Merhabalar arkadaşlar, adım Mehmet, Aydınlıyım. Beni bilen bilir, tanımayanlar ile bu yazımdan sonra tanışacağımızı umuyorum. 2013 yılından beridir yazarlıkla meşgulum. Bu işe giriş amacım biraz zorunluluktan dolayı olmuştu. Baba, evi küçük kardeşlerimle terk edince, anne de kendi hayatına bakınca tek kalmıştım. Birde kaldığım yer Türkiye değildi, ama ailem Türkiye'deydi. Babam beni yurtdışında "okumaya" diye gönderdiğinde Kırgızistan'daydım. Aile dağılınca ekonomi problemim daha da arttı. (ki zaten kötüydü) Tek isteğim küçüklükten beri doğuştan olan yeteneğim (kendimi övmek için değil, gören yetenekli kişiler tarafından duyduğum) futbolcu olmak isterdim. Size kısa hayat hikâyemi anlatmayı çok isterim. Vaktiniz var ise müteşekkir olurum.


7 yaşımda Karagümrükspor başkanı beni Karagümrük stadının yanında olan toprak sahada gördüğünde "13 yaşına kadar kendini geliştir. Seni lisanslı takıma alıp maaş bile bağlarım." demişti. Bu heyecanımı babamla paylaştığımda iyi karşılamadı çünkü kendisi eğitimci olduğu için "futbol hobi işi, sakatlanırsan hayatın biter, okumana bak, mühendis, avukat ya da doktor ol" derdi. 13 yaşıma gelmek ve takıma girmek için can atarken babam taşınma kararı aldı ve 13 yaşındaki hayalimden uzaklara gitmiş oldum. 14 yaşımda kaçak bir şekilde U14 Galatasaray seçmelerine gitmiş, seçmeler için istenen 100 Lira için yarı zamanlı işlerde (berberde çıraklık, ayakkabı boyama, restoranlarda yer temizleme vs.) çalışarak parayı çıkartmıştım. Kendimi göstermek için büyük hırsla gitmiştim. Seçmeler ele usulü olup kademeli şeklindeydi. Şimdilerde nasıl bilmiyorum ama 7 aşamalıydı. Birde çok kişi olunca aşama buna göre artıyordu. Bütün aşamaları geçtiğimde en son aşamada sahada olmayan birkaç kişinin adı seçilmişler listesinde olurken kan ter içinde kalmış ben liste dışıydım. Hocaya sorduğumda bana aynen böyle dedi, "futbol eskisi gibi değilim koçum, yeteneklisin ama yerin burası değil, tanıdığın olsaydı belki şansın olurdu" dedi. Büyük hayal kırıklığı yaşayarak eve döndüğümde futbolun ve Türkiye'nin bu kadar acımasız olduğunu bilmiyordum. Halbuki ben sokaklarda daha küçükken Hakan Şükür, Hami Mandıralı, Sergen ve Şifo Mehmet ile büyümüş, bunların futbolunu örnek alarak hayal kurmuştum. Ayrıca hep bana Şifo Mehmet demeleri ve Şifo'nun emekli olduktan sonra yeni Şifo'nun ben olacağımı söylemeleri bile küçük yaştaki çocuğa umut veriyordu.

