1920 ile 1984 seneleri arasında 15i kadın toplamda 712 kişinin asılarak idam edildiği Türkiyede; en son idam cezası 25 Ekim 1984de Burdur Cezaevinde gerçekleştirilir. Üç polisi öldürdüğü gerekçesiyle ANAP ve MDP oylarıyla ölüm cezasına çaptırılan yasa dışı Dev-Yol üyesi Hıdır Aslan infaz edilen son kişidir. Tuncelide merasimsiz defnedilecek 26 yaşındaki Aslanın idamı, Fransız senatosunda saygı duruşu ve elleri meşaleli müptezellerin elçiliğimiz önündeki bekleyişi ile protesto edilir.
İstiklal Mahkemeleri tarafından verilen 2000e yakın infaz kararını saymazsak Meclisin 1920deki kuruluşundan, 1984te ölüm cezaların fiilen kaldırılışına kadar geçen 64 yıllık dönemde TBMM tarafından onaylanıp infazı gerçekleştirilen ölüm cezası kararı sayısı 712dir. Bunlardan 15i kadın hükümlüdür. Bu son infazdan itibaren de mahkemeler tarafından verilip Yargıtay tarafından onanan idam cezaları, mecliste görüşülüp onaylanmadığından uygulanmaz. 1991 affıyla 500e yakın ölüm cezası dosyası 10 yıl ağır hapse dönüştürüldü.
Casusluk gerekçesiyle tek idam cezası 1949da infaz edildi. SSCB adına çalıştığı tespit edilen Aram Şanesyan adlı kişi asıldı.
Ispartanın Darıbükü Köyünden Hasan Kızı Fatma, Meclis kararıyla idam edilen ilk kadın olarak tarihe geçti. Son sözü Allah affetsin olacaktır. Bir başka kadını 20lik altın ve tarla karşılığı öldürmekten ceza aldı.
25 Kasım 1999da onanan Öcalan hakkındaki idam cezasının, Başbakanlıkta bekletilerek Meclise sevk edilmemesi ve 3 Ekim 2001 tarihli Anayasa değişikliği ile AB Uyum Yasaları çerçevesinde kaldırılarak müebbete çevrilmesinin ardından, infaz edilmemiş bütün idamlar da ömür boyu hapse dönüştürülecektir.
Dönemin infaz yasasına göre ölüm cezası, hususi dini günlerde yerine getirilmiyor, hamileler doğurana kadar, hastalığı tespit edilenler akli dengesi düzelene kadar idam edilmiyordu. Reşit olmayanlar ve 65 yaşından büyüklerin cezaları yine infaz edilmiyordu. Fakat 17 yaşındaki Erdal Erenin yaşının büyütülüp idam edildiği tarihimizde rastlanan bir olaydır.
İnfazlar 1965 senesine kadar gündüzleri, izlenebilmesi için halka açık noktalarda; İstanbul Sultanahmet Meydanında veya Ankarada Samanpazarında gerçekleştiriliyordu. 1965ten sonra ise infazlar güneş doğmadan önce cezaevi avlularında, gizli yapılmaya başlandı. Askerlerin ölüm cezaları kurşuna dizilerek infaz edilirdi.