Ortadoğu haberlerine yetişmek zor olmaya başladı. Hergün bir açıklama, her gün bir savaş çığırtkanlığı geliyor. Adının anılmasını istemeyen "
bir topluluk" Ortadoğu'da oynanan oyunlara level atlanmasını ve biraz daha kızışmasını istiyor. İstemekle kalmayıp düğmeye basmıştır. Dün "
Savaş Çanları Başladı" diye bir konu açmıştım. Konu üzerinden 1 gün bile geçmeden ABD tarafından füze çıkışı geldi. Kimi kesimlerce ve R10 üyeleri tarafından Trump'ın kurusıkı sıktığını söylemekte. Bir taraftan haklılar. Şuan için Trump bu şekilde konuşarak ABD içindeki üzerindeki baskıyı azaltmak, gündemi başka yere kaydırmak istiyor. Bu açıklamalarla da oldukça başarılı oluyor. Diğer taraftan savaşın öne çekildiğinin habercisi konumundadır. Bahsettiğim "
bir topluluk" yeni dünya düzeni ve dünyanın yeni süper gücü ülkesini seçiyor.
Savaş yarın olacak demiyorum. Ancak ilerleyen zamanda dünyada bir atılım gerçekleşecek. Ortadoğu'nun karışması ve Batı'nın çöküşü hızlanacak.
- Taraflar belli oluyor
Savaş için taraflar yavaş yavaş belli olmaya başlıyor. Bir tarafta ABD - İngiltere - Fransa - İsrail bulunurken, diğer tarafta Türkiye - Rusya - İran bulunmakta. Ancak son gelen kaynaklara göre Çin'inde dahil olması bekleniyor. Bugün Çin'den gelen haberlerde Çin mesafeli açıklama yapsada, tarafını az çok belli etmekte. Yani Ortadoğu birliği oluşarak Türkiye - Rusya - İran - Çin diğer cephenin karşısında olacak.
Bu yönde şuan için Çin figürü kaynak belirtilemez. İlerleyen günlerde bunun adımını Çin atacaktır diye düşünüyorum. Bunun yanında alakası olmayan Japonya'da bulunmakta. Japonya ne yapmaya çalıştığını anlamak zor. Sanırım o da kendini bir şeylere hazırlamakta.
Cumhuriyetçi partiden seçimlere giren Trump, özellikle muhafazakar nüfusun oylarını toplamıştır. Muhafazakar nüfus savaş karşıtı değil, kendileri için savaş yanlısı olmuştur. Yani gerçekçi olmak gerekirse, evet Trump seçim sürecinde yapmış olduğu açıklamalar ile Amerika'yı ne olursa olsun koruyacağı, onun için mücadele edeceği, gerekirse azınlıkları (Müslümanlar) ülkeden çıkaracağı veya kontrol altına alacağı, terör saldılarını kökten engelleyece gibi bir çok açıklama yapmıştır. Ve tamamı ciddi anlamda güç (kavga, savaş vb.) üzerine açıklamalardır.
Yani Amerika sadece izlediğimiz film ve dizilerden ibaret değildir. Amerika sadece New York'tan da ibaret değildir. Amerika'da özellikle tarikatlara bakarsak, nasıl karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve dolayısı ile bazı bölgelerin nasıl muhafazakar insanlar olduklarını görebiliriz. Kısacası Amerika'da
kimin eli kimin cebinde belli değil gibi bir durum yok. Aksine aşırı tutucu olanlar var.
Yazdığınız gibi değil de, bu olayları halk üzerinden ele alırsak eğer, muhafazakarlar için "kendilerinin haricinde, herkes potansiyel düşman". İşte Trump'ın kullandığı da tam olarak burası. Sürekli bir şeyler paylaşım, sonradan sözlerini geri alması, tam anlamı ile şark kurnazlığı ve oylarını güvende tutma durumu.
Ancak işin reel savaş boyutuna gelecek olursak eğer, Amerika olarak değil, İsrail olarak olayı ele almak gerekiyor. İsrail kendilerine vaat edilen Mezopotamya'yı almak için her şeyi yapar. Ki bunu ibadet olarak yapıyorlar. Yani onlara göre Yahudiler haricindekiler insan değil.
Hal böyle olunca da, savaşmak için ihtiyaç olunan para İsrail tarafından karşılanıyor. Yani para sıkıntısı ortadan kalkıyor. Teknolojik silahlar olarak ele alırsak eğer, Amerika tartışmasız bu konuda en iyisi. Tabii ki bu çatıyı birleştirmek için, dam ihtiyacı vardı ve onu da büyük abi İngiltere karşılıyor. Küçük kardeşlerden Ukrayna, Rusya'yı ablukaya almak için, Amerika'ya üst kurmasına izin veriyor. Ha keza Polonya'da aynı durum geçerli. Tabii ki olaya dahil olan Fransa ve Almanya ise iki farklı Hristiyanlık mezhebi olarak yani Haçlılar olarak olaya dahil oluyor. Bunu isteyen ise Roma yani İtalya.. Ama bu süreçte kimse taraf olarak İtalya'yı ve hamisi olan Almanya ile Fransayı (son iki hafta hariç) konuşmuyor.
