ikare adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam 2005-2010 arası Ankara'da yaşadım. Akçağ diye bi kitapçı vardı selanik caddesinin sonunda idi sanırım. Onun hemen yanında 3-5 tabure ile çay satan bi çay ocağı vardı hem sessiz sakin bir yerdi. hem çayı çok güzeldi.
Bir de karanfil sokak tarafında bir yer vardı. burada da kocaman bir kafe vardı. içerde kimse kimseyi duymaz anlamaz öyle bir yerdi.
ve çaylarını şöyle anlatayım size ilk bahsettiğim yerin getirdiği çayın dibinde kalan çaya sıcak su ekleyip getiriyorlardı sanki arada o derece fark vardı.
Ama fiyatları da nerdeyse iki kat pahalı.
ve ikinci söylediğim mekan her zaman tıklım tıklım olurdu.

neyse bunlar işin ticari yönü.
Diğer kısmı ise bence 3 önemli etken var.
1) Kimileri kızabilir ama geri kalmış toplumlarda/ doğu toplumlarında gösteriş/hava atma (iktisatta "snob tüketim" denilen şey) çok revaçta.
Hal böyle olunca da herkes daha lüks görünenin peşine düşüyor. Hava atma derdine düşüyor.
2) İnsanların genelde gelir seviyeleri ortanın altında. Dolayısı ile bu insanlar için o kafeye gidip bi kahveye 10 lira vermek ucuz bir lüks. Yani bu adam atıyorum bi mustang yada corvette sahibi olamayacağını bildiği için bu tarz ufak şeylerle lüks duygusunu yaşıyor. Onunla kendini onore edilmiş hissediyor. Daha zengin biri için de kendini onore edecek/ egosunu tatmin edecek kahve fiyatı 200 TL falandır.
3) Son olarak bizim toplumumuzda genellikle kızlar "zengin koca bulma" hedefiyle yetiştirilirken erkek çocukları da "zengin ol tüm kızlar senin olur" söylemi ile yetiştiriliyor. Hal böyle olunca da piyasanın "talep" tarafındaki erkekler kendini daha zengin gibi gösterme derdine düşüyor
İnan bu yazına hem r10+ hem de beğeni attım. Cidden çok güzel yazmışın, duygularımı ben yazamadım ama sen ifade etmişin emeğine sağlık.