Bir dili öğrenememenizin tek bir nedeni vardır.
Yeteri kadar çalışmamak.
Eğer haftada 6 saat kursa gideyim evde de 1-2 saat çalışıp öğrenirim zannediyorsanız yanılıyorsunuz.
Bir dili öğrenmek için her gün ciddi bir çaba harcamanız lazım.
Öğrenmek için istekli, disiplinli, planlı ve programlı çalışmanız lazım.
Dil öğrenemiyorum diyenlerin hiç biri adam akıllı çalışmıyor, bir kursa gideyim, bir kitap okuyayım öğreneyim istiyor.
Siz zaten öyle öğrenebilseydiniz lisede öğrenirdiniz.
Hayat bizde kalıcı izli davranış değişiklikleri oluşturur.
Buna öğrenme deriz. Ama herşeyi yaşamaya vaktimiz ve imkanımız olmaz.
O zaman da eğitim stratejilerini uygularız.
Eğitim yaşantı deneyimine ne kadar yakın olursa o kadar iyi öğrenirsiniz.
Yani eğitim aslında gerçek yaşantıya yakın bir simülasyon şeklinde gerçekleşmelidir.
Bu nedenle bir şey öğrenmek istiyorsanız bunu gerçek hayata ne kadar yakın bir yaşantısal deneyime taşırsanız o kadar iyi öğrenirsiniz.
Mesela ingiltere'ye giderseniz bir yaşam deneyimi yaşarsınız. Orada markete gittiğinizde derdinizi anlatmak zorunda kalırsınız.
Sinemaya gittiğinizde filmi anlamak zorunda kalırsınız. Ve bu gerçek yaşantı deneyimi hızlı bir şekilde size davranış değişikliği yaratır.
Süratle dili öğrenirsiniz çünkü o dili yaşarsanız, yaşadığınız şeyi öğrenirsiniz.
Bir dili öğrenmek istiyorsanız gidip o ülkede yaşayamıyorsanız bile o dili yaşayacak bir ortam yaratmalısınız.
O dilde şarkılar dinlemeli, şarkı sözlerinin ezberlemelisiniz. Ezberlediğiniz sözlerin ne anlama geldiğini anlamalısınız.
O dilde arkadaşlar bulup sohbet etmeye çalışmanız, o dilde karikatürler okumanız lazım.
O dilde şiir okumanız ve bu şiirleri anlamaya çalışmanız lazım.
O dilde tv programlarını takip etmeli, o dilde gazeteleri takip etmelisiniz.
O dilde kendinize günde bir kaç saatlik bir hayat simülasyonu yaratmalısınız.
Yukarıda bir arkadaş yazmış. Dil öğrenirken yapılan en büyük hata kendi dilinde düşünüp çevirmeye çalışmaktır.
Oysa yapmanız gereken yeni öğrendiğiniz dildeki kelimeleri bir araya toplayıp sadece bu kelimeler ile konuşmaya ve düşünmeye çalışmaktır.
Bebekler 5-6 kelime ile tüm hayatlarını yönetirler. İhtiyaç duydukça yeni kelimeler öğrenirler.
Siz de 20 kelime biliyorsanız her şeyi bu 20 kelime ile düşünmeye anlatmaya çalışmalısınız.
Başaramadığınızda yeni kelimelere ihtiyaç duyacak ve kelim haznenizi geliştireceksiniz.
Çünkü her dilin yapısı ayrıdır, mesela biz bir mağazadan satın alırız, Ruslar bir mağazada satın alırlar.
Yani ismin halleri bile farkedebilir. O yüzden kendi dilinizde düşünüp diğer dile çeviri yapmaya çalışmak öğrenme aşamasında çok ciddi sorun çıkarır.
Bildiğiniz kelime kadar düşünün. Türkçe düşünmeyi terkedin. Yoksa öğrenemezsiniz.
İngilizce biliyorum.
Almanca kendimi idare edecek kadar giriş seviyesi biliyorum.
6 aydır da Rusça öğreniyorum.
Size basitçe şunu söyleyeyim, ingilizcenin dünya dili olmasının en önemli sebeplerinden biri inanılmaz kolay olması.
İngilizce, Rusça yanında bebek dili sayılır. isimler, sıfatlar, edatlar, zamirler, çoğullar ekstra kolay. 3 temel zaman da çok kolaydır.
bir tek düzensiz fiilleri ezberlemeniz gerekir.
Eğer ingilizceyi öğrenemiyorsanız bu doğru ya da yeteri kadar çalışmadığınız içindir.