Bir sorum var. sizinde fikrinizi almak isterim.

Milyar dolarcıkları (ama çok)olan bir grup ile parçalı bulutlu yaklaşık 10 sene süren bir marka tescil ve ilintili davalar süreci yaşadım.

Kısaca; benim internet site adıma 's takısı ekleyerek bir avm kurdular. Bende bunun için onları uyardım. Onlar gitti marka tescil yaptılar. Böcek ilacından tencere tava imalatına tüm sınıflarda tüm sınıflarda tescili aldılar ama takdiri ilahi 35.sınıfın "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi.. " ibareli bentten red yediler. 1,5 sene sonra ben bu tescili, ilgili ibare sınıfında kendim yaptım. onay ve süreci tamamlandı. Manavdan değil Türkiye'nin resmi marka onaylama kurumu TPE'den tescil belgemi harcı yatırıp teslim aldım. sonrada bu tescil ile ilgili com.tr uzantılı domaini aldım.

Bunun üzerine dava açtım. fakat hakim ülkenin önde gelen kuyumcu şirketleri arasında ilk 3 içinde olan bu grup ile davama ne hikmetse "ülkekin önde gelen kuyumcu şirketleri için yazılım programı satan şirketin genel müdür ve sahibini" bilirkişi atadı (Ülkede bilirkişi kıtlığı varmış) Tabii bilirkişi yalan yanlış bir sürü saçma tespitler ile hep karşı taraf lehine, benim aleyhime bir rapor sundu.

Sonradan bilirkişinin kim olduğunu merak edip incelediğimde durumu görünce itiraz ettim. Arada (mahkeme kayıtlarına da geçtiği şekilde) karşı tarafın avukatının dava bilirkişiye verildiği duruşma sonrası "bu iş çok uzadı gelin anlaşalım" teklifine "olur anlaşalım" , "bakın önümüzde 2010 yılı İstanbul Dünya kültür başkenti oluşumu var. siz 5000 çocuğa bilgisayar hediye edin ( bu parayı cebinize koyun hangi bilgisayar şirketine gitseniz o da üstüne 5000 koysun 10000 çocuğa bilgisayar hediye edilir, bilgisayarı o şirketten alırsınız" dedim. Karşı tarafın avukatı bana "Salakmısın sen kendin için bir şey istemiyor musun?" diye sorduğunda ise; "hayır istemiyorum, çocuklara bilgisayar hediye ederseniz ben de size marka haklarımı hediye ederim." dedim. Karşı tarafında avukatı eğer böyle düşünüyorsan ben sizi takdir ettim ben gidip onlarla konuşacağım elimden geleni yapacağım dedi. Ben de tamam dedim. duruşma salonundan çıktık evlere dağıldık.

Bir sonraki duruşmada avukatı gördüm hayırdır cevap vermediniz diye sordum. O da bana sen biliyor musun 10000 bilgisayar alt alta koyduğunda kaç para ediyor, haberin var mı?" dedi. Ben de dedim" yanlışınız var 5000 bilgisayar siz 5000 tanesi de bilgisayarları aldığınız firma olacak. " karşı tarafın avukatı" ya saçmalama 100 olsun-200 olsun da 5000 ne ?" dedi. Bende bunun üzerine 100-200 ne hadi 1000 olsun 2000 olsun. hem koskoca x group'a yakışıyor mu? 100-200 bilgisayar dedim." karşı taraf avukatı "ya bırak allah aşkına, zaten onların işler de iyi değil" dedi. Bende bu olayların en başında uyarı için telefon açtığım bilgi işlem müdürlerinin bana söylediği sözü söyledim iyi de sizin bilgi işlem müdürü diyordu "hayır beyefendi biz 150 milyon dolarlık bir yatırım değiliz, biz farklı alanlarda milyar dolarlık yatırımı olan bir gurubuz" diye " dedim. o da saçmalamış dedi. döndü arkasını gitti duruşmaya girdik.