15 yaşıma geldiğimde futbolu her zamanki gibi sokaklarda oynuyor, bazı zamanlarda futbolda bile dışlanıyordum. Yine kendimi övmek için söylemiyorum ama beni dışlamalarının sebebi "iyi oynuyorsun, biz hep yeniliyoruz, adil değil" diyorlardı. 7 kişi toplanıp top oynayacağımız zaman 3'e 4 değil 2'ye 5 oynardık ki eşitlik biraz dengelensin diye. Yoksa futbol oynatmazlardı. 16 yaşıma geldiğimde futboldan iyice ümitlerimi kaybederken bir arkadaşım İstanbulspor seçmeleri için haber vermiş ve seçmelere giriş ücreti 50 Lira olup yükselme şansımın Galatasaray gibi büyük kulüplere göre daha fazla olduğunu söyleyince sönecek olan umudumu ateşlemişti. Yine parayı yarı zamanlı işlerden kazandığım para ile denkleştirerek gitmiş sağlık raporu vs. istenen belgeleri aldıktan sonra Zeytinburnu taraflarında (yanlış hatırlamıyorsam hala orada) stada gelmiştik. Seçmelere arkadaşımda katılmıştı. Yine 7 aşamalı bir seçme olmuştu. Arkadaşımda futbolu çok seviyordu ve onunla bir takım olunca çok iyi ikili oluyorduk. Onuda çok sevdiğim için onun seçilmesini daha çok istiyordum ancak 3. aşamaya gelince elenmişti. 6. aşamaya kadar ilk seçilen isimler arasında hep ilk sıradaydım. Son aşamadan sonra İstanbulspor U19'da oynayacaktım. Son aşamayı da İstanbulspor U19 ile kalan kişiler arasında maç yaparak gerçekleştirdik. Bu sefer sadece hücumda değil ayrıca defansa yardıma gelmiş, kalecinin kurtaramadıklarını defans gibi uçarak kafa ayak ne varsa kurtarmış ve ilk yarıda da 2 asist yaparak 2-0 kazanmıştık. İkinci yarıda seçmelerdeki kişiler değişerek diğer bekleyen kişiler yerimizi almıştı. Maçın başında gördüğüm yaşlı bir adam koç ile konuştuğunda bir genci gösteriyordu. Oda oyuna girmişti, sanırım torpilli diye düşündüğüm gerçek olmuştu. Topa bir kez bile dokunmamış, top geldiğinde bile ayağını kaldırarak toptan kaçmıştı. İsimler okunurken bir yandan kanayan dizlerime buz tutuyordum. İlk isim o çocuğun ismiydi, yine içimi kuşku sarmıştı ve korktuğum yine başıma gelmişti. Ama bu sefer bağırarak "adaletsizlik yapmayın, burada can çekişip kan ter içinde kalarak mücadele veriyoruz, çocuk terlemeden, koşmadan topa değmeden seçiliyor." dediğimde bana verilen cevap buydu, "sen ne bekliyordun?"

18 yaşıma kadar yine futboldan ümidimi kesmiş ve sadece eğitimime odaklanmıştım. Üniversite sınavı gelmişti. Babama, okuduğum okulun yurdunda kalacağımı, telefonumu almasını ve dış dünya ile iletişimi kesmek istediğimi söylediğimde "üzgün olduğunu biliyorum, keşke elimden birşey gelse de futbol oynayabilseydin" demişti.
Aradan birkaç ay geçmiş sadece sınava odaklanmıştım. Yurda hafta sonu babam gelmişti, "müsaitsen seni biriyle tanıştırmak istiyorum", dedi. "Kim" dediğimde gidince göreceğimi söylemişti. Çorap ve deri fabrikasına gelmiştik. İsmini vermek istemiyorum reklam olmaması açısından ama Türkiye'nin en çok iş yapıp Avrupa'ya da en çok satış yapan firma diyebilirim. Ayrıca buranın sahibi o zamanlarda Fenerbahçe divan kurulu üyeleri arasında yer alıyordu. Babam bu kişi ile eğitim semineri verdiği esnada tanışmış ve 3 yıl boyunca iş yapmış ancak kendisi de yeni öğrenmişti. Bunu duyar duymaz beni söylemiş, tanıştırmak istemişti. Benim hayalim herkesin yaşadığı gibi torpil ile futbolcu olmaktı. Ancak hayaller Paris, gerçekler Muş derler ya? Aynen öyle oldu. Adam Türkiye futbolu hakkında konuşmaya başlamıştı. Geride kalmamızın sebebi bu olduğunu söylese de önüne geçmek yerine daha da devam edeceklerini söylemişti. "Futbolcu mu olmak istiyorsun? O eskidendi, sokaklarda top oynayıp futbolcu olmak, Avrupa'da belki hala var ama Türkiye'de bu bitti. Ben seni tek bir sözümle Aziz Yıldırım ile tanıştırabilir ve A Takımın ilk 18'ine aldırabilirim. Ancak babanın bana 100.000 dolar vermesi lazım. Yoksa torpilsiz hayatta futbolcu olamazsın. Eğer paranız yoksa fenerin alt amatör takımlarından bir tanesinde hayalini en azından yaşayabilirsin. Ama çok birşey olacağını sanmıyorum." dediğinde Türkiye'de Süper Lig'de oynama ve Türkiye A Milli Formasını giyerek ülkeme Dünya Kupasını kazandırma hayalime kadar hepsi bitmişti. Yine de "tamam kabul ediyorum, Amatör ligde oynamak ve en azından tecrübe kazanmak istiyorum" dediğimde adam hem şok olup hem de bu özgüvenimi tebrik etmişti.

