Önce demokrasiyi doğru anlamak lazım. "Adamcılık" yapmak yerine, gerçekten iş yapacak insanların seçildiği bir Türkiye demokratik oylamanın en temel mantığı olmalı. Adayların hangi partiden veya hangi şehirden olduğuna bakılmaksızın ülke için neler yapabileceğine/projelerine, vaadlerinin gerçekçiliğine vs bakılarak oylar verilmeli. Zaten sizi sizin adınıza yönetecek birilerini seçerken bunlara bakmayacaksınız da neye bakacaksınız değilmi? Ama ne yazıkki başka parametrelere bakıyoruz..
Bir ikincisi, Ülkede siyasiler vatandaşa değil de vatandaş siyasilere saygı duyuyor, el pençe duruyor. Size geçmişten hatırlatma :
Bakan bir köye gidiyor,
Köylü : Bakanım hoşgeldiniz, köyümüze geldiğiniz için biz çok sevindik.
Bakan: Nerden bileyim sevindiğini, haydi bir takla at da göreyim bakayım.
Görüşlerinizi merak ettiğim bir soru : Bana göre benim vekaleten ve süreli olarak seçtiğim hükümet yetkilisi değil de ben Mercedes'e binebilmeliyim. Çünkü benim Mercedes'e binebileceğim şartları sağlaması için onu seçiyorum. Kısaca Seçilen kişinin görevi halkın refah düzeyini artırmak olmalıyken ne yazıkki ben onların Mercedes'leri için mezarda emeklilik sistemine katlanıyorum.
Partiler umrumda bile değil, verdiğim bakan köylü örneği bir partiyi eleştirmek adına da yazılmadı. Halkımızın kendi seçtiklerine karşı ne kadar saf ve temiz insanlar olduğunu göstermek adına yazdım. Halk seçilen için önünü iliklememeli aksine gerektiğinde onun yakasını toplayabilmeli.. Dilerim bir gün gerçek demokrasiyi yaşayabiliriz.
Saygılar