Velhasıl kelam dava başından beri karşı taraf ile anlaşmalı hareket ettiklerinden ciddi şüphelerim olan avukatlarımla beraber duruşmaya girdik. hakim kararı açıkladı. ben karşı taraftan 5000 $ para istemişim (YALANIN KUYRUKLUSU !" dava dosyasında karşı tarafın bile iddiası dahi olmamasına karşın böyle bir gerekçe ile karşı tarafın böcek ilacı imalatı, tencere tava imalatı vs ibareli kullanmadıklardaki sınıflardaki markasına dayanarak benim markam iptal edildi, com.tr alan adım karşı tarafa peşkeş çekildi. yargıtayı'da anayasa mahkemesi de itirazlarımı görmezden geldi. Ülkesini dava eden vatandaş olmayı da içime sindiremediğim için insan hakları mahkemesine gitmedim.

Arada bu dava süreci aşamasında düzenim ve sağlığım bozuldu. 18 yıl Nişantaşında en iyi komandatura terzi olarak dünyaca ünlü markaların hepsi (istisnasız!) ile çalıştığım iş yerini, kapatmak, ev kiramı dahi ödeyemeyecek duruma geldiğim için doğum büyüdüğüm İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldım. Ver o avukata 1000 tl dilekçe yazdır, ver bu avukata 1500 TL ihtarname çektir ver bu harcı ver, şu harcı derken bozulan sağlığımı ihmal ettiğim ve böbreğimi tedavi ettiremediğim için sonunda böbreğim çürüdü, yeşil kart çıkarttım öbür böbreği de çürütmesin diye tek böbreğim alındı ama üç ameliyat üst üste yaşadığım içinde fazla narkozun etkisi ile duyma yetimi de kaybettim.


Bunlar yaşadıklarım. Arada sıktım okuyanları affola ( yazmadıklarım, yaşadıklarım, acılarım emin olun çok daha fazlası) bu süreçte evi taşıdıktan sonra ev kirası ödeme sıkıntıları filan falan derken validede yüzü ve vücudunun farklı yerlerinde zona çıktı (allah kimseyi sevdiğini o halde göstermesin) çok zoruma gitti gidip o gruba ait avm yakayım mı, bombalayım mı, hakimin mi gidip kafasına sıkayım mı diye düşünmedim dersem yalan olur. ama yapmadım. parçalı bulutlu 300-500 k sayfalarım olmasına karşın sadece karşı tarafın elimden gasp ettiği com.tr ibareli site ilintili sayfadan (topalm 80 takipçili ve çoğu onlar zaten) sırf görsünler diye hakkımı helal etmiyorum, gasp ettiğiniz haklarımda size haram zehir zıkkım olsun, bu dünyada adaleti yönettiniz ama öte tarafta hesaplaşacağız" benzeri paylaşımlar yaptım. Onlarda beni bizi karalıyor diye şikayet etmişler. Allah razı olsun mert bir hakime denk geldim. Çocuk zaten mağdur, sayfayı da kapatmış zaten dedi davayı kapattı. Bende döndüm arkamı Allahınızdan bulun" dedim eve geldim.

Geçen hafta geldim baktım ki bir kağıt gelmiş üst mahkemeye itiraz etmişler ceza almam için. Tek sorun o üst mahkemede benim 5000 $ para istediğim yalanını uyduran hakim var. (oraya atanmış, vaktinde ettiğim şikayet de örtbas edildi ki, dönemin başbakanına (bugün cumhurbaşkanı) yazdığım sitem epostası için 1 hafta sonra beni İstanbul cumhuriyet başsavcısı çağırıp; "ne ayaksın l a n sen? bunu sen mi yazdın" diye sorduğunda evet efendim "ben yazdım, durum da bu, bu, bu !" diye anlattığımda tamam evladım sen git biz halledeceğiz demişti. ama malum ülkemizdeki bazı kirli çevreler o olayı sümen altı ettiler.

İşin özü şimdi ne yapmam lazım ?