Amatör lig heyecanım 4 yıl kadar sürmüş, bu süre zarfında üniversiteyi kazanamamış, ful zamanlı muhasebe elemanı olarak çalışıyordum. Babam eğitimime önem vermediğim için arada küsüyordu. 4 yıl amatör lig heyecanımda 1 yıl U19'da kaptan olarak oynamış ve şampiyon olmuş, bu sırada A takımda da oynamış 1 şampiyonluk 1 de play off şampiyonluğu yaşamıştım. Ancak A takımda çok fazla 18 şansı bulamıyordum. Çünkü kulübün başkanın yeğenleri futbolu bilselerde bilmeselerde daha öncelikliydi. Bu geçen zamanda çok şeyler yaşamış, hiç maaş alamamış, sadece yol parası ödenmiş, Beşiktaş U19 hocası tarafından seçilmiş ancak başkan satmamış, Kayseri Erciyesspor A takımı tarafından çağırılmış ancak yine başkan vermemişti. Bunların sebebi Başkan, normalde yeğenlerini izlemeye davet ettiği hocaların beni seçmesi üzerine yaşadığı sınır krizi ve kıskançlıktan ötürü beni hiçbir kulübe satmamıştı.
4 yılın annem ve babam zaten araları iyice açılmış durumda olurken babam 1 gün evdeydi, 1 gün dışarıdaydı. Beni eğitim için Kırgızistan'a gönderdiğinde "bari diploma al" demişti. Gittiğimde okulumun yarı dönemini ödemiş ve diğer yarısını ödemeyip annemi terk ettiği gibi beni de terk etmişti. Kırgızistan'da yaşadıklarım zaten ayrı bir hikâye olur onu yazmak istiyorum.

Şimdi Türkiye'de Aydın'dayım ve evliyim (evlilik konusu da ayrı hikâye diyebilirim). Okuluma uzaktan eğitim ile tamamlamaya çalışıyor 2013'ten beri yazarlık işi yapıyorum. Çok şükür uzun süredir çalıştığım işverenlerimle çalışıyor, arada R10 gibi platformlardan iş alarak ek gelir elde etmeye çalışıyorum. Bu zaman zarfında kendimi bir yandan geliştirmeye çalışıyor bir yandan hiç burs alamasam da bir şekilde sponsor aramaya çalışıyorum. Şimdi BAL liginde bir kulüp ile uzaktan temas halindeyim ancak evlilik ve spordan sonra verdiğim uzun ara sonucu biraz kilo aldım. Eve bakmak zorunda olduğum için bazen vaktim olsa da naktim yeterli olmuyor.

Buradaki anlatmak istediğim sponsorlukta buydu. İsteyen burs ya da nakit sponsor olabilir. İsteyen varsa krampon, futbol topu ya da spor aletleri gibi destekler de sağlayabilir. Eylül'ün sonuna (Lig başlayana) kadar vaktim var. Bu zaman zarfında spora daha iyi adım atabilmem için (bu arada fitness salonuna gidecek nakit yeterli olmadığı için evde birşeyler yaparak spor yapıyorum) biraz desteğe ihtiyacım var. Kilolarımı kaybettikten sonra eğer planım işe yararsa bana verilen destekleri fazlası ile geri ödeyeceğim. Eğer olmaz ise bana verilen destekleri eksiksiz bir şekilde geri ödeyeceğim.
Aydın çevresinde yaşayanlar varsa yüz yüze tanışmak isteyen olursa Aydın Merkez'e misafirim olacak şekilde beklerim. Bunun dışında "tanıdığım profesyonel takımlara seni aldırabilirim, kondisyon yap yeterli" diyen olursa tabi ki daha makbule geçer. Her türlü desteğe açığım. Unutmayın ki geri dönüşü mutlaka olacaktır.


Okuduğunuz ve zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim. Zamanınızı aldığım için hakkınızı helal edin.
Tekrardan teşekkür eder, esenle kalmanızı dilerim.


Selametle...

Forum dışı iletişim için:

skype: sifomehmet.taskin
mail: sifo.mehmet92@gmail.com