smanovic adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
kardeş çoğu konuda çok haklısın. sana akıl vermeye çalışan bir çok kişi senin yaptığını yapmadığı için yani düşünmediği için mutlu ve seni anlayamaz. sen ölümün gerçek ve mutlak bir son olduğunu kavramışsın. insanlar hiç ölmicekmiş gibi gaflet içinde yaşar. (dilleriyle ne kadar ölümü biliyoruz deseler de)
benzer şeyleri düşünmüşüz, bugün ölsek ağlarsa anamız ağlar yalan ağlar demiyecem, gerisi ağlamaz bile. 1-2 gün sonra bütün arkadaşların akrabaların vs. normal hayatına dönecekler hatta onları güzel yemekler yerken kahkahalar atarak şakalaşırken bile hayal edebiliyorum. istediğin kadar zengin ol, başarılı ol... bu 1-2 gün belki 3-4 gün olur belki olmaz. aslında aklı olan herkes düşünmesi lazım değil mi bunları. ben de korkuyorum, ben de bunalıyorum. bazen de yaşlandığım ve kırış buruş olduğum elden ayaktan düştüğüm günleri hayal ediyorum. gençler eğlenip gezerken kendimin ne kadar önemsiz bir köşede terkedildiğimi, amansız hastalıklara yakalandığımı bazılarının hakkımda ölse de kurtulsak diye düşündüklerini fln hayal ediyorum. insanın aklına binbir türlü şey geliyor. sonra kendimi yapayanlız hissediyorum, bana hiç kimsenin zerre kadar yardımcı olamayacağı gerçeğini anlıyorum. (sözde değil, yaşayarak anlamak gibi...)
tüm bunlara rağmen mantık yürütüyorum, ölümün bu durumları değiştirmeyeceği açık. ölmekten de korkuyorum ve hiç kolay olmadığını düşünüyorum açıkçası. ve yaşamayı seçiyorum, en azından şu an yaşıyorum ve yaşadığım sürece ilerde belki bazı şeyleri anlama ihtimalim var. ve karmaşayı çözüp belki mutlu olma ihtimalim var. ve bunları düşünmek bence yanlış değil, bunları düşüne düşüne bir yere varırız mutlaka bazı şeyleri anlarız. ama bu tehlikeli kaygan yolda ayağını kaydırıp intihar gibi şeylere bulaşmaktan uzak dur lütfen, kaderde varsa ölürüz zaten en azından ölümden(kaçınılmaz son) çok korkmamış oluruz
Korkular ve belkiler beni de bir süre daha ayakta tutacak gibi görünüyor.
Düşünce konusunda sizinle hemfikirim. Bu dünya üzerinde yanlış olmayan en net şey düşünmektir. Maalesef toplumun geldiği noktada düşüncenin yanlışlığı bizlere o kadar ileri düzeyde dayatalıyorki insanlar düşünmek yerine sisteme uyup nefes almaya devam etmeyi tercih ediyor. Düşünme günah, düşünme yasak, düşünme suç, düşünme yoldan çıkarsın, düşünme düşünme. Düşünme çünkü doğruyu bulursun, her şeyin temelinde bu yatmıyor mu? Sistem kendi devamlılığını sağlayabilmek için senin minumum derecede basit şeyleri düşünmekten öteye geçirmemek üzerine kurulu. Bu yüzyıllar boyunca böyle süregelince artık insanların ekseri çoğunluğu standart günlük ihtiyaçlarını düşünmekten öteye geçemiyorlar. Karşımdaki birisine aykırı bir soru sorduğum zaman hemen bilinçaltına yerleştirilen şekilde cevaplıyor ve konu üzerine düşünüp sorgulamak yerine körü körüne evrimsel sürece uymaya devam ediyor. Ben bunun karşısında duramam, duracak gücüm de yok, durma isteğim de yok. Sadece bu duygular bana çok fazla geliyor, aşırı derecede fazla. Her an her şeyi düşünmekten bunalıyorum ama bundan vaz da geçemiyorum, elimde olan bir şey değil. Köpeklerim, ördeklerim, tavuklarım var, onları dahi düşünüyorum. Bazen dışarda yağmurun altında oturup onları izliyorum ve üzülüyorum çünkü onların da bir yaşantısı var ve onlarda benim gibi yok olacaklar. İnsanlar derdini anlat diyorlar, genelde anlatmıyorum ama anlatınca da düşünme o zaman veya takma kafaya diyorlar. Herkesi kendin gibi görmenin getirdiği hastalıklı cevaplarla bana teşhis koyuyorlar. Ama bilmiyorlar ki benim asıl takmadığım onların o hastalıklı ben merkezci cevaplarıdır.

Neyse daha fazla insanların kafasını şişirmeyeyim, bir yazmaya başlasam sanırım sabah edicem yine.