Şimdiii.. İlk olarak, aylık 10 bin lira net kâr bırakan bir mekânı kimse hayrına 70 bin liraya hibe etmez. Ticaret ayrı, dostluk ayrıdır
Lise yıllarım aklıma geldi. Ara sıra internet kafeye giderdik. Gittiğimiz yerin ortamını beğenirdik, sahibini severdik vs. Ona göre ayrım yapar giderdik. Mekânda bulunan kişiler diğer kişileri çeker. O kişiler mekândan ayrılırsa da para suyunu çeker
Daha önce bu işe girmediyseniz hiç girmeyin; bildiğiniz işi yapıp zarar etmek, bilmediğiniz bir işi yapıp kâr etmekten daha iyidir. Her şey maddiyat değil; playstation, internet kafe vb. üstün sabır gerektirir; çocuğu da gelir, saçlı sakallı adamı da gelir.
Cihaz bozulur masraf, televizyon bozulur masraf, yeni bir oyun çıkar masraf, o masraf şu masraf.. Kimse bu masraftan bahsetmez, "aylık şu kadar para geliyor" der. Stopajı var, vergisi var, muhasebe ücreti var, primi var, şuyu var buyu var.
Uzun lafın kısası, aynı şeyleri yazıp uzatmayacağım. Eğer "10 bin lira net kâr" dan eminseniz kendinize ortak bulun. Sözleşmenizi yapın, sermayeler kadar ortaklık payı belirleyin, mekânı devralın. Yoksa bu devirde borçla iş yürümez, zaten borç veren de olmaz