caylakgirisimci adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Öncelikle kesinlikle İngilizce düşünmelisiniz. En büyük yanlış zannımca "çevirmenlik" kafasıyla çalışmaktır. Örneğin İngilizce bir kelime duydunuz: "I have a computer", hemen kafa translate gibi çalışmaya başlıyor, önce kelimeleri çeviriyor, I->Ben have a->im bir var computer->bilgisayarım, sonra da bu kelimeleri kafasında canlandırıyor. Bu yüzden şu 3 kelimelik cümleyi bile beynin işlemesi uzun sürdüğü için uzun uzadıya makaleleri, yazıları ya da en basitinden alt yazıları çevirirken yoruluyor ve öğrenmek yerine aynı bilgisayarların RAM'lerinde olduğu gibi o anı kurtarmak için anlık çeviri yapıp unutuyor.
Bu yüzden beyni çevirmeye değil keşfetmeye odaklamalısınız, yine aynı kelime için düşünelim, çevirme işlemini beyninize yaptırmamalsınız, ortada çevirme diye bir şey olmamalı. I have a computer dendiğinde I kelimesini duyar duymaz kafanızda iç sesiniz "BEN" dememeli, onun yerine bir insan karakteri canlandırmalı, computer'ı okuduğunuzda "bilgisayar" diye bağırmamalı içerideki ses, onun yerine bir bilgisayar canlanmalı kafanızda. Yani çevirmeye değil analize ve öğrenmeye odaklanmalısınız. Bunun en basit örneği çocukluk evresidir. Bir çocuk yeni doğduğunda orada bir dil yoktur, 0'dır, çevirecek bir anadili yoktur, ınga ınga'ya çevirecek hali olmadığı için objeleri harflerle eşler, anne, baba, televizyon, oyuncak, mama vs.vs derken onun için bir kelime haznesi oluşur ve sadece kelimeleri yan yana koymaya başlar. Ardından "amerikalı çocuk bile ingilizce biliyor" esprileri oluşur Eğer bir dil öğrenmek istiyorsanız önce ana dilinizi unutmalısınız. Unutmaktan kastım bir kenara bırakmalısınız, dil öğrenirken ana dile ihtiyaç yoktur benim görüşümce. İngilizce öğreten kanallara bakarsanız en sevilen kanallar yine ingilizce kanallardır ve hintliler bu kanalları çok tavsiye eder ve severler. Peki sizce İngilizceyi İngilizce konuşan birinden öğrenmek mantıklı mıdır? evet mantıklıdır, çünkü onu analiz ederek, neyi nasıl diyor anlayarak öğrenmek gerekir. Boşuna dizi film izleyin demiyorlar. Çünkü dizi ve filmleri İngilizce izlediğinizde size onu öğretmen gibi "Aaa yavrum bak HE dedi, he demek o demek" diye çevirecek bir motor yoktur ve beyin 2-3 saatlik bu filmde 10-15 tane objeyi farklı bir dildeki kelimelerle eşlese bu bile kişiye lügat katacaktır.

Ben İngilizcemi başlatırken herkes gibi gidip kurslar almadım ya da İngilizce öğrenme makaleleri okuyup, videolar izlemedim, ilk başladığım alan ninniler oldu, evet lullaby dinleyerek başladım, orada otobüslerin tekeri, yataktan zıplayan maymunlar, çiçeklerin yaprakları falan filan derken temeli bir çocuk gibi attım ki sanki Amerika'da doğmuş 0'dan dil öğrenen birisi gibi öğrenebileyim. Ardından hiç Türkçe karıştırmadan yani o "ana dili Türkçe olup İngilizce öğretmeye çalışan insanları" dinlemeden direk İngilizce diliyle İngilizce öğreten kanalları takip ettim. Bu arada size bir tüyo vermek isterim İngilizcede okuyup anlamaktan ziyade dil hareketlerini öğrenmek de çok mühimdir. Eğer translate veya dictionary.com gibi sitelerde kelime araştırması yaparsanız orada alfa beta teta benzeri simgeler görürsünüz, bunlar dilin nasıl yuvarlanacağını belirten simgelerdir, örneğin TH sesi için dil nasıl olmalı, SH sesi için ağız nasıl hareket etmeli gibi. Bu yüzden müzisyenler dil öğrenirken daha kolay aşamalar atlatırlar çünkü dilden başlar onlar. Aynı zamanda İngilizcede aynı okunuşa sahip farklı anlamlı kelimeler de var da onlar biraz detay. İngilizce büyük bir deryadır, hiçbir zaman ana dilimiz gibi konuşamayız diye düşünüyorum oralarda birkaç sene yaşamadan.

Size tavsiyem hem ninni falan dinleyin, yada çizgi film izleyin örneğin sünger bob falan izleyin ama İngilizce olarak, aynı anda da cümle nasıl oluşturulur onu araştırın, ama cümle kurmak kolaydır İngilizcede onu kafanıza çok takmayın, he she it başta, fiil ortada, obje sonda vs.vs çok karmaşık değil. Cümle kurmak HTML ise kelime haznesi PHPveCSS bir arada demek yeridir. Bol bol yeni kelimeler öğrenin, bu konuda bende çalışmalar yapıyorum. Örneğin word of the day diye aratırsanız bazı siteler böyle her güne ayrı bir kelime veren botlar yapmışlar, o günün kelimesi neyse o kelimeyi tüm gün boyunca kullanarak hafızanıza kazıyabilirsiniz. Örneğin bir sitede bugünün kelimesi lucubration...

Profesyonel seviyede bir ingilizcem yok ama bana yetiyor, çoğu kaynağı İngilizce tercih ediyorum ve öyle translate falan ihtiyacım olmadan tek tük kelime sıkıntısı çekerek anlayabiliyorum. Konuşmada problemlerim var o da çekingenlikten kaynaklanıyor, yukarıdakiler kendi analiz ve düşüncelerimden oluşan bir rehber gibi. Ama İngilizcemde 8 ya da 7. sınıftaki hocamın çok katkısı var Allah razı olsun 1 sene girdi sadece dersimize yedek öğretmen olarak ama kadın sihir gibi geldi beni boostladı gitti.
Ek olarak zaten bu yüzden dil yurtdışında öğrenilir deniliyor ve gerçekten de öyle. Yurtdışında Türkçe kelime hazneniz daralacak ve diğer dile odaklanacaksınız. Herkesin ne dediğini anlamaya çalışacaksınız. Etrafınızda ne kadar Türkçe azalır, öğrenmek istediğiniz dil artarsa o kadar çabuk kavrarsınız. Ha bir de şu vardır, İngilizce'yi ne kadar iyi bilirseniz bilin karşınızdaki nasıl konuşursa ona o şekilde eşlik etmeye çalışırsınız. Kısacası karşınızdaki kişinin İngilizce'sinin iyi olmasına da dikkat edin yoksa o yavaş konuşuyorsa kekeliyorsa sizde aynı şekilde yavaş ve kekeleyerek konuşursunuz. Bu Türkçe için de geçerli. Karşıdakinin konuşmasına ayak uydurmaya çalışmak da deniyor buna.