Almanca, ingilizce ve birazda fransızca biliyorum. Hepsinin kursunu gördüm hepsinde de gram oturup ders çalışmadım. Bence yabancı dile olan yatkınlık, kültür merakı ve yeni konuşacağın insanların heyecan vermesi ve merak uyandırması lazım.

Yabancı dil ile en iyi tespitim şu; ana dilinizi ne kadar iyi konuşuyorsanız yabancı dilininizi de o kadar iyi konuşabilirsiniz.

Bence sen kendine bu konuyu takıntı yapmışsın. Türkçeyi doğru kullanıyorsun anlatım bozukluğun yok. İngilizcen de pratik yaparak gelicek, konuşacağın ilk insanlarla mükkemmel başlamayı bekleme konuş gitsin yeter ki düzeltilmeye açık ol. Karşında ki konuşma hevesinin olduğunu anlayınca sabırla bekliyor.

Ben animasyonda bir animatör abim vardı - kendi ingilizcesini türetmişti . Bir konuyu anlaticak mesela kafasında ki giriş cümlelerini bulamıyorsa cümle basında "işifalifo" gibisinden birşeyler uydurup bildiği kelimelere bağlıyordu karşıda ki "haa ne dedi bu" diye bakıyodu ama yinede sohbet devam ediyordu ))))). Gayet de seviliyordu.

Benim öğrenirken bir tekniğim var belki bu işe yarar. Bir kelimenin ingilizcesini duydun örneğin tree = ağaç - ağaç resmini kafanda canlandır ve ona tree diye aklında birkaç kez hitap et. Beynin sağ lobu resimlerle öğrenen beyin ve burada bir yapay hafıza olucasak. Olayları anlatırken resimlerle düşün örneğin; hafızanda ki resim "ağacın üzerinde ki bir kedi " - resmi aklında canlandır - "there was a cat on the tree" olarak kendinden çıktığını farkediceksin.

Birde konuşma kültürünü tanımak lazım. Cem yılmazın doğru bir tespiti var bizde ki Türkçe'yi anlaticak dil yabancı dillerde yok. Çok doğru. Batı dillerinde ki dil kültürü daha farklı.

Konuşma kültürüne bir örnek ; Ahmet diye bir arkadaşın var ve bir olaydan dolayı görüşmüyorsunuz. Karşında ki başka ortak arkadaşla konusu geçtiğin de " Biz Ahmet'le görüşmüyoruz veya küstük artık " dersin, burda demek istediğin küsme ve katı suretle görüşmeme anlamına geliyor. Bilinçaltın da karşında ki insan da belki aranızı yapmaya çalışacağını düşünürsün Türk kültüründe böyledir "yahu şunları barıştırayım" diye düşünür faaliyete geçmek isteyeceğini bilirsin böyle dediğinde. Sende bunu istemiyorsundur ondan keskin cümleler kurarsın. Batı konuşma kültüründe aynı senaryo da ingilizce'ye çevirdiğinde " we are not talking with Ahmet anymore " diyeceksindir, karşında ki de seni konuşman için bir engelmi var gibisinden veya başka bir şekilde anlayabilir. Bunu örneğin; batı diline göre " We don't understand each other" olarak anlatman gerekiyor. Bunu dediğinde anlaşamadığınızı anlayacaktır. Onlar sizi tekrar barıştırmak için uğraşmayacaktır " ee anlaşamıyorlar madem yapıcak birşey yok" diye kestirip başka konuya geçer. Arada ki kültür farklılığı. ( Not: herhangi bir kültürü üste çıkarmak, alta düşürmek değil amacım. Kendi gördüğümü tarif etmeye çalışıyorum.)

Değişik örnekler verdim sadece örnek olarak al umarım ana fikri verebilmişimdir .