Bizden önceki nesil, yani babalarımız çalışmış çabalamış, gerekirse tüp kuyruğuna girmiş, darbe dönemi yaşamış, Kıbrıs'a gitmiş savaşmış, o zor şartlarda kıtlıklara ve hastalıklara göğüs germiş, çocuklarını okutmuş, evlendirmiş, hatta ev sahibi yapabilmiş. Valla babalarımızın bize bıraktıklarını biz çocuklarımıza bırakabileceksek ben her gün tüp kuyruğunda bekleyeyim kabulüm. Böyle diyorum diye babamın serveti olduğunu düşünmeyin. En azından bizlere başımızı sokacak bir daire bıraktı.
Peki biz bu şartlarda çocuklarımıza ne bırakabileceğiz? Yani bana bunun cevabını verebilecek asgari ücretle çalışan, hatta ayda eline 2.000 lira geçen birisi varsa buyursun bekliyorum. Samimi bir şekilde gerçekten dinlemek, öğrenmek isterim. Çocuklarınız için nasıl bir gelecek planlıyorsunuz? Ailelerinizin size sunduğu imkanlar siz çocuklarınıza sağlayabilecek misiniz? Onları en az sizin kadar geleceğe umutla bakan bireyler olarak yetiştirebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Şu anki gidişatın iyi olduğunu düşünenler inanın ya baba parası yiyordur, ya da bir şekilde torpille bir yerlerden rant sağlayarak başkalarının hakkını yiyordur.
Tüketim konusuna gelince, işinize gelince öyle iyi ülkeyiz böyle güçlü ülkeyiz diyorsunuz. İyi olan bir ülkede iphone kullanmak, arabaya binmek neden lüks olsun?
Bugün yanımdaki esnaf arkadaşa trafik cezası gelmiş. 5. ayın 22 sinde Çorum'da 1 saat ara ile 400 + 400 = 800 olmak üzere iki tane birden. Ceza tutanağında hızı da yazıyor, 80 km hız. Şimdi 80 km hız ile gitmeyeceksek bu duble yolların bize ne faydası var? Bu arada Ramazan ve Kurban bayramında şehir dışına çıkan araçların trafik cezaları da bir kaç gün içinde adreslere ulaşır.
Bu arada bende bir esnafım. 3-4 ay önce devraldığım bir aksesuarcı dükkanım var. Sorana çok şükür işler iyi diyorum. Ama yan gelirim olmazsa dükkandan kazandığım para asla beni geçindirmez. Kemeri ne kadar sıkarsam sıkayım, geçindirmez.
Örneğin bir park sensörü satacaksın. Müşteriye fiyat 80 diyorsun, 50 olmaz mı diyor. Buyur buradan yak. Zaten o ürünün bana gelişi 60 lira. Adam geliyor silecek ne kadar diyor, 10 lira diyorsun. Tamam şu ön sağdakini değişelim diyor. Değişiyorsun, soldakini de değişelim diyor. Onuda değiştiriyorsun, çıkartıp 10 lira veriyor. Abi tanesi 10 lira diyorsun, ya ben çifti zannettim, ne kadar pahalıymış diyor. Ulan o silecek 2 yıl senin camını temizleyecek, ona vereceğin 10 liraya nasıl acıyorsun. Tabii burada yalnızca müşteri suçlu demiyorum. Adamın cebinde para olsa zaten sana fiyatını bile sormadan sileceklerimi değiştir der, değiştirirsin paranı verip çıkar gider.
Yani arkadaşlar esasında yazacak çok şey var, fakat işte söylesek tesiri yok sussak gönül razı değil.