Dün telefondan girdiğim için yazamamıştım. Ancak bilgisayar başına oturabildim.

Benim teyzemin kocasının teyzesi vardı. Küçük teyze derdik. Kadının boyu 1.50 falan vardı o yüzden öyle derdik. Hiç evlenmemiş tek başına yaşardı. İddia o ki bir cinle evliymiş. Eski bir ermeni evinde oturuyordu babadan kalma. Aynen filmlerde ki hayaletli ev gibiydi. İnsan içeri girdiğinde resmen ürperiyordu. Ama rahatsız etmiyordu. Teyze yaşlanınca teyzem de kendi evlerine aldı küçük teyzeyi.

Annem de ben küçükken yaşadığı bir takım psikolojik sorunlar nedeniyle panik atak hastası olmuştu. Bazen bir anda fenalaşıyor nefesi kesiliyordu resmen. Tabii o zamanlar böyle doktorlar falan hastahaneler yoktu. Panik atak olduğunu bile bilmiyorduk.

Bir kaç doktora götürüp tedavi ettirdik annemi. Hepsi de bir kaç ilaç yazıyor annem de o ilaçları kullanmadan çöpe atıyormuş. Dediğine göre içtiğinde daha kötü oluyormuş.

Annem bir türlü düzelemeyince teyzem annemi kendi şehirlerinde ki doktora götürmek istiyor. Yine annemin ifadesine göre sürüne sürüne gidiyor annem. Panik atak olduğu için yollarda düşeceğim, öleceğim, başım dönüyor, midem bulanıyor diye kriz geçirmiş resmen.

Teyzemgile geldiklerinde herkes oturmuş sohbet, muhabbet ediyor. Ama annem hasta olduğu için dayanmıyor yatmak istiyor. Teyzem de küçük teyzenin odasına götürüp yatırıyor.

Annem kapıya arkası dönük şekilde kanepeye yatmış. Sonra bir takım ayak sesleri arkasına kadar gelmiş. Nasıl olsa şimdi bir şey söyler dönerim demiş ama gelen kişi ses çıkarmadan odadan çıkıp gitmiş. Annem arkasına dönmüş kimse yok. İçeriye gidip "Az önce odaya kim geldi?" demiş. Teyzem olayı anladığı için "Kimse gelmedi bacım." deyip anneme gülümsemiş. Annem o gün yine aynı odada yatmış hiç korkmadan. Tabii o da teyzenin cinlerinden haberdar bu arada. Korkmadığı gibi tam tersi içini huzur kaplamış.

Daha sonra doktora da gidip ilaçlarını almış ve kullanmaya başlamış. Sürünerek giden annem yürüyerek geri gelmiş. O günden beridir de hiç bir psikolojik sıkıntısı yok şükür. Bazıları aldığı ilaçların etkisi diyebilir ama annem daha olayın yaşandığı günden itibaren rahatlamış. Bana göre ilacın da ötesinde bir etki bu.

Bu arada bir detay daha paylaşayım.

Bu teyzenin evine eşyaları taşımak için teyzem, küçük teyze, amcam ve ben beraber gittik. Teyze yolunu yürüyemediği için 2 kişi koluna girip öyle götürebiliyorduk. Hatta küçük basamaklı merdivenleri bile zar zor çıkarabiliyorduk.

Ev 2 katlıydı ve teyze de üst katta oturuyordu. Çift taraflı merdivenlerden çıkıp içeriye giriyorsunuz ve sizi büyük bir hol (sanırım öyle deniyordu) karşılıyor. 3 tane karşılıklı toplam da 6 oda mevcuttu. Solda ki ilk odanın kapısından girince hemen sağdan alt kata doğru bir kapı açılıyordu. Ve kapının yanında da büyükçe bir gardolap vardı.

Teyzem aşağı kata indi ve orada ki eşyaları düzenliyordu. Bende merdivenlerde ki ermenice yazıları not ediyordum (hani belki hazine falan buluruz diye, gerçi bize hazine değil anca borç çıkar ) Teyze de gardolabın önünde duruyordu. Gardolabın alt kısmında iki tane çekmece bulunuyordu. Üst tarafında da kapak vardı. Kapaklar açık ve içinde de sandalye vardı. Teyzem ortalığı süpürürken içine koymuştu. Ben yazılara baktıktan sonra yukarı çıktım ve teyzeyi bulamadım. Sağa sola bakınırken kapağı araladığımda küçücük merdiveni çıkamayan, neredeyse sürüyerek götürdüğümüz kadını gardolabın içinde sandalye üstünde otururken buldum. Çok fazla paniğe kapılmadan (çok da korkmam böyle şeylerden) teyzemi çağırdım. Geldi baktı, "Çıkarmışlardır onu oraya" diye hiç de kale almayarak ve önemsemeyerek bir cevap verdi. Bende çok üstünde durmadım olayın.

Olayın enteresan tarafı, adım atmakta zorlanan kadın nasıl o gardolaba çıktı. Hadi çıktı nasıl düşmeden daracık yerde sandalyeye oturabildi. Hal böyle olunca biz dedik ki tam bu onların işi.

Şu anda kendisi rahmetli oldu. Ölmeden önce çok kez teyzem evin içinde bir takım gölgelerin olduğunu söylerdi. Teyze ölünce o gölgelerde gitmiş.