Hocam amaç bir dili konuşabilmek mi yoksa bir dili öğrenebilmek mi?
Bahsettiğin yugoslav grup senin kadar ingilizce bilen biri için hayranlık uyandırabilir.
Ama gerçekten ingilizce bildiğini iddia eden biri için, ingilizce gibi kolay bir dili bilip yazamamak utanç kaynağıdır.
Bu forumdaki adamların %90 ana dilini bilmiyorlar, ana dilinde yazamıyorlar. Forumun %90 herkez yazıyor. Ben bu tarz adamlarla ticarete girmiyorum. Dilini bilmeyen adam işini hiç bilmez. Çünkü okumadan kulaktan dolma öğrenerek geçmiş hayatı.
Ben hiç ingilizce konuşulan bir ülkede bulunmadım. Ama ingilizceden başka iletişim olanağına sahip olmadığım yüzlerce arkadaşım oldu. Bu insanlarla ingilizceden başka bir dilde iletişim kurma ihtimalim yoktu. Yani o dil tek yol ise öğreniyorsun. İkinci bir yol varsa her zaman kaytarıyorsun. Şanslıydım bizim zamanımızda Anadolu Liseleri ilkokul 5 ten sonra orta 1 den önce ingilizce hazırlık ile başlardı. 11 yaşında öğrendim ingilizceyi ve 12 yaşında ilk ingilizce şiirimi yazdım. Hayatım boyunca da hiç Türkçe şiir yazamadım, ergenlik hayatım boyunca annem şiirlerimi okuyamasın diye hep ingilizce şiir yazdım. Ve bir çok ingiliz arkadaşım şiirlerime hayran olmuştur. Ama bugün ingilizce öğrenseydim şiir yazabilir miydim şüpheliyim.
Rusça okuyup yazabiliyorum. Bir ilkokul çocuğu gibi hatalar yapıyorum, Rusça Türkçe kadar fonetik bir dil değil. Ve aslında 3 farklı alfabe kullanıyorlar sayabiliriz. Standart alfabe gazete ve internette gördüğün harfler, el yazısı ve bazı harflerin değişik olduğu italik alfabe. Ben el yazısı öğrenmemiştim kendi kendime öğrenirken. Şimdi acısını çekiyorum. Biri elime bir not tutuşturduğunda okuyamıyorum. el yazısı ile yazamayan adama cahil muamelesi yapıyolar. Türkçe bile el yazısı yazmayan 20 senedir klavye kullanan ben, alıştırma kitabı aldım Rusça el yazısı çalışıyorum. Çünkü amacın kurtarabilecek kadar, kotarabilecek kadar değil, adam gibi olmalı.
Hepsinden öteye. Kendi kendine öğrenme çabaları daha maliyetlidir. Çünkü en pahalı şey hayatta ZAMAN. Kurslara, okula gitmemizin sebebi bu yolun daha efektif olması. Belirli bir bilgi kümesini, hiyerarşik olarak düzenlenmiş şekilde doğru taktikler ile öğrenetirler kurlarda veya okulda. Senin kendi kendine 2 senede öğreneceğin bilgisayar programlama dilini, ben sana 3 ayda öğretebilirim. Çünkü ben o 2 senelik bilginin nasıl organize edilmesi gerektiğini biliyorum, sen bilmiyorsun. Kendi kendine tırmalayarak öğrenmek kalıcıdır ancak süreç maliyeti uzundur.
Sana tavsiyem seviyene uygun bir kursa yazılman ve her gün 30 dakika kursta öğrendiklerini tekrar etmen ve memrise gibi bir uygulama ile kelime ezberlemeye çalışman. Bak şimdi bana bir mobil uygulama için ilham da vermiş oldun. Teşekkür ederim )))
Yazılım vs ile ilgili dediklerinize tamamen katılıyorum, kendim de aynı örneği yaşadım çünkü. Bir senede geldiğim noktaya bakıyorum da bilen birisi 1 ayda öğretebilirmiş

Ama İngilizce bence öyle değil, çünkü daha önceden de bahsettiğim gibi ben kursların doğru metodlar ile eğitim verdiklerini düşünmüyorum. Zamandan bahsetmişsiniz, çok haklısınız ama kursa gidersem, günde 2 saat ders verdiklerini baz alırsak (hafta içi ) yolda geçen süre ayrıca geç kalma ihtimaline karşı biraz erken çıkma, trafik vs. günde en az 4 saatim geçer. 1 saat de tekrar desek günlük 5 saat. Ben şu an günlük 3 saat civarında vakit ayrıyorum.ve onların bana 6 ayda katacağından çok daha fazla şey öğreneceğimi düşünüyorum. Bu arada memrise ile başladım dün, harika bir uygulama yapmışlar. Muhtemelen önümüzdeki günlerde destek amaçlı uygulamalarını satın alacağım. En güzel kısmı kendi kursunuzu oluşturabilmeniz. Eğer siz de bir uygulama yaparsanız bizim gibilerin halinden anlayan

haber veriniz lütfen.
Yerden göğe haklısın.. Yine de şöyle düşün; ben misal, iyi ingilizce konuştuğumu düşünürdüm uzun yıllar önce.. Bir yemekte maydonoz ve dere otu istemediğimi söylemem gerekiyordu ve tabiki bunu sözlüğe bakmadan yapamadım. Sonra insan üzülüyor ingilizce bilmiyorum diye. Öğrendik tabi sonra.. yurtdışında uyducu bir adamlar terminoloji gerektiren bir iki sohbet yapacaktık orada da çakıldık..
Yani hocam sizinki de çok spesifik bir örnek olmuş. maydanoz, dere otu

şimdi baktım da parsley, dill