Belli ki kaptırmışsın kendini Şeyla bakışlı ürkek Ceylan'a. Yalnız kalmasın istemişsin titreyen dudaklar. Abii demiş içten mağrur kırılgan sesiyle, boyamış endamıyla serinleten gölgesi. Nazlanmış, bir nida beklemiş takkeli prensinden. Kaçamak bir elveda. Çıkılır yola, başlar hayaller. Sarımsak kokusu sarar etrafı silkinirsin. Yanıbaşında yayılmış sarımsak gibi kokan terli adam. Tekrar isyan edersin ürkek Ceylan'a söyleyemediğin oncalara. Koku duygun kaybolmuştur. Uyursun. Sarılırsın. Öpersin. Koklarsın. Yanıbaşında duran dilberi. Bir acı ve kulağında çınlama. Boğaz'ına yapışmış, pala bıyıklı kelden tıknaz bir adam. Geçmişinin kulakları çınlıyor. Bir uğultu. Kaybolur gerçeklik. Zaman, mekan anlamsızlaşır. Beyaz bir ışık belirir. Ak sakallı bir dede yaklaşır. Der " Gel bakıyım evladım " . Gidersin! Ensenin köküne ağrı girer. Hakiki cevizdir belli eder kendini.
Başında birileri yığılmıştır. Bakarsın! Bakarsın! Bakarsın! Kuyruk sokumundan önce sinek ısırır. Ak sakallı dedeler ile yine başbaşasın.
Gözünü açarsın. Elini tutmuş gözünün içine bakan Ceylan. Öpersin elini. Yanağını okşarsın. Ürkek Ceylan kaybolur. Baban çıkar " Napıyorsun Eşşoğlu" der. Titrer kendine gelirsin. Hemşire kontrole gelir. Yavaşça elini tutar. Kanın kaynar. Kulaklarında Zeki Müren "inleyen nameler" tınısı başlar. Sırtüstü çevirir. Yumuşak bölgene küçük bir ısırık atar. Utanırsın. Sıkılırsın. Gider.
Her aşk bir gün biter şarkısı çalmaya başlar koridorlarda.
Kız gelir. Kimse yoktur. Dudaklar birleşir. Abi koca olur.
Mutlu son...