Netflixin geçtiğimiz yıl uluslararası arenaya taşıdığı bu İspanyol dizisi dünya çapında geniş bir hayran kitlesi elde etti. Karakterler o kadar gerçekçi oynadı ki senaryoyu, gerçekten bir soygun havası verdi biz izleyicilere.
La Casa de Papel dizisinin adını IMDBde
Money Heist olarak görebilirsiniz. Dizinin müziklerinden bahsetmiyorum bile. O kadar özenerek seçilmiş müzikler ki bir an kendinizi karakterin iç dünyasında görüyor gibi oluyorsunuz. Bir önceki konumuzda final müziği olan
Bella Ciaoyu paylaştım dinleyip ne demek istediğimi kendiniz görün istedim.
Dizinin teması şöyle; Profesör, aslında babasının hayali olan bu soygunu yapmak ister. Bunun için her alanda işinin ehli olan suçluları bir araya getirir. Karakterlerimiz başkent isimlerini kullandılar. Tokyo, Naerobi, Helsinki, Rio, Denver, Berlin, Oslo gibi. Yakınlaşma, duygusal bağ ve hatta gerçek isimlerin bile kullanılmamasını ister bu kusursuz soygun planı için. Tabii bazen işler yolunda gitmeyebilir. Ama Profesör gibi koruyucu bir meleğiniz varsa o her şeyi düşünür. Bir soygunda oluşacak ve olabilecek her şeyi önceden öngören bu adam aslında tek bir şeyi hesaba katmamıştır o da kendi duygularıdır. Diziyi biraz daha ilginç kılan noktada soruşturmayı yürüten Müfettişimiz ile Profesörümüzün aşkıdır. İşler bu noktadan sonra biraz daha sarpa saracaktır.
Dizimizin ilk sezonu 13 bölüm sürdü. Ardından yapımcıları ve Netflix dağıtıcıları bu dizinin 2. sezonunu 6 bölüm olacak şekilde yayınladılar, toplamda 19 bölümden oluşuyor. Yapımcılar para kazanmak için değil, dünyaya bir mesaj vermek için bu diziyi çekmişler. Yoksa böylesine bir dizi bu kadar kitlesi varken final yapmaz, yapamaz. Profesörün final bölümünde değindiği Avrupa Birliği Bankalarının kayıt dışı ve iz sürülemez olarak ürettiği bu paralar nereye gidiyor? yine daha zengin ailelere mi?, büyük holdinglere mi? bu kadar para basılıyorken neden tek bir fakir kesim bundan faydalanamıyor. İşte aslında dizinin mihenk taşı burası. Karakterimiz Profesör, bir nevi Robin Hoodculuk yapmak istiyor, zenginden alıp fakire verme misali ama misali veya temsili değil gerçekten bunu yapıyor.
bkz Sosyalizm;
Üretim araçlarının kamunun, devletin elinde olması, ekonomik etkinliklerin kâr yerine insanların gereksinimlerini karşılaması gerektiğini öne süren, değer olarak emeğe önem veren, toplumun örgütlenmesinde köklü değişiklikler amaçlayan siyasal öğreti.
Darphanede bu mesajı görebiliriz biraz da; aslında kimse eşit değildir, herkes çalıştığını alır.
Vakit nakittir sözü de bu diziyle resmen vücut bulmuştur. Her saat, her dakika, her saniye izi sürülmez paralar bastığınızı düşünsenize! Zaman dursun istemezsiniz, sürekli hedefe doğru ilerlemek için üretime devam etmek zorundasınız. İspanya Kraliyet darphanesini soyma senaryosu ve bu senaryoyu bu kadar kalemine uygun yazmak kimin aklına geldiyse aklına sağlık diyelim 🙂
Uzun yıllar adından söz ettirecek
La Casa de Papel şu anda kendi dalında tek, tıpkı
Breaking Bad, Dexter ve Westworld gibi belki de onları bu kadar özel kılanda bu noktadır. Henüz izlemeyenler için daha fazla spoiler vermeden makalemi bitireyim.
Kısacası ben derim ki, bu diziyi izleyin ve izlettirin.
Kaynak