Hocam şurda anlaşalım öncelikle. Siz haklısınız. Sadece sizin yaklaşımınızdaki hatalı kısmı söylemeye çalışıyorum ben yoksa sizin fikirlerinize karşı çıkıyor değilim. Yola çıkış noktanızın başlı başına yanlış olduğunu düşündüğümden yazıyorum sadece.

Siz sadece kendinize ait zararı düşünüyorsunuz. Mesela facebook'un bu dolanrıcılar ile ne kadar zarara uğradığını hiç hesaba katmıyorsunuz. Eminim ki facebook'a dokunmaz o paralar diyeceksiniz ama şirket zararın boyutuna bakmaz, zarar var mı yok mu ona bakar. Şimdi Facebook çok insani bir şekilde kendisinden çalınan paraları geri topluyor yani daha nasıl açıklayayım.

Tek taraflı bakmayın olaya, zamanında google adsense içinde aynısını yaptık biz ülke olarak. O yüzden şimdi 1 tıka 20 kuruş alınca sevinecek haldeyiz.

Sizin yapmış yada yapmamış olmanız farketmez. Şirketler ona bakmaz. Bu yapıldı mı yapıldı, şirket zarar gördü mü gördü. Siz facebook'un yaptırımlarına maruz kalıyorsunuz, bir başkası google adsense'in yaptırımlarına maruz kalıyor. Sonunda şirketler bir şekilde zararını kapatıyor. Dediğiniz gibi olan size bize olacak, ama buna yapacak hiç bir şey yok.

yemekbloglari adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Farkında olmadan onaylamadım, herşeyin farkındayım. söylemek istediğim şu: r10da çok fazla hırsızlık, ************** oldu diye bizi de engellemelerini normal karşılayabilirmiyiz, Bugüne kadar ücreti iş yaptırdıgım kişilerin belki %50 kısmından memnun kalmadım ama sorun da çıkarmadım.
dediğim gibi *********** yapan çok ama bu uygulamalarından en az zararı görenler de o sahtekarlıkları yapanlar, en çok zararı görenler de hile kurda düşünmeyenler.
Böyle yaparak facebooktan tiksindiriyor, kimi? tabii ki dürüst çalışmaya garet edeni. çünkü işi hile hurda olan zaten kılıfını hazırlamış.
ben profillerin gerekçesiz kapatıldığını bile bile içinde 4 milyon olan sayfama tek profil bırakırmıyım.
Yada her an bu korkuyla yaşamak niye,
öğretmenin tahtaya çocukları kaldırıp kafanızı kıracam diye bağırıp durmasında bıkar insan ve der ki: ne yapacaksan yap ta yerimize geçip oturalım.
yani o korkuyla yaşamak hiç şık olmuyor