Eyupoglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Normal de bu konularda pek konuşmam ama sen içtenlikle yazmışın bende sana içtenlikle yazayım ve emin olmalısın ki şuan anlatacaklarım sadece hayatımın yüzde bir noktası. Çünkü öyle şeyler gördüm geçirdim ki, bazılarını anlatmaya yüzüm yok...
Yaşım 30 Annem ile babam 95 yılında ayrıldı yani ben 9 yaşındaydım. Tabi bundan öncesi de hatırladıklarım var, mesela babamın annemi tekme tokat dövüşleri, iki kaşık toz şeker yedim diye karyolannın üstünde kafama yediğim tekmeler v.s. Neyse evin tek oğluyuz ya, gittik o yaşta çalıştık, çocuk olduğumuz için pek ciddiye alan olmadı, herkes günlük çalıştırıp çıkardı. Okuluda bırakmadım devam ediyorum. Sonra tornacıya girdim, 3 ay çalıştım sezonluk iyi bir abi idi, mesela ben okul dönemlerinde ondan harçlık isterdim, çünkü annemin verecek durumu yoktu. Derken hep çalışarak hem de okuyarak geçirdim. Belli süre sonra yazlık bölgelerde çalıştım, babam ayakçıydı hani şu garajlar da sağda solda yolcu toplayan insanlar var ya onlardandı kendisi. Benide yazları alırdı oralarda cafelere falan sokardı işe arkadaşlarım yazlık tatilini yaparken, ben bilmediğim yerlerde bilmediğim insanların yanında çalıştım annemden uzak. Babam dalga konusuydu çünkü pasaklı birisiydi, düşünsenize sizin yanınızda babanıza gülüyorlar ama olsun çocuk anlamaz değil mi ? Ve çok dövdüler beni, hiç unutmam aydın çineliler vardı bir gün marmariste sanayi sıkıştırdılar dövdüler ve ana bacımı sövdüler ve ben birşey yapamadım, kimseyi de çağıramadım.
Neyse gel zaman git zaman, yaş oldu 28 evlenme vakti geldi gerçi askerden önce böyle birşeye yeltendik, bir kızı sevdik nişanlandık ama evlilik yakınlaştığında eşya muhabbetine ayrıldık. İstediği eşyalara bütçem yetmiyordu çünkü. Sonra başka biri ile tanıştık, onunla evliyiz. O beni çok seviyor bende onu. Ama mutluluğu beceremiyoruz. Sence neden ? Ben söyleyim, çünkü 28 yılda yaşadıklarım benim psikoojik hayatıımı mahvetti. Hani sevgi kavramı dediğiniz şey var ya ben onu farkedemiyor mesela, birinin beni sevip sevemediğini anlayamıyorum, nasıl birşey acaba diye. Ya da birisi laf edince umursamıyorum koymuyor dokunmuyor. Ve ben artık hiç birşey hissetmiyorum. Bazen ufacık bir kavgada karşımdakine kıymak çok ağrıma gittiği için duvarlara vuruyorum yumruklarımı veya kafamı ortalama ayda 2-3 defa hastaneye giderim bunun için. Bu hafta da gitmeye niyetim var sağ elimde bir haftadır bir ağrı var rahatsız edici. Sonra eşim ve çocuğum onlar benim her şeyim, ama onların sevgisini hissemiyorum. Evet sevdiklerine inanıyorum çünkü kötü bir insan olmasam da onlara da yaşattığım ve benim tarafımdan gösterdiğim olumsuz psikolojik tavırlara rağmen benile birlikteler. Demek ki seviyor ama ben hissetmiyorum... Değişik birşey bu aslında.
Ben sizin gibi içki içip 24 saatte olsa kafamı bir yerlere veremiyorum veya nasıl dersiniz dağıtamıyorum kafamı, çünkü Allah:'tan korkarım bu hususta. Ama kafamın dağıldığı günlerde sıklıkla olur misal bundan 3 ay önce karşıma aldım birilerini anlattım onlara içimi ve sonra bıçağı alıp eşime verdim hadi beni öldürsene diye, yüzümde gülücükler ile. Gündüz kendi anlattı korkmuş ama üzülmüşte. Kimle konuştuğumda belli değil zaten....
