fatii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kitap okumayı sevmeyen bir toplum internette bilgileride okumaz. Mesela ben site açmadan önce her gün türkiyede wikipedia kapanmadan günlük rastgele bir konu okurdum. Hiç beklemediğim şeyler öğrenirdim. Araştırırdım yani sadece burda kitap okunmuyor sorun değil gerçekten internette ödevlerden hariç merak edip okuyan kitlede çok az.


Kitap okumayı öğretmek gerek. Kitap okunmamasının nedeni üzeride yoğunlaşmak gerek. Bir çok cevap veren kişiler çok güzel noktalara parmak bastı. Bunların çözümü olabilir. Sonuçta okumak bir tercih olmamalı zorunluluk olmalı.




Güzel bir noktaya değinmişsiniz. Özellikle kitap pahalı diyen kişiler mevcut fakat kitap pahalı diyip her ay 50 tl cep telefonu faturası ödeyenler var.
Bir de dediğiniz gibi bahanelere sığınıyorlar. Yani biz kitap okuyun dediğimizde zamanımız yok deyip saatlerce telefonla oynayan bir kitle var. Bu da bizim insanlar gelişmesi önünde çok büyük engeller doğuruyor malesef. İnşallah kitap okuyanlar sizin gibi örnek olup bir çok kişinin okumasını sağlar.


Ayrıca uzun yazdığınız içinde bende teşekkür ederim.




Daha öncede çocukluk ve rol model olarak aile konusuna değinen arkadaş oldu. Tabiki bu mevcut. Zekanın artması demişsiniz oda doğru. Fakat bir süreden sonra insan büyür mesela üniversite öğrencisi artık bir olgunluğua sahiptir. Bu neden kitap okuma konusunda bir şeyler yapmıyor. Yani mesela sigarayı içmek çocuklukta kimse bize içirmedi. Fakat büyüdük içtik alışkanlık oldu. Kitapta daha sonra alışkanlık neden olmuyor. Mesela benim ailemde kimse kitap okumaz. Ama ben okuyun derim yine okumazlar. Ama bu benim okumama engel değil.
İnsanın 3 türlü zekası vardır. Bilişsel zeka, duyuşsal zeka, psikomotor zeka.

Bilişsel Zeka üst düzey zeka becerileridir. Yani ezberleme, analiz yapma, sentez yapma, problem çözme vs...

Psikomotor zeka vücut sinir kas koordinasyonu ile alakalıdır. Güzel yazı yazma, araba kullanma, güzel resim yapma, futbol oynama, masatenisi oynama gibi, vücudun sinir kas sisteminin motor hareket sistemini yöneten zekadır.

Bir de duyuşsal zeka denilen, duygu, davranış ve tutumlarımızı belirleyen bir zeka vardur. Bir partiyi sevmez, bir futbol kulübünü tutmak, çok çalışkan olmak, ya da kaytarmaktan zevk almak gibi...

Duyuşsal zeka bir durum, olay veya olguya karşı tutumumuzu belirler. Ve genelde çok erken yaşlarda oluşmaya başlar.
Duyuşsal zeka eğitimi çok zordur ve ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı olunur.
Bir adama analitik geometri öğretmek, her sabah yatağını toplamasını öğretmekten daha kolaydır.
Tutum ve davranışlarımız kaynaklarını fikirlerden ziyade duygulardan alır.
O yüzden yaşın ilerledikçe daha çok şey bilmen, daha olgunlaşman bir konu hakkındaki tutumunu değiştirmene neden olmaz.
Çocukken fenerbahçeli olmuşsundur ya da beşiktaşlı, şimdi Galatasaray süper kupa aldı diye gidip takımını değiştirmezsin.
Aynı şekilde kitap okumayarak büyüdüysen, kitaplara karşı tutumun fazla değişmez.
Bak Nihat Doğan'a, Survivor Turabi'ye... Ucuz felsefe ve aforizma ezberleyerek prim yapılabiliyor memlekette.
Adamlar evrenin sırrını çözmüş, ne gerek var o kadar kitap okuyup bildiklerinden bile şüphe eder hale gelmeye )))

İşin özü şu, biz hala yerleşik hayata tam olarak geçememiş, sözlü kültürü hakim olan ortadoğu kültürüyüz.
Eline mikrofon alıp sabaha kadar nutuk atan Cumhurbaşkanını dinlemeye bayılırız ama bu adam madem bu kadar çok şey biliyor neden bir kitap yazmadı diye sormayız.
Çünkü sözlü kültürün hakim olduğu yerde kitap okumak elbette rağbet görmez.
Forum webmaster forumu adamların yarısı herkez yazıyor. Çünkü dilini okuyarak değil, duyarak öğrenmişler...