İşin kısa ve özü, Rusya'nın ve sonrasında ise İran'ın karşısında ciddi bir Amerika, Avrupa, İsrail tehditi var. Haritayı göz önüne alırsanız eğer, Rusya'nın geriden gelebilecek (Afganistan'a kurmuş olduğu üstler özellikle) tehditlere karşı korumasını İran yapıyor. İran'ın ise İsrail tarafından yani alttan gelecek saldırılara karşı korumasını ise Suriye bölgesi (o topraklar) yapıyor. Bunun için Rusya özellikle Suriye'de bulunmak istiyor. Derdi gelecek tehditlere karşı ablukayı kendine göre oluşturmak.
Çin'in ise bu süreçten talebi, ekonomide süper güç olmak. Yani öyle savaşayım, Çin'in topraklarını büyüteyim diye bir derdi yok. Eğer ki Amerika ve Avrupa ciddi yaralar alırsa, bu yaraları kapatacak olan Çin. Her anlamda Çin bu işin içinde ekonomi için yer alıyor.
Gelelim Türkiye'nin durumuna... Aynı haritayı göz önüne tekrar getirirseniz eğer, 3 tarafı denizlerle çevrili cennet vatan, tam olarak bu kutuplaşmanın ortasında ve geçiş yollarını tutuyor. Çünkü karada yapılan savaşlarda, Avrupa için tek geçiş noktası Türkiye.. Yani Türkiye istediğiniz kadar olumlu ya da olumsuz düşünün, ne derseniz deyin, dünyanın şuan ki durumuna göre kilit konumunda. Mesela Türkiye farklı bir coğrafya da olsaydı, kimse
atalarımızın intikamını alacağız, size saldıracağız demezdi. Ya da ne bileyim işte Türkiye konuşulmazdı bile hiç bir yerde. Ama bugün konuşuluyorsa, bunun ana nedeni Türkiye'nin kapı ve geçiş görevi görmesidir. Yani Amerika'nın ve Avrupa'nın nasıl ki bize ihtiyacı varsa, Rusya ve İran'ında bize ihtiyacı var.
Tabii ki zaman gösterecek bize Türkiye'nin hangi tarafta olacağını. Savaş bu topraklarda önümüzde ki süreçte ne yazık ki kaçınılmaz bir gerçek. Şimdiden yerimizi seçmek ise amiyane tabir ile Ahmaklık olur. Çünkü bu ülkelerin bize ihtiyacı var ve sadece topraklarımızdan geçmek ya da topraklarımıza karşı tarafın girmemesi için, kendilerini korumamız adına bize ödeyecekleri paralar (altın, maden, petrol ne derseniz artık) var.
Türkiye bir nato üyesidir, tarihte hiç bir zaman ne Rusla nede İranla müttefik olmamıştır, garip olan Çinlede olmamıştır, tahminleriniz mantıklı değil, bir savaş olacaksa ülkemiz ilk başta çekimser kalsada daha sonra nato tarafına kaymaya mecbur kalabilir...
Türkiye her ne kadar Nato ülkesi olsa da, Nato'nın geçmişi belli yani elle tutulur 70 yılı ancak var. Bizim ise bu birliklere dahil olmamız, tam anlamı ile savaşmamak içindir. Çünkü gücümüz yoktu ve savaşmak yerine imtiyazlar vererek kendimizi koruma altına aldık. Rusya ve İran ile evet hiç bir zaman müttefik olmadık. Çünkü müttefik olacağımız bir durum oluşmadı ama savaşacak durumumuz çoktu. Ancak şuan için böyle bir durum geçerli değil. Ve ayrıca Kurtuluş savası sırasına bakarsanız eğer, Rusya mecburi olarak bizi destekliyor. Çünkü kaybedersek, 500 yıllık komşusunu kaybedecek ve çok daha tehlikeli olan Avrupa'yı ikinci tarafından da komşu olarak alacak. Kısacası bizi tanıyor, bizi biliyor, bizimle savaşıyor ama biz sadece bir cephesiyiz. Aynı şey bizim için de geçerli. Yani bugünki Rusya gücü ile Balkanların ve Yunanistan'ın Rusya'da olması demek, iki tarafımız ve hatta Suriye'de dahil üç tarafımızın Rusya ile kuşatılması demekti. Ancak böyle olmadı ve 1989 öncesinde Balkanlar'da zulüm gören Türkler, 1989'dan sonra, Balkanlara yapmış olduğu yatırımlar ile bu toprakların ekonomisini kalkındırdı. Ve şuan Balkan ülkelerinde Türk Ticareti %10 güce sahip. Belkide fazladır bu sayı çok eskiden aklımda kalan.
Savas canlari caliyor dedikten sonra bi fuze cikisi tutmus ya. Kendini muneccim sanan tipleme pek aldirmayin
Savaş çanları hiç bir zaman susmadı... 1990 yılında bir gece ansızın Irak, Kuveyti işgal etti. Amerika geldi Kuveyti kurtardı ve altınları ile petrol rezervleri Amerika'nın oldu. 2003'te bir gecede Türkiye üssünden kalkan Amerikan uçakları Irak'ı bombalanmaya başlandı ve 25 günde Irak'ı teslim aldı. Ama biz sadece göstermelik gelen dolarlar ve Irak'ın yeniden yapılanma sürecinde yapmış olduğumuz ticaret ile yetindik.
Tamamen gündeme göre kendi fikirlerimdir.