FerhatAYYILDIZ adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Türkiye'de yapılmamış bir e-ticaret fikrim var. Ama yatırımı için en aşağı 4-5 milyon tl gerekli. İyi reklam yapıldığı taktirde, ayda 1 milyon tlyi çok rahat kazandırır. Halk tarafından çok destek görür, buna eminim. Ama taksicilerin ubere savaş açtığı gibi, bu işte de bir çok kesimi karşıma almış olurum.
Ha şimdi söylesem ne olur. Biri fikri çalar. Kendi yapar. Beni de tanımaz. Kimse demez ki gel beraber yapalım bu işi diye. Anca başarılı olursam ortak olmak ister. O zaman da ben neyleyim seni?
Bizim ülkede birbirini tutma diye bir prensip yok. Birbirinin kuyusunu kazma olayı var.
Mercedes bile rakibi olmasına rağmen Bmw'nin 100. yılını kutluyor. "100 yıllık rekabet için teşekkürler, ilk 30 yıl oldukça renksizdi" diyor.
Hep ben hep ben mantığı yerleşmiş bizim kafalara.
Eminim ki kitabı okursanız tam olarak bunlar vurgulanıyor. Neden böyle? sorusunun cevabı, nasıl yapıldığı vs.vs. En azından ilk 10 sayfayı okuyun kendiniz devam etmek isteyeceksiniz. Haklısınız..
Misal bir alıntı daha koymak istiyorum (biraz uzun ....)
"Türkiye'de en çok söylenen, en çok dem vurulan, en çok yakındığımız konu “az okumak, çok söz sahibi olmak” diye nitelendirilir. Az bildiğimiz konularda bile atıp tutmayı, “ben bilirim, sen benden iyi mi bileceksin” demeyi çok severiz. Facebook’u 3 ayda, Google’ı ise biraz devlet desteği ve milli motorumuz ile alt edeceğimizi söyleriz.
Silikon Vadisi’nin, Stanford ve Berkeley Üniversitesi’ndeki öğrencilerin dünyanın dört bir yanından gelen en zeki, çalışkan öğrencilerden oluştuğunu düşünürsek oradan çıkanların da en ukala, en “ben bilirim”ci olacağını hayal edebilirsiniz. İtiraf edeyim, Stanford mezunu öğrencilerle ve hocalarla görüşmeden önce ben de biraz öyle düşünüyordum. Hepsiyle konuştuğumda farkettim ki özgüvenleri yüksek olmasına, çok iyi okullardan bölümlerden mezun olmalarına rağmen bir o kadar da girişimleri hakkında en iyi yorumu, en iyi değerlendirmeyi MÜŞTERİ’nin yapacağının daha en başından farkındalar. Yani “süper fikir bulduk, kimseye de söylemeyelim, bitirince zaten herkes çok beğenecek, bir sonraki Facebook’u biz bulduk” gibi bir algıları kesinlikle yok. Belki bu hayallerle gelmiş göçmen girişimciler olabilir fakat orada biraz zaman geçirdiklerinde onlar da bu kültürü benimsiyorlar.
Türkiye’deki en büyük yanılgılardan biri girişimini kimseye anlatmamak, “söylersem çalınır” endişesiyle yaşamak olarak görülebilir. Fikir Türk insanı için değerlidir, fikir müthişse gerisi teferruattır. Ne yazık ki değiştirmemiz gereken en önemli huyumuz bu. “Fikrinizi anlattığınızda zaten başkası da yapabiliyorsa zaten o fikir değersizdir” düşüncesi tüm Silikon Vadisi’ni kaplamış durumda.
Silikon Vadisi’ndeki çoğu girişimci fikir aşamasındayken fikirlerini tüm arkadaşlarına anlatıyor, notlar alıyor, fikir aşamasından prototip aşamasına geçtiklerinde de bazen eş dosttan topladıkları sermayelerinin üçte bire yakınını prototiplerine test etmesi için test gruplarına harcıyorlar. Test gruplarından öğrendikleri geri bildirimleri çok iyi irdeleyip sonuçlarını da ileride melek yatırımcıları ile paylaşmak üzere saklıyorlar. Yani melek yatırımcıya giderken “benim aklıma süper bir fikir geldi, kesin tutar” gibi bir cümleyle gitmiyorlar. Ellerinde prototip ve test gruplarının prototip hakkındaki görüşleri ile melek yatırımcının karşısına çıkıyorlar ve “biz şu probleme çözüm ürettik, 300 kişiyle de ürünümüzün prototipini kullandırdık, şu sonuçları aldık...” diyorlar. Bu da tabii yatırımcı karşısında ellerini güçlendiriyor. Ürünün pazar beklentisi ile örtüşmesi olarak da nitelendirebileceğimiz (Product Market Fit) konusunun belki de en temel fonksiyonunu daha en baştan tamamlamış oluyorlar. Bu da hem girişimcinin ileride birçok açıdan zarar ederek şirketini kapatmasının önüne geçiyor, hem de yatırımcının da işini kolaylaştırıyor."
DİPNOT: Sizin dediğiniz konuyla yakından alakası olmasa bile ilgilendiriyor..
Amanının çok uzun.. Ama bizim için olmamalı.