FHisamioglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ön uyarı: Yazı içimi dökmem sebebiyle çok uzun yazıldı. Cevap vermek için okunmasının yeterli kalacağı yerler ilk ve sondaki bold yazılmış paragraflardır. Aradakiler biraz daha işin yaşam hikayesi boyutu.

17 yaşında, lise 3 öğrencisi, oldukça genç bir kardeşinizim. Yaklaşık 7 seneden beridir bilgisayar teknolojileriyle iç içeyim. Bu sebeptendir ki kendimi bu alanda geliştirebileceğim bir meslek -yani bilgisayar mühendisliği- çocukluktan beridir hayalim oldu.

Geçen seneye kadar Diyarbakır’daki ailemden ayrılmış ve Ankara’da fen lisesi okuyan bir öğrenciydim. Mutlu sayılırdım ama notlarım ancak vasat bir öğrenci düzeyindeydi. Mutluluk/ders oranımı en iyi şekilde ayarlamak amacım olduğundan önüme büyük bir engel olmadığı sürece çok da umrumda sayılmazdı 3ler 4ler. Babam için bu böyle değildi tabi ki. Bu sene resmen bir sınav öğrencisi olacağımı ve bu süreci daha iyi geçirmem için sorumsuzluğundan kurtulup bir destek almamı uygun gördüğünden beni bu sene, puanım ile kazandığım iyi bir indirimle Diyarbakır’daki bir özel okula kaydederek beni de yanlarına almış oldu. Amacında başarılı oldu. Bir sınav öğrencisi olduğumun fazlasıyla farkında ve ortaokul bitene kadarki hırslı ve başarılı o öğrenci olmaya karar verdim çünkü.

Üniversiteyi Ankara’da okumak istiyorum. Kişiliğim yapısı gereği sürekli düşünen, yeni fikirler üretmek için yaratıldığını iddia eden, inovasyon ve öğrenme aşığı bir gencim. Amacım bilgisayar mühendisliği bölümünü okuduktan sonra bu alanda öğrendiklerim ile gelişip proje ve fikirlerimi hayata geçirmek yani diğer bir deyişle bir girişimci olmaktı. Yandal desteği ve sertifika programları, kuluçka merkezi ile TOBB destekli hibe ve kredileri cazip geldiğinden hedef olarak tam burslu TOBB ETÜ - Bilgisayar Mühendisliği bölümünü belirledim. Bir süredir de bunun için yoğun tempoda ders çalışıyorum.

Bunaldım. Artık gerçekten bunaldım. Yoğun tempoda ders çalışmaktan yoruldum. Kendim başta olmak üzere tüm herkesin benden iyi bir üniversiteyi kazanmamı beklemesinden bıktım. Bu işkencenin daha 1 seneden daha fazla sürecek olduğunu bilmek beni öldürüyor. Fikirlerim var. Bildiklerim var. Düşünme yetisine sahibim. Ama dikkate alınmıyor. Bişeyler düşünüyorum yazıyorum çiziyorum sonra yapılıyor ben daha denemeden üstelik. Her şeyin para olması beni öldürüyor. Paranın yolunun istisnalar harici iyi üniversiteden geçiyor olması beni bunaltıyor. Bir birey olarak görülmek istiyorum bir öğrenci olarak değil. Hala hayal kurabilecek kadar yaşam doluyken kalan son enerjimin bu maratonda sömürülmesini istemiyorum. Onca düşünceden sonra masamın üstünde açık kalmış kitabı görerek kazanmam gereken bir sınav olduğunu hatırlamak istemiyorum. Zaten bir şeyler öğrenmeyi çok seviyorum ama öğrenip öğrenmediğimin sorgulanması ve öğreneceğim şeylerin dayatılması canımı sıkıyor.


Ne yapabilirim? Kimden destek almalıyım? Her şey diploma mı? Aileme derdimi nasıl anlatacağım arkadaş?
Okumadan da kendini geliştirebilirsin doğru, ancak üniversiteye başlarsan, üniversitenin imkanlarını kullanırsan aktif olarak üniversitenin etkinliklerinde görev alırsan her şey değişir.

Ama derslerde en arkada oturursan/uyursan, okula gitmezsen, hocalarla dekanlıkla iletişimin olmazsa üniversite sana hiç bir şey katamaz.

Bana göre okumalısın, zaten konuyu açarken de senin düşüncen belliydi ama yine de yazmak istiyorum.

Okursan işlerin daha kolaylaşacağına emin olabilirsin.

Neden zor yolu tercih edesin ki?

Forumda üniversite tamamen zaman kaybı olarak bahseden arkadaşların türünde sınıf arkadaşlarım vardı, adamlar derslere gelmiyordu, sonra da üniversite hiç bir şey vermiyor boşa zaman kaybı diyorlardı, sen okulda köşe yastığı olarak takılırsan, hiç bir hoca ile samimiyetin olmaz, okul sana ne verecek?

Ben ise tüm etkinliklere katılıyordum, projelere katılıyordum, anadolu ajansı geliyordu çekimlerde projeler sunuyordum, il bilim şenliği oluyordu üniversitenin standında okulu temsil ediyordum, üniversite bitti hala iletişimim devam ediyor REKTÖRLÜKLE bile iletişimim var.

Üniversite de beni tanımayan neredeyse insan yoktu, üniversitenin internet sitesinde manşet olmak çok büyük motivasyon ve çok büyük referans.

Bir profesör size referans olursa bütün kapılar önünüzde açılıyor, diyeceksin ki ben başarılı olursam kapılar açılma mı?
Açılır güzel kardeşim ama benim o kapıyı açmam 15 dakika sürer, sen randevu almak için 2 ay beklersin güzel kardeşim.

Benim öğlen yemeği yediğim kişilerden randevu alabilmek için insanlar ücret ödüyor biliyormusun güzel kardeşim.
Geçen sene bir proje sonrası Rektör hoca, rektörlük çalışanları ve proje ekibi olarak gece 23'de çorbacıya gitmiştik, rektör hocadan randevu almak için insanlar kuyruk oluşturuyor, bu havalı sanayiciler var ya hepsi rektör hocanın karşısında dut yemiş bülbül gibi oluyorlar.

Hem oku hemde aktif olarak çalış, üniversitede tüm etkinliklere katıl, firmalarla görüş, r10'da işler yap.

Üniversiteye kesinlikle git, ben 25 yaşımdan sonra üniversiteye başladım.