Hocam, dediğiniz gibi, en kolay yolu seçiyorum. Kolayı varken zora katlanmak için bir neden göremiyorum. Evet, korkağım, kaçış yolu arıyorum ama kaçma şansım da var, neden kaçmayayım? Yani 30-40 yıl hapse mahkum edilseniz ve hapisten kaçış şansınız olsa, bunu istemez misiniz? Benim dünyaya bakışım da böyle doğrusu. Ama işte tek sıkıntı şu aile faktörü.
Ne bir beklentim var, ne de bir umudum. Kodlamayı, farklı alanlarda kütüphaneler geliştirmeyi çok seviyor, gerçekten zevk alıyorum. Ama piyasadaki işler hep aynı. Muhasebe yazılımları zartlar zurtlar illallah ettiren şeyler.
Kaç yıllık yazılım serüvenimin sonunda elime ne bir şey geçti, ne de bir yere gelebildim. Daha da battım oturdum. Öyle yetenekli, tahammüllü bir insan da değilim, başka bir işten de anlamam. Anca oturur bir sistemin arka planının nasıl çalışması gerektiğini kurgulayabilirim.
O zaman şöyle düşün; doğuştan mı kodlamacı olmak istedin? Hayır. Sonradan edindin. Ve ben şuna eminim kodlamayı planlayabilen, analiz edebilen ve nihai sonuca kavuşturan bir kişi aynı satrançtaki gibi ileriyi görme yeteneğine sahip kişidir. Ve ileriyi gören kişi bu dünyada her zaman el üstünde tutulur. Başarıya ulaşır ve bu yeteneğini zorlanmadan kullanır. He tabi risk alır ama bu risk çoğu zaman başarı ile sonuçlanır. Zaten risk alamadığımız için kazanamıyoruz. Kaybetmiyoruz belki ama kazanamıyoruz da. Ben hep şeyi mantıklı bulurum mesela. Doğulu vatandaşlarımız batıya göçtüklerinde risk almayı göze aldılar ve şu anda ticaretin çoğunu o vatandaşlarımız yapıyor. Ama ben kendime bakıyorum hep sgk olsun ortalama para kazan hayatın garanti altında olsun. Parada pulda gözüm yok mutluluk istiyorum sadece. Ve tv'deki ünlülere falan baktıkça daha da mutlu oluyorum. Neredeyse hepsi yapmacık insanlar ve hep hayatlarında ciddi sorunları oluyor. "Azıcık aşım kaygısız başım" mantığıma daha çok uyuyor. Doğulu vatandaşlar bu söylediğimi yanlış falan anlamaz umarım, aksine imreniyorum bu hallerine..