben de her Türk genci kadar tembel, derslerle alakası olmayan, her şeyi en son ana bırakan, sadece yatmayı seven bir insandım. Ancak yaşıtlarımın aksine etrafımda yaşananları, ne istediğimi, ne olacağımı, ne yapacağımı, o vakitten seneler sonra nerede olacağımın planını bilen/yapan bir insandım. Etrafımdaki insanlardan daha geniş düşünebildiğimi, daha mantıklı hareket edip planlar oluşturabildiğimi fark ediyordum. İnsanlara Türkçeyi bile zor konuşurken, 16 yaşında ileri seviye İngilizcem ve eh işte diyebileceğim Almancam vardı ve 10 yaşından beri "deep" seviye bilgisayar sistemi ve mimarileri üzerine kendini geliştirmiş, her şeyi geçtim, en azından oto-didaktlıkta master yapmış bir insandım. Baba ve anne sevgisinden mahrum ve o zamanlar maddi durumumuzu orta olarak seviyelendirebileceğim bir ailede büyüdüm (annem, kız kardeşim ve ben). Belki yeterli derecede ilgi görememekten, belki de bu ihtiyacın daha da kabarttığı her türlü bilgiye olan açlığım gelecek fikirlerimi 15-18 yaşlarım arasında inanılmaz derecede etkilemişti.

Daima önüme yeni hedefler koydum. İlk amacım şu an zaten neye kime hizmet ettiği bilinmeyen eğitim sisteminden kurtulmaktı. Herkes ama herkes YGS-LYS'de ne yapacağını düşünürken, ben ise ileride hiçbir şekilde işime yaramayacak teorik bilgileri "ezberlememekte" kararlıydım. Bu konuda aksini iddia eden varsa her türlü tartışmaya açığım. Şimdilerde o sınavlarda derece yapan adamlar eminim ki hem sevmedikleri işi zoraki olarak yapıyorlar, hem de daha düşük şartlarda ve maaşlarda çalışıyorlar. Ama ben kararımı çoktan vermiştim.

Bir şekilde ailemi katakullliye getirip, dedemin, teyzemin ve dayımın da desteklerini alarak Almanya'nın Niederrhein isimli bölgesinde Kleve isimli bir kasabada yaşayan annemin kuzeninin yanına yerleştim. Yine aynı kasabadaki Rhine-Waal isimli bir uygulamalı bilimler üniversitesinde eğitime başladım. Tesadüftür ki o zamanlar Almanya'da CS'yi tamamen İngilizce olarak veren 2-3 üniversiteden biriydi de sıkıntı çekmedim. Tabi oraya varmadan az önce "eh" dediğim Almancamın "eh" den kat be kat beter bir durumda olduğunu fark ettim.

3 yılımı geçirdiğim şu minicik kasaba bile inan bana Türkiye'deki bir çok şehirden daha fazla interaktif etkinliğe ev sahipliği yapıyordu. Alman insanının nasıl uçsuz bucaksız bir bilgi birikimine sahip olduğuna o zaman şahit olmuştum. İnsan değer görüyordu. Kimse ayırt edilmiyordu. Pisliğin zerresine şahit olmadım. Tecavüz olayları, katiller, hırsızlık yoktu. Herkes emeğinin karşılığını alıyordu. Öğrencilikten ötürü paraya ihtiyacım olduğundan 1.5 sene kadar part-time kuryelik (çiçek, yemek vs.) yaptım. Çalıştığım yerde en ufak bir haksızlığa bile uğramadım.

Gel zaman git zaman okul bitince ülkeye zorunlu bir durum olmadığı takdirde dönmeme kararı aldım. Okulu bitirdiğim zaman Leipzig merkezli yeni bir start-up teknoloji firmasında Software Engineer sıfatıyla 3000€'ya yaklaşık bir maaş ile işe başladım. Bu ücrete tek başıma hayatımı çok da keyifli bir şekilde idame ettirebiliyorum. Üzerinden çok zaman geçmedi. Bugün Türkiye'de mezun adamlar bile aç.

Velhasıl, 4 yıl stres içerisinde zamanımı çöp edeceğime ve yanında sadece hiçbir şey vaad eden bir diploma alacağıma, vaktinde gözümü açıp hayatımda bir dönüm noktası yarattım. Tabii ki de orada güle oynaya geçmedi hayatım ve 3-5 paragrafa sığacak kadar da kısa değil başımdan geçenler. 1.5 aydır ise ailemi ziyarete geldiğim memleketimdeyim. R10 hesabımı da bu süre içinde açmıştım.

--

Anlatmak istediğim; eğer ki bir şeylerde yeteneğin olduğuna ama burada değerlendirilmediğine inanıyorsan, şüphelerin ve tedirginliğin hayatında yanlış adımlar atmanı sağlayacak olasılıklar üretiyorsa, etrafına biraz daha genişçe bak derim. Hepsinden önce dünyaya bir defa geliyorsun ve standardlarını arttırmak için insan kendisi için daha iyisini yapmalı. Senelerini, bir daha aklının kenarında dahi yer etmeyecek bilgilerle sınanacağın bir sınavın yönlendirmesine, daha kötüsü hiçbir şeyin garantisinin olmadığı bir yere götürmesine izin verme.

-- advocator mode: off --