ce7in adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sağı solu bir kenara bırakmak lazım. Hiçbir görüşe meyletmediğinizi düşünün. Tam ortadasınız. Videodaki fikirleri de tek bir çerçeveye sığdırmaya çalışmayın, sınırlar çizmeyin. Sadece söylenenlerin haklılığı - haksızlığına odaklanın. Sizce söylenenler haksız yere mi söylenmiş? Söylenenlerin hiçbiri bu ülkede olmadı mı ya da olmaya devam etmiyor mu? Bu video çekildiğinde muhtemelen İzmir'deki erkek öğrenci yurdunda yaşanan olay henüz yaşanmamıştı. Yakın zamanda bunu da yaşadık. Artık hayatın bir rutini haline geldi. Haberlerde gördüğümüzde şaşırmıyoruz bile. Bu tarz haberler görüldüğünde çoğu kişinin aklında aynı soru: "Acaba hangi cemaatin yurdu?". Ben çocukken cemaat deyince aklıma camide namaz kılmak için toplanan insanlar gelirdi. Şimdi ise darbeler, adam kayırmalar, devlete sızmalar, tacizler, tecavüzler geliyor. Bu olaylara maruz kalanların aklına neler geliyor kim bilir. Buna rağmen halâ insanlar şeyhlerinin şıhlarının peşine takılıp gidiyor. Kimi maddi menfaatleri uğruna kimi de inandığı ahiret hayatında elde edeceğini düşündüğü avantajlar uğruna. Ülkenin yöneticileri de akıllanmıyor. Bir taraf kandırıyor hemen öbür tarafa yamanıyorlar. Arkadaş bir durup düşünün. Bu tarz oluşumların zararlarını kendi gözlerinizle gördünüz. Buna rağmen neden halâ devlette başka oluşumlara yol veriyorsunuz?
Sadece bu konular da değil insanı rahatsız eden. Videoda da söylenmiş. Eğitim sisteminin bir türlü dikiş tutmaması, sürekli değiştirilip durması. Hatta sırf bir kişi buyurdu diye sınavlara birkaç ay kala bile değişikliğe gidilmesi. Aklı başında bir ülkede böyle bir değişiklik alelacele yapılmaz. En azından birkaç yıl sonra uygulanacak şekilde şimdiden duyurulur ki çocuklar ona göre hazırlansın. Maç devam ederken, herkes eski sisteme göre çalışmaya başlamışken kural mı değişir? Haftalar süren belirsizlik sonucunda "acaba ne olacak", "hangi konulardan sorumlu olacağız", "sınav yapılacak mı yapılmayacak mı" diye düşünüp duran çocukların yerle bir olan motivasyonları ve bunun o çocukların geleceğine olan etkilerini düşünen bir Allah'ın kulu yok yönetim kademesinde. Eğitim gibi ciddi bir konuda bile böyle "ben yaptım oldu" zihniyeti ile yaşıyoruz. Diğerlerini siz düşünün. İnsanlar bu şartlar altında nasıl geleceklerini tasarlasın? Kendini nasıl güvende hissetsin? Tabi ki herkes kendisi ve çocukları için en doğrusunu yapmaya çalışacak. Kimi çözümü yurt dışına göç etmekte buluyor kimi de yurt içinde farklı alternatifler üretmeye çalışmakta. Sonra da "parlak beyinlerimizi batıya kaptırıyoruz" diye şikayet ediliyor. Sen o beyinleri ülkede tutacak icraatlar yapmazsan, etelektüel birikim sahibi ve kafası çalışan kitleyi "bunlaaaaağğğr" ya da "monşerler" diye ötekileştirirsen onlar da kendilerini dışlayan toplumdan uzaklaşmayı seçerler. Ne bekleniyordu? Her söylenene eyvallah demeleri mi?
Eğer sahip olduğumuz nitelikli insanları bu hızla kaybetmeye devam edersek birkaç on yıl sonra emekli maaşlarını bile ödeyemeyecek duruma geliriz. Artık ucuz iş gücü de para etmiyor. Endüstri 4.0 ve yapay zekâ ile birlikte bu kozumuzu da kaybedeceğiz. Geriye bize avantaj sağlayan sadece jeopolitik konumuz kalacak. Bu şartlar altında onu da elimizde tutabilir ya da kullanabilirsek.
Son yıllarda forumda gördüğüm en tarafsız yorum.