Şu yorumlara bakınca gerçekten içim acıdı. "Yaşamakta zorlanıyoruz" anlayışımız 1000dolarlık telefon alamamak. Bu ülke ve bu ülkenin yöneticileri gerçekten zora girmiş bi ekonomi ile birlikte size sadece pahalı telefon alamamayı, pahalı arabaya binememeyi hissettiriyor. Buna şükretmemiz gerek.
Asgari ücret konusunda, İstanbul'da asgari ücretle çalışan insan yok arkadaşlar. Asgari (aslında es-gari) alt limit demektir, hiçbir işveren çalışanına asgariden az ücret veremez demektir. Kaçak çalıştırıyorsa tabiki verebilir fakat yasal sınır bu. Vasıfsıza asgari vereceksin diyen yok.
İstanbul, Ankara ve benzeri büyükşehirler dışında sigortalı işçilere asgari ücret veriliyor, şahit oldum. Fakat o şehirlerde de (örn: Elazığ) yaşam koşulları gayet düşük. 4+1 220mt lüks diye ilana girilen dairenin kirası 800TL Elazığ'da. Burada 2+1 bir evde, orta halli yada düşük halli bir semtte oturan birisi yaklaşık 500TL kira veriyor. Maaşının 3'te biri. Fakat üstte Fransa'da yaşadığını anladığım arkadaşın söylediğine bakınca 1050 Euro maaş alan adam 500 Euro yani maaşının yarısını kiraya veriyor. Aradaki fark bu arkadaşlar, gereksiz strese giriyor ve olaylara yanlış açıdan bakıyorsunuz. Finlandiya'da yaşayan tanıdığım fotoğrafını attı, domatesin kilosu 15Euro. Sen 1TL'ye yiyorsun yazın. 75'te biri gibi bir oran var arada.
Ekonominin iyiye gitmesinin tek yolu halkın "dövlet böze bahmiyi" demesi değil, halkın bilinçlenip ihracat yapma hedefleri koymasıdır. Amerikaya, Avrupaya hiracat yapma hedefi koyarak işlerini büyütmeye çalışmalılar. Gerekirse şirketin hissesini satıp ortaklık kurmalı ama işini büyütmeli. Ki hisse satıp şirket büyütmek gayet mantıklı bir hareket, yatırım aldığınız kişi muhtemelen yurtdışı bağlantıları olan birisi olacaktır.
Bu devletin değil, halkın sorunudur. "Başka Bir Şey" kanalını az biraz izlediyseniz orada bahsediliyor, üretip Türkiyeye satınca bir şey kazanmış olmuyor sadece paranın yerini değiştiriyorsunuz. Ama ürettiğinizi yurtdışına satarsanız ülkeye para sokmuş olacaksınız.