Arapça olarak kalası için birden çok sebep sayılabilir. Arapçanın anlattığını başka bir dille anlatamazsınız. Arapça bilenler bilir, 1 ayetten sayfalar dolusu anlam çıkarabilirsiniz. Yani sadece Türkçe değil, hiçbir dile çevrilmesi doğru değil.
bir diğer sebep, Ezan Müslümanların parolasıdır diyebiliriz. Dünyanın neresine giderseniz gidin duyduğunuz yerde anlarsınız ve farklı milletten de olsa karşınızdakiyle kaynaşmanız için bir işaret niteliği taşır.
bir diğer sebep başka dillerde okunmasına izin verilseydi Peygamber Efendimiz, zamanında da başka milletlere de davetçiler gitmiştir. Hiçbirine de onların dilinde ezan okuyun denmemiştir...
Ve bir diğer sebep yukarıda dediğim gibi, ezanla uğraşanların hiçbiri namaz kılmayan hatta namaz düşmanı insanlardır. o yüzden bile Müslümanın buna karşı çıkması gerekir.
Son olarak inanın bana ki deneyebilirsiniz 5-6 yaşındaki çocuğa bile ezanın manasını öğretmek 1 gününüzü alır en fazla...
Hiçbir yazdığınıza katılmıyorum. Günde 5 defa olmak üzere Arapça okunacak bir ezanın bu toplumu Türkiye Cumhuriyeti'nden önceki islamiyeti kabul eden Türk devletlerinde olduğu gibi Araplaştıracağı düşüncesindeyim. Aynı çerçevede Atatürk'ün getirdiği modernleşme adı altında kılık kıyafet, şapka gibi yenilikleri de düşünebilirsiniz. Siz dininizi doruk noktalarda yaşıyor ve dininizi Araplaşma olarak algılıyor olabilirsiniz ancak en az din ve inanç kadar Türklük, Türk gelenekleri, töreleri ve Türk dili önde gelir. Dilimizi yozlaştıran en önemli şey de zaten sanıldığı gibi İngilizce kökenli sözcükler değil, aksine Arapça - Farsça etkisine girerek öz Türkçe özelliğini yitirmesidir.
Siz nasıl ki, Mustafa Kemal'i sevmek bir zorunluluk değil diyebiliyorsunuz. O'nu sevmediğiniz halde hakkında görüş belirtebiliyor, hatta bizleri kemalist ve elitist kisvesi altında yaftalayarak ötekileştirebiliyorsanız okunacak ezanın Türkçe olmasını da namaz kılmayan bir müslüman, hatta bir tanrıtanımaz dahi yorumlayabilir. Bu topraklarda yaşayan, bu toplumun parçası olan herkes bu özgürlüğe sahiptir. Siz özgürlükleri sadece kendinize yontarak siyasal islamın en temel gereği olan "mağdur edebiyatı" yapıyorsunuz, bu yüzden yazdıklarınızın tek kelimesini bile samimi bulmuyorum. Size dilimin döndüğünce imanın, inancın kalplerde yattığını anlatmaya çalıştım. Hala da sözümdeyim. İnanç Allah ve kul arasındadır. Allah-u ekber yerine, Tanrı uludur denmesi; sizin veya benim inancımı sakatlamaz. Elinizi açıp dua ederken de o edeceğiniz duadaki dileğinizin Arapçasını öğrenmiyorsunuz herhalde, Allah sizi anlasın diye? Ezan konusunun da bundan farkı yok ama siz bunu propaganda malzemesi etmeyi çok seviyorsunuz. Atatürk'e buradan din düşmanı yaftası yapıştırmaya çalışan densiz insanlar şunu bir türlü anlayamıyorlar. Atatürk dini yok etmek isteseydi ezanı kökten yasaklardı, Türkçeye çevirmezdi. Tanrı uludur şeklinde ezan okunmasını sağlayan adam nasıl din düşmanı olabilir ki? Atatürk bir tanrıtanımaz olsa bile veya olsaydı bile, Türk halkının inançlarına her zaman saygılı olacak bir önder olmuştur.
bu konuda çok daha fazla şey söyleyebilirim ama diğer arkadaşlara verdiğiniz cevapları da okuduktan sonra bir şeyin değişmeyeceğini bildiğim için yeterli görüyorum.