Bir söz değil ama çok hoşuma giden bir hikaye;Çok ünlü ve yaşlı bir ressam varmış,
Ressamın çizdiği son resim görücüye çıkıyor,
onlarca iş adamı, servet sahibi insanlar tekliflerde bulunuyor,
yüzbinler milyon dolarlar teklif ediliyor, fakat ressam resimi satmıyor ve resmi atölyesinin camekanına koyuyor.
gel zaman git zaman ressam ilkokul çağlarında bir çocuğun okula her gidip geldiğinde resime baktığını fark ediyor.

Birgün bu çocuk içeri girip "amca bu resim kaç para" diyor.
Ressam "kaç paran var yavrum?"
Çocuk kumbarasından çıkardığı bir avuç demir para ve bir avuç buruş buruş kağıt parayı masaya koyup "bu kadar param var" diyor.
Ressam yardımcısina dönüp resmi guzelce paketleyip delikanlıya vermesini söylüyor.
Çocuk büyük bir sevinçle resmi alıp çıktıktan sonra yardımcısı ressama "Efendim bu resime miyonlarca dolar verdiler ama siz satmadınız, şimdi bir yemek parasına neden verdiniz" diyor.
Ressam ise "Bir yemek parası değil, bu çocuk resime bütün servetini verdi" diyor.

Bu hikaye bana, maddi veya manevi, ne iyilik yapıldığından çok ne şartlar altında yapıldığının daha önemli olduğunu öğretti.