Arkadaşlar konuyu yanlış yere açtıysam kusura bakmayın..
2009 yılında büyük aşk şevk ile girdiğim Maltepe Askeri lisesinden 3. yılda yaşadığım büyük stress ile 3. sınıftayken abartsız 2 günde bir sağlık kontrolüne gidiyordum izmir hatay askeri hastahanesine ( yıl 2012 ) doktorlar komutanlar yalan söylediğimi düşünüyorlardı artık. Hastahaneye gitmeme bile izin vermemeye başlamışlardı. Psikolojik olduğunu söylüyorlardı ki öyleydi. Taburum daki arkadaş ortamından olsun koğuş ortamından olsun sürekli kendime biz mi ülkeyi yöneteceğiz diyordum ? "Öyle karakterli" arkadaşlar vardı ki insan denilmeyecek fakat aramızdaydı. Birisi kekemeydi, birisinin koluna yağ dökülmüştü. Birisi telefonunu açar yanına 3-5 kişiyi alır 1 metre ötemde p*rno izlerdi. Askerlik yapan abilerimiz arkadaşlarımız şimdi diyecek askerlik ortamı erkeklerin olduğu yerde bu olur diyecek. Hayır olamaz Ülkeyi yