Dostum bunlar vatanı, milleti, devleti sevmeyi evdeki bir esyayi sevmekle karistirdiklari icin Turkiyenin dort bir yanindan gonderilen bagislarin, dunyanin her yerinde ki Musluman toplumlarin yaptigi dualari, butun bir Musluman cografyanin arkasinda oldugu orduyu gorup anlayamazlar, sanarlar ki o is sadece teknoloji ile olur, Allah'ın hesabini bilmezler, ekseriyette biz bu tipler icin 'körler sağırlar birbirini ağırlar' deriz.
Biz bu ulkedeyiz, biz bizer yeteriz, Allah bize yeter...
Allah olaylara müdahale etmez. Bir kere bile müdahale ederse kader değişir. Yaratıcı, doğruları bildirmiştir. Ne kadar çok bu doğruları uygularsan o kadar başarı, kazanım elde edersin. ( Ben bu şekilde biliyorum, İslamiyet'in iddiası bu yönde sanırsam )
İslamiyet'e göre ben müslümanım demek müslümanlığın en temel gerekliği değildir, İslamiyet'e en uygun şekilde yaşayan, İslamiyet'in doğrularını uygulayanlar müslümandır. İslamiyet'te okumak ve hakkını vererek çalışmak tavsiye edilmiş hatta ibadet sayılmıştır. İslamiyet'in daha bir doğru, verimli tavsiyeler öğütlediğini iddia eden bir ideoloji olduğunun farkında değiliz. ( Doğrudur veya değildir gibi bir durum içerisine girip İslamiyet'i olumsuz ve olumlu bir şekilde yargılamıyorum dikkat ederseniz )
Biz Hristiyanız veya Ateistiz/Deistiz, Agnostik inanca sahibiz deselerde Almanya, Japonya gibi toplumlar bu doğruyu iyi benimsediklerinden refah içinde yaşamaktalar. Bize 1920'li yılların savaşlarının-buhranının kurturduktan sonra yeni bir fırsat kapısı açıldı ve 35-40 yıl boyunca ülke içerisinde ciddi kaos, uğramadan yaşabilme imkanı elde ettik. Fakat yaptığımız hatalardan o kadar ders almamıştık ki Rahmetli Menderes gibi ülkeye ciddi katkı sağlamış birini yaptığı hatalardan dolayı seçmemek yerine tekrar seçerek hem ona hem kendimize çok ciddi bir zarar verdik.
Tek hatamızda bu değildi, Osmanlının çökmesine sebep olan verimsiz yaşam tarzımız 1980'li yıllarda dini, milliyeti farketmeksizin batı ve doğu ülkeleri tarafından 1900'li yıllarda yaşandığı gibi "Türkiye ve diğer ortadoğu toplumlarının dünya ekonomisine, endüstrisine katkısı yok denecek kadar az o yüzden yaşamalarının bizim için bir önemi yok" düşüncesinin başlamasına neden oldu. Ülkemize acımasız terör saldırıları düzenleyen terör örgütlerinin diğer ülkeler tarafından kurdurulduğu ve bu terör örgütlerenin güçlenebilmesi için gerekli baskı, kaos, şiddet ortamının darbe öncesi, darbe yönetimi sırasında ve darbe sonrasında nasıl oluşturulduğunu da unutmayalım. Nasıl ki Abd,Ab ve Doğu ülkelerinin desteği olmasa Suriye, Ermenistan, Yunanistan'a, Irak'a gücümüz ile otorite, hakimiyet kurmak istiyorsak ( Ki yer yer ne yazık ki bizim hakimiyet kurma düşüncelerimiz doğrudur yer yer onların bize sitemleri doğrudur ) diğer dünya ülkeleri de birlikte bizim yapamadığımızı bize yapıyor.
Tabi şu da bir gerçek ki her ne kadar yanlışlarımız ile kendimize ve dünyaya zarar verip dünya çarklarına İngiltere, Abd, Ab, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya kadar katkı sağlayamıyor olsakta Irak, Suriye, Filistin, Lübnan, Yugoslavya kadar kendisine ve çevresine düşük fayda hatta zarar sağlama durumuna bugüne kadar düşmediğimiz için bu ülkelerin yaşadıkları kalıcı - geri dönülmez acı olayları ne mutlu ki yaşamadık. Umarım önem seviyemiz bu ülkelerin ki kadar azalmaz ve bu ülkelerin toplumlarının yaşadıkları felaketleri yaşamayız.