Değerli arkadaşlar,


Duyarlı davranan arkadaşlara çok teşekkür ederim. Olayların gelişimi hakkında bu arkadaşların da bilgi sahibi olma hakkı olduğunu düşündüğümden bu mesajı yazmayı gerekli görüyorum.

Bizim 10-15 kişilik kuzenler whatsapp grubumuz var. Bu elim olayı haber alıp, Libya'nın ve Türk yetkililerin duruma sağır olduğunu farketmemizin ardından pazar günü çalışmalarımıza hız verme kararı aldık. Yaklaşık 100 kişiyi bulan akraba, eş dosttan oluşan bir sinerji grubu kurarak çalışmalarımızı bu grupla yürüttük.

Üç temel konu üzerinde yoğunlaştık:

1 - Türkiye'de Cumhurbaşkanı da dahil olmak ulaşabildiğimiz kadar yukarıya ulaşıp sesimizi ilk ağızdan duyurmak :

Dışişleri Bakanlığı'nda, bakan yardımcısına bilgi notumuzu ulaştırdık. Başbakan Yardımcı Sn Canikli'yle yüzyüze görüştük. İstanbul milletvekili Hasan TURAN'la bu süreçte sürekli olarak diyalog içinde olduk. Siyasilerle iletişimi tek bir koldan değil birçok koldan yürüttük. Bulabildiğimiz kadar kanaldan yürüdük. Pazar günü için Cumhurbaşkanı ile görüşme ayarlandı ancak gerek kalmadı.


2- Sosyal, yazılı ve görsel medya üzerinden kamuoyu çalışması yapmak:

Ekşi sözlükte gündeme gelmemize rağmen insanımızın vurdumduymazlığı yüzünden beklentimiz karşılanmadı. Başlığı açan ikinci bir başlık oluşturdu birkaç gün sonra ama o da gündeme taşınmadı bile.

Haberler . com da, haber7 . com da haberler yaptırdık.

Bazı yerel ve denizcilikle ilgili internet siteleri ile facebook gruplarıyla iletişime geçtik. Konunun ve sosyal medya üzerinden yaptığımız çalışmaların sürekli gündeme taşınması için girdiler yapılmasını sağladık.

Facebook'da, Instagram'da, özellikle twitter'da çok yoğun gündem çalışmaları yaptık. #busesekulakverturkiye ana tagı dışında, #DenizinDibindeBabamVar, #8gunoldu, #LibyayaGemiGönder taglarıyla bol bol tweetler attık.

İHA ile röportaj yapıldı. Röportaj hem kendi sitelerinde, hem de Türkiye Gazetesinde yayınlandı.

Milliyet Gazetesiyle röportaj yapıldı. Röportaj yarım sayfa olarak Abbas Güçlü'nün köşesinin bulunduğu sayfada yayınlandı.


3- Libya'ya Gidildi:

Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece, hem çalışmaları yerinde görmek, hem de gerek Konsolosluk gerekse şirket üzerinde takipte bulunmak amacıyla, amcam Libya'ya gitti.

Perşembe günü dalgıçlar son kez daldılar. Bulamadılar. Libya'da Cuma ve Cumartesi günleri resmi tatilmiş. Cuma günü çalışma yapılmadı. Gemi önceki hafta perşembe batmıştı. Ertesi gün olan Cuma ve Cumartesi de hiçbir çalışma yapılmamış.

25 Mart Cumartesi günü, tatil olmasına rağmen, amcamın yoğun ısrarları üzerine, arama çalışmaları sona ermiş olmasına rağmen dalgıçlar son kez daldılar. Kuzenimi makine dairesinde buldular.

10 günlük süreçte ruhen ve bedenen biz de çok yorulduk. Hala kendimize gelebilmiş değiliz. Cenazemiz muhtemelen bu haftasonuna doğru memleketimize gönderilmiş olacak. En azından yeğenlerin "baba mezarı" deyip çiçek koyabilecekleri, dua edebilecekleri bir mezar olacak.


İşimiz bitti mi? Bitmedi

Batıkta kayıp iki kişi vardı. Biri kuzenim, diğeri ise geminin kaptanı Mehmet DENİZER. İçimizden bir kişi "DENİZER'i bırakamayız. Bırakırsak ne farkımız olur şikayetçi olduğumuz vurdumduymaz insanlardan." deyince, 5-6 kişi DENİZER'in de bulunması için bir whatsapp grubu kurduk. #LibyadaKaptanVar tagına yazıyoruz şimdilik.

Kaptanın ailesine ulaşmaya çalışıyoruz. Zira, son dalışta bizim cenazemiz bulunmasaydı başka yapacaklarımız da vardı bizim. Planlamıştık bunları da. O plan üzerinden kaptan DENİZER için yürümeye kararlıyız.

DENİZER'i tanımıyoruz. İyi bir insan mı, kötü mü bilmiyoruz. Evetçi mi hayırcı mı bilmiyoruz.
Ama bu memleketin insanı.
Bizim insanımız.