Selamun aleyküm arkadaşlar. Biraz içimi dökmek istedim o yüzden meşgul olan arkadaşlar hiç okumasın konuyu, dert sahibi kardeşlerim okuyup bide benim derdime ortak olmasın. Sadece buraya yazmak istedim.
Yaşım henüz 22, 13 şubat 96 tarihinde doğmuşum. Dedem 9 şubat 96'da vefat etmiş. Adım Mücahit olacak iken dedemin ismi olan 'Mehmet' ismini vermişler bana. O zamandan belliymiş, doğumumda bile insanları mutlu edememişim. Ne babam ne annem ne akrabalarım hiçbiri benim doğduğuma sevinememiş Dedem vefat ettiği için. Küçükken bütün arkadaşlarımın doğum günü kutlanırdı hep özenirdim keşke benimde kutlansa diye ama bizim evde Şubat ayında hep mevlüt kuran okunurdu bu hoşuma gidiyordu fakat içten içe kendi doğum günümüde kutlamak istiyordum velhasıl kelam. Yaşım 22 daha 1 kere doğum günümü kutlayamadım. İlkokula gitmeye başladım aklım başıma geldiği zamanlarda 4 veya 5. sınıfta ben dedemin ismini taşımak istemedim çünkü hak etmiyordum o ismi öyle düşünüyordum çünkü dedem mükemmel bir insanmış. İsmimi herkese Hakim diye söyledim. Çocukluğumdan beri bütün arkadaşlarım dostlarım bana Hakim diye seslenir.(İnsan hiç görmediği birini bu kadar sevip özleyebilir mi, özlüyor işte.) Gel gelelim çocukluk dönemine. Ne bir tatil bilirim nede bir gezme. Daha okula yeni başladığımda okuldan çıkar babamın yanında tuz satardım. Bu böyle devam etti üniversiteye kadar babamın yanında çalıştım hiç boş vaktim olmazdı hep çalışırdım ama bir yandan da okudum. Üniversite'yi bitirmemin tek sebebi annem göğsü kabara kabara benim oğlum üniversite mezunu diyebilsin diye. Yoksa ne okuduğum bölümle alakalı bir iş yapacağımdan nede kendimi geliştirmeye yönelik adım atacağımdan. Çünkü cidden vaktim yoktu zar zor sınavlara çalışıyordum bir şekilde bitirdim. Yaklaşık 2-3 ay önce bir internet cafeye ortak oldum daha sonra içine teknik servis açtım kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışmaya başladım ama hiçbirşey umduğum gibi gitmedi ordanda sonuçlar iyiye çıkmadı. Benim en büyük hayalim öyle yurt dışına çıkayım tatiller yapayım arabalar alıp bineyim falan değil. Burdan gelecek yani beni +'ya çıkaracak para ile annemle babamı umreye göndermekti bunu bile yapamadım kendimi o kadar beceriksiz olarak görüyorum ki anlatamam. Tek mutlu olduğum aktivitem camın önüne hergün bulgur döküp güvercinleri beslemek her sabah onların cama vurduğu o kanat sesleriyle uyanmak mahallemde baktığım kediler mutlu olup eğlenebildiğim tek nokta bu. Ne üstüme başıma şık kıyafetler alabildim nede süslü püslü ayakkabılar. İnsan bir yerden sonra isyan etmek istemesede bi yerde 'NEDEN' diye soruyor kendi kendine. Sonra o tek kelimelip sorunun içinde boğuluyor. En çokta bu sorunun cevabını bulamamak daraltıyor insanı. NEDEN kelimesi bir insanı bu kadar üzebilir. Ailede huzur sağlamak için ne kadar mutsuz olsanda dertli olsanda sahte gülücükler saçmak resmen bir ipin önünde oturup düşünmek gibi. Yani ölüm ile yaşam arasındasın ama hala ailene dostlarına birşeyler vermek istiyorsun ama başaramıyorsun. Ne kendini nede aileni hiçbir zaman mutlu edemiyorsun. Çok koyuyor be arkadaşlar. Cidden hiç haketmeyen insanların bile benim en büyük hayallerimi saniyeler içinde yapabilmesi bana çok koyuyor. Benim kurduğum hayal için yıllarca çabalayıp hala yapamamam beni çok üzüyor. İşe yaramayan bir adammışım gibi hissediyorum kendimi galiba da öyleyim. Daha devam ederdim ama kötü oluyorum. Kusura bakmayın o mükemmel vaktinizi çaldığım için. Allah kalbinizin ekmeğini yemeyi nasip etsin. İyi geceler............