Öyle devirler yaşadık ki bir sınıf öğrenciye veya bir bölük askere ‘peygamberimizin ismi nedir?’ diye sorulduğunda,derin bir sessizlik hüküm sürüyordu.bu arada bir şeyler söylemek isteyenler veya söyleyenler,yanlış bir isim vermekten kendilerini alamıyorlardı.çünkü bunlara dinleri öğretilmemişti

sadece islamiyet değil,hiçbir din öğretilmeyen bu gençlere ne öğretilmek isteniyordu? Nasıl hareket etmeliydik? Allah’ın emrine,peygamberin sünnetine uymayanlar,kimin emrini,kimin talimatını dinleyecek ve nasıl içtimai bir hayat yaşayabilecekti?

çokları kendilerini (model) kabul etmiş,herkesin,bilhassa gençlerin kendisi gibi olmasını istemişti.halbuki model durumunda olan kimseye,bir model gerekir.

Yaşlılarımız osmanlıların tesirinde kalmıştı.osmanlılar,islamiyetin tesirindeydi.fakat bu tesir son üç asırdır daima aşağı doğru inen bir grafik çizgisini hatırlattığından,tesirin kendisi değil,gölgesi bile söz konusu olamazdı.böylece islamiyeti yaşayamayan fakat islama bağlı tiplerin sayısı her geçen gün biraz daha artıyordu.nihayet bu bağ,bazılarında koptu.islamın çizgisi dışına çıkanlar,yabancı rejimleri kendilerine ideal edindiler.işte büyük felaket,o zaman kendini gösterdi.

Yabancı isimleri bayraklaştıranlar,yabancı insanların resimlerini üniversite duvarlarına asanlar,yabancılar uğruna hayatlarını tehlikeye atanlar,kendi peygamberlerinin ne dediğini bilmiyordu.

Evet,midesini doldurduğumuz,kupon kumaştan elbiseler giydirdiğimiz gençlerimizin,evlatlarımızın kafalarını ihmal ettik.sanki kafasız bir nesil yetiştirdik.başsız gezen ayakların,başsız sallanan yumrukların tesirinde kaldık,ne yapacağımızı şaşırdık.bunlar,mazideki hatalarımızın faturasından başkası değildir.öyle ise niçin şaşırmıştık?

Suçlu aramak bir mana ifade etmez.ortada suçlu varsa,onun cemiyete kazanılması için kolları sıvayıp çalışmak gerekirdi.

Din,allah’ın! Herkes de allah’ın emrine uymak ister.şunun bunun emrine uymaktan sıkılanlar,manasız,mantıksız emirlerle karşılaşanlar, insanlara itaat etmekten usananlar,allah’ın emrine uymakta hayat bulacaktır.allah’ın emrini bildiren,kendi nefsini işin içine katmadığı için kimseyi ezmiyor,emri alan yaradanın emrini aldığı için memnun kalacaktır.

Adil bir hakime kim kızar? çünkü hakim,kanun adına karar verir.hata hüküm giymemiş suçlu,alacağı cezayı çok önceden hesaplamakta ve buna razı olmaktadır.burada hakimin mahkuma ve mahkumun da hakimne kızmamasının sebebi,her ikisininde kanun önünde eşit olmasında aranmalıdır.kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.

Bir fabrikada çalışan kimseler,yönetmelik önünde eşittir, müdürden,temizlik işçisine kadar herkes yönetmeliğe uymak zorundadır.vazifesini yapan memnun,yapmayan suçludur.

Işte din,yeryüzü sarayının nizamnamesidir.onun önünde herkes eşittir.ona uyanlar,vazifesini yapmanın,üstün insan olmanın hazzını tadar,uymayanlar çile çeker.

Dini anlatan ile dinleyen arasında da fark yoktur.biri allah’ın hükümlerini tebliğ ediyor,diğeri bunları dinliyor.işte bunun için osmanlı imparatorluğunu teşkil eden otuzdan fazla devlet,islamiyetin gölgesinde dalaletin ateşinden korunup,memnun yaşıyordu.hiçbir devlet diğerine hükmetmiyordu.hakim durumunda olan türk kavmi,allah’ın kölesiydi.kölenin kölesi olmayacağından hiç kimse kendini köle saymıyordu, hatta ‘müslüman’a’ köle demek,efendi olmaktır’ sözü dillerde dolaşıyordu.

Ne zaman ki türk’ün hakimiyeti veya türklerin seçtiği beşeri kanunların hakimiyeti söz konusu oldu,işte o zaman rumlar kendi kanunlarından ve kendi üstünlüklerinden söz ederken,bulgarlar,mısırlılar buna benzer bir hava tutturup ayrıldılar.ayrılanlar imparatorluğu parçaladı ve elimizde,el kadar bir türkiye kaldı.

şimdi türkiye’nin dışa muhtaç olmaması için,düşmandan korkmaması için gençlerin yabancı ideolojileri putlaştırmaması için ve üstün bir millet halinde hayatımızı sürdürmek için;mutlaka islam’a dönmek,islam’ı yaşamak zorundayız.çünkü islamiyet bize iyilikleri, güzellikleri emrediyor.islamiyet ölçü ve ahenk dinidir.ölçüden ve ahenkten nasibini alacak kimseler de sadece insanlardır.


Kaynak= hekimoğlu ismail

Şeyh muhammed mekki trabzoni’nin tercümesi a.fikri yavuz tarafından hazırlanmış olan 40 kudsi hadis adlı eserinden alıntı yapılmıştır.


kaynak site