CasperPC adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aslında hepimiz mecbur olarak yaşıyoruz, bazılarımız bu yarışta pes ediyor ve 13 yaşında intihar ediyor. Bazılarımız ise sağlıklı olduğuna ve bir miktar parası olduğuna güvenerek her gün yeni bir şeyler öğrenmek, yapmak, kendisine düşen görevleri yerine getirmek için yaşamak istiyor. Hepimizin belirli zorunlulukları yok, bakacak ailesi veya kendine bakma zorunluluğu yok. Bazılarımızın ise her gün köpek gibi sabahlara kadar çalışıp bakması gereken bir ailesi, bir sevdiği ve kendisi var.
Şunu düşün, sanatçılar, devlet adamları, tanınmış kişiler ve zenginler bunlara ölümsüz diyebiliyorsun, tamam ama bu kişilerde ölecek. Senin arkanda seni hatırlayacak kişiler bırakman eğer cinsel olarak yeterliysen (yani üreme yetin var ise) arkanda seni hatırlayacak en azından 1 tane dahi olsa çocuk bırakman mümkün. Evlenip, çocuk yapıp seni hatırlayabilecek ve diğer nesillere aktarabilecek bireyler dünyaya getirebilirsin. Kendini değersiz hissetme. Arkanda kendinden olan çocuğunu bırakabilirsin, eğer dersen evlenmek istemiyorum, çocuk yapmak istemiyorum bu durumda yine dünyaya nasıl faydalı olabileceğini düşünebilir ve faydalı olduğunu düşündüğün şeyleri yapabilirsin.
Tabii eğer bir insan yaşamayı sevmiyor ise gerçekten intiharı düşünüyor ise ne yapar eder bir şekilde yolunu bulur ve intihar edecek nedeni bulur, intihar etmekte bir tercihtir: Nasıl mı? Her birey özgürdür, 10 yaşında çocuk dahi bazen kendi isteklerini yapar o çok korktuğu babasını dinlemez. İşte yaşam böyle tuhaf, ama neredeyse %95 insan için yaşanması gereken bir dünya kuralıdır.
Evrim'in bana dayattığı neslini devam ettirme zorunluluğunu ben bu dünya için kullanmak istemiyorum. İnsanlar kendi nesillerine yaşanabilir bir dünya bırakmak için çabalamak yerine bugün ki gibi açgözlülükle her şeye sahip olma savaşında oldukları sürece bir çocuk sahibi olup onu bu bataklıkta yaşamaya mecbur bırakmak istemiyorum. Benim ölümsüzlükten kastım bıraktığı eserlerdi. Atatürk'ün belki bugün yaşayan bir akrabası yok ama o ölümsüzlüğü kazanabildi, Gogol sefalet içinde öldü ama bin yıl sonra dahi yazdıklarını okuyan çocuklar olacak, Da Vinci'nin çizdikleri binlerce yıl sonra dahi insanlara güzel duygular hissettirecek, Cengizhan'ın acımasız bir lider olması onu ölümsüz yapmıştır, Yahudiler bin yıl sonra dahi en büyük düşmanları Hitler'i hep hatırlayacaklar.
Bir adam tanıdım uzun seneler önce; Taksim'de sokakta yaşıyordu. Her akşam yanına gider sohbet ederdim, sokakta gördüğüm birçok insandan daha değerliydi benim için. Yıllardır görmedim belki de öldü gitti, arkasında hiçbir şey bırakmadan, öylece gitti işte. Babama soruyorum dedeni hatırlıyor musun diye, hiçbir şey hatırlamıyor, tamamen unutmuş. Dedesini hatırlayan son kişi babasıydı o da iki sene önce acı içinde öldü gitti. Neresinden bakarsan bak bir Gogol değilsen unutulacaksın, kemiklerin toprak olup yeni mezar yeri için üstüne başka bir ölü gömüldüğünde senden geriye tozdan başka bir şey kalmayacak.

Dünya üzerinde şu anda 8 milyar civarı insan yaşıyor, yüz yıl sonra sayısı bini geçmeyen isim haricinde geri kalanların tamamı unutulup gidecek. Saçma sapan bir düzende fiziksel yaşantını devam ettirmek için tatil dahi yapamadan saatlerce eşşek gibi çalışmanın anlamı ne? Ben hergün bunu düşünüyorum, bir türlü yaşama anlam katamıyorum, bu bana büyük bir ızdırap veriyor. Keşke bende sokakta yürüyen o genç adam gibi hayatın amacını düşünmeden yaşayabilseydim, çok daha mutlu olurdum.