Son 10 senedir şehirler arası ve uluslararası tüm seyahatlerimi uçakla yaptım.
Öncelikle hala gerginim. Çünkü bir ara uçak kazası raporu denilen belgeselin her bölümünü zevkle izliyordum.
Şimdi paranoyalarım var uçakla ilgili. Ama gergin olmayı ahmak olmaya tercih ediyorum.
1,5 saatte uçulacak yere otobüsle 20 saatte gidilebiliyor. Korksan da biniyorsun.
Bir çok arkadaş hatalı şeyler yazmış
1) kemerleri fonksiyonsuz zanneden arkadaş bir gün türbülansa girersen anlarsın.
Uçaktaki kemerlerin amacı arabalardaki kemerler gibi sizin ön koltuğa çarpıp zarar görmemeniz değil, sizi koltuğa sabitlemek.
Bir türbülans hava yoğunluğu düşük alandır ve uçak burada tutunamaz ve hızla düşmeye başlar.
Evet uçak türbülansta düşer. 1 saniyede 4-5 metre alçalır. Bu esnada siz yukarı fırlarsınız kemeriniz yoksa. ve kafanızı tavana vurursunuz muhtemelen.
İniş ile kalkış, türbülansın en sık görüldüğü ve tehlikeli olduğu ve hızlanma yavaşlama durumudur.
Ama siz siz olun, kemer ikaz ışığı yansa da kendinizi alıştırın ve kemeri çözmeyin.
5-6 sene önce izmir e bir ilkbahar uçuşunda öyle bir türbülansa girdik ki, bir tarafımdan hostes ayakları yere değmeden geçti, diğer tarafta arkada oturan kemerini bağlamayan teyze uçtu bir sıra öne bizim kucağımıza düştü. Bereket pilot türbülans var kemeleri bağlayın demişti herkesin kemeri bağlıydı. Teyze sıkılmış çözmüş.
2) Sakız çiğenemeye gerek yok diyenleri dinlemeyin. İlk kez uçuyorsanız muhakkak sakız alın yanınıza.
Bazı insanların kulakları hassas. Basınç değişikliğine adapte olamıyor. Kulak zarınız çok ağrı yapar. Bunu önlemenin yolu popma etkisi, ya sürekli sakız çiğneyeceksin ya da yutkunarak basıncı dengeleyeceksin.
Basınç pilotun kontrolünde. Bazı pilotların ellerinin ayarı yok basıncı bir arttırıyorlar salak oluyorsunuz. Kulaç içi kulaklıklarda da işe yarıyor ama sürekli müzik dinlemek gerekiyor.
3) Uçak içindeki oksijeni sıkıştırmak için basınç uyguluyorlar. Eğer grip, nezle, azmış sinüzit gibi hastalıklarınız varsa aman uçaktan uzak durun. Kabin basıncı kafa iç basıncına doğrudan etki ediyor. Hayatınızda tatmadığınız sancıları tadabilirsiniz. Birgün nezle olmuştum Ukrayna'dan gelirken sol gözüme felç geldi zannettim o kadar şiddetli bir baş ağrısı yaşadım ki gözüm karardı.
4) İnerken insanın için bir hoş olur. Bu da kişiden kişiye, uçaktan uçağa, pilottan pilota, ve yine hava koşullarına göre değişir. Bu aslında düşme hissidir. Orta kulak hassasiyetiniz ile alakalıdır. Ama elbette inişi sert yapan bir pilot ile bunu daha fazla hissedersiniz. Bir de büyük uçakların manevraları daha yavaş gerçekleşiyor. Küçük uçaklarda bu his daha fazla hissediliyor. Türbülans fırtına varsa uçağın düşüp çıktığını hissedebiliyorsunuz. Bu hissen sürekliliği deniz tutması gibi miğde bulantısına dönüyor. Bereket çok uzun sürmüyor.
5) Uçaklar için en riskli dönem kalkıştan sonraki ilk 5 dakika ve iniş yapılan son 10 dakikadır. Çünkü kalkıştaki bir güç kaybının ya da inişte yapılacak bir hatanın telafisi zordur. Ama bir kere bulutların üzerine çıktın mı tek motoru kaybetsen de rahat rahat indirirler uçağı.
6) @tatar59 un dediği uçak indiğinde alkış olayı sadece eski Sovyet Rusya ülkelerinde olur, Rusya Ukrayna Kazakistan vs... Eğer alkış varsa uçakta kesin rusça bilen insanlar vardır )))
7) Uçaktaki basınçlı ortamda hep oksijeni az tutarlar. Yani uçak yolculuklarında sanki 2000-3000 metrede bir dağdaymışsın gibi seyrek oksijen bulunur. Bunun nedeni oksijeni bol bulan insanların kusmaya başlaması. )) Uçaklarda oksijeni azalttıklarında bulantı ve kusma olaylarının azaldığını keşfetmişler. Ve yüksek irtifa oksijeni veriyorlar uçağa. O yüzden az oksijenle uyumak kolaydır. Gerçi yurt içinde uçuşlar çok kısadır. Ancak ben harika uyuyabiliyorum. Genelde teker koyunca sıçrayarak uyanıyorum.