Yani demem o ki kardeşim anlat anlat bitiremeyeceğim bir hayatım var. Dert değil tasa değil benim için bunlar. Payıma düşen buymuş dedim yaşadım. Evet kaybım çok belki ama yapacak bir şey yok. İntiharı falan hiç düşünmedim açıkcası, çünkü dedim ya inançlı biriyim. Öbür tarafı da düşünmek zorundayım bakarsın burada çektiklerimiz bize o tarafta amorti olarak dönebilir.
Neyse güzel kardeşim sen dertleşmek istedin, bende onca işimin gücümün arasında bu satırları yazayım dedim. Yazının başında yüzde bir noktası demiştim ya, yazının sonuna gelince farkettim ki şuan anlattıklarım Yüzde 0,001 miş. Umarım derdine derman bulursun...
Onca işin arasından zaman ayırdığınız için öncelikle teşekkür ederim.
Hemen hemen aynı problemleri yaşamışız sizinle abim. Rabbimiz beterinden saklasın bende inanç konusunda çok tutumluyum fakat gel görki gençlik ve nefis şaşırtıyor. Çocuk duygusunu tatmasamda eminimki çocuklarınız dertlerinizi ve sıkıntılarınızı bir nebze unutturuyordur size. İntihar gerçektende düşünülmeyecek birşey haklısınız dinen zaten yapmamız gerekli. Küçüklükten belli hayatın gerçekliği yüzünüze tokat gibi vurmuş fakar üstesinden sağ salim gelmişsiniz. Bırakın kırılan bir parmağınız eliniz olsun, şükür bunada... Ailenize karşı hiç bir zaman stresinizi ve sıkıntılarınızı yansıtmayın özellikle eşinize karşı. Sadece konuşun, dertleşin çünkü bunu yapacak bir imkanınız var. Benim o bile yok malesef... İnsanın kötülüğünü istemeyen, menfaatini düşünmeyen tek şeydir aile. Sıpsıkı sarılın ailenize Allahtan ve onlardan başka kimseniz yok bu hayatta. Bende uzun süre sevgi kavramını unuttum hissiyetsizleştim. Bu aralar aşık olabilirim- oldum gibi bilmiyorum kafa taktığım biri var uzun bir süre tatmadığım duyguyu da tadıyorum. Lakin psikolojikmen insanları kendime karşı rakip görüyorum özgüvenimi yitirmişim. Bu eksikliğim bir kerede ortaya çıktı özgüvenimi kaybettiğimi ilk dövmemi yaptırdıktan sonra anladım Ondan sonra tutamadım kendimi sürekli alışveriş yeni stil, kıyafet vb.. Yok saçları hafif boyatma gibi özgüvenimi arttımaya yönelik uygulamarda bulundum tabi bunu özgüvenimi arttıracağım için değil, içimde böyle bir boşluğun olduğunu bilmediğimin fikriyle yeni stil havasında yaptım. Ama şimdi anlıyorumki gerçekten özgüvenimi sıfır dereceye indirmişim....
Her ney hocam çocukluktan belli ağır acılar yaşamızsınız umarım babanız şuan hayattadır. Çocuklarınızın gözlerinden öperim eşinizle dostane geçinmenizi tavsiye ederim.
Vesselam...



Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Dost bulmak kolay değil. Ben en yakın arkadaşlarım sandığım kişilerin gerçek yüzünü ne yazık ki cenazemizde gördüm. Kimin gerçek dostum kimin dönemlik arkadaş olduğunu gördüm. İyi gözlemle gerçekten dostun olduğunu düşündüğün kişileri bırakma.
Gözlem önemlidir hocam zaten bende bu şekilde gördüm herşeyi.