Charles Bukowski'nin bir sozuyle yorum yapmak istiyorum. “Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, tuvaletini yap, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. Nasıl razı olunur böyle bir yaşama?”

İşçilerden pek farkımız yok, Türkiye son 8 yıl içerisinde daha çok İnşaat & Cafe işlerinde kilere para kazandırdı. Araplarında büyük katkısıyla sadece ama sadece geliştiğimiz konu inşaat, ihale işleri. Al bir ihale inşaatını yap vs vs her neyse.

Kısacası bırakında iki gün bir izole olalım.

Ayrıca sanırım İstanbul'daki hayatı cok daha iyi anlatan bir videoyu paylaşmak istiyorum;
https://www.youtube.com/watch?v=xo7DVKEW5Kk