İntiharı düşünmemin ne işle ne sevgiliyle ne de fiziksel bir durumla alakası yok. Çok fazla kız arkadaşım da oldu, genç yaşta güzel paralar da kazandım harcadım. Benim durumum daha çok yaşamaya bir anlam katamamaktan kaynaklanıyor. İnsanları izlemeyi seven birisiyim, bazen sokakta öylece durur geçip giden insanları düşünüyorum. Onların yaşantıları hakkında hayaller kuruyorum ve hepsinin sonucu bana boş geliyor. Boş, yaşamak tamamen boş. Bana göre öyle. Doğuyoruz, büyüyoruz, yaşlanıyoruz ve ölüyoruz. Arkamızda ise hiçbir şey bırakmıyoruz, yok olup gidiyoruz, elimizde kalansa dünyanın çilesini çekmek için harcadığımız yıllar. Dünyanın sistemi insanları öyle köreltiyor ki yaptığımız şeyleri ne için yaptığımızı veya anlamının ne olduğunu dahi bilmiyoruz. Ölümün tek gerçek olduğu bir yerde ben niye bu kadar acıya katlanayım ki? Sanatçıları, düşünürleri, büyük liderleri bu durumun dışında tutuyorum çünkü onlar ölümsüzlüğe ulaşmış çok özel insanlardır. Peki ya ben? Benim hiçbir yeteneğim, vasfım yok, sıradan bomboş bir insanım. Bugün ölsem 50 yıl sonra beni hatırlayan dahi olmayacak, zihinlerden dahi kaybolacağım ve tamamen yok olacağım. Dünyada ki maddesel işler bana tamamen boş geliyor, her gün 10 saat çalışan bir insanın tek amacı kendi ve ailesinin karnını doyurmak, böyle bir yaşam mı olur?
Anladığım kadarıyla bu yaşadığınız tam olarak
varoluş sancısı. Ve gayet normal bir durum, insanın özünde var. Seni çok iyi anlayabiliyorum.
Kendisine bir amaç bir hedef belirleyen ve gelecek, başarı planları kuran insanlar yaşama daha çok bağlı oluyor. Öbür türlü kendimizi hayattan, dünyadan her şeyden soyutlamış oluyoruz. Yarını niye yaşamak isteyesin ki değil mi? Bunu yenmek için yarından bir şekilde beklentin olmalı. Ne bileyim avm de toyota chr çekilişinin yarın açıklanması bile insanı yarına karşı bir bekleyişe sokuyor, umutlarını canlandırıyor. Misal seo çalışması yapıyorsundur acaba yarın sıralamada nasıl değişikler olacak, diğer gün bu iş olacak herhalde bekleyelim görelim tarzında kendine bir hedef belirlemelisin; bunu nasıl yaparsın bilemem ama emin ol üzerine düşün, etkilerini hemen fark edeceksin.
"Sonuç" odaklı düşünüyorsun. Direk sonuca bakıyorsun ve sonra ee ne olacak? bu beni mutlu etmez ki diyerek hayal kırıklığı yaşıyorsun. Unutmamalısın ki başarıya giden yolda en çok o süreçteki yaşadıkların insanı tatmin eder sonuç değil. Başarı, sorumlulukları yerine getirmen, kariyer yapmak gibi şeyler sana haz verecektir, o aradığın hazzı tekrardan tadarak yeniden doğmuş gibi oluyorsun.
Konu sahibi arkadaşa ithafen diğer bir konu yani hiçbir şeyin tadı tuzu olmaması olayı beynin bir şeye takılı kalmasından kaynaklanıyor. Anksiyete bozukluğu yaşayan biri mutlu ve güzel bir olay karşısında mutlu olamaz çünkü yaşadığı kaygı yoğundur ve birçok duyguyu yaşamasının önüne geçmiştir. Öncelikle kaygı sorununu yardım alarak çözmen gerekiyor psikologları küçümseme, iyi bir psikolog seni anlayıp nokta atışı ile hayatını değiştirir. İlaçlar da kısa vadade çok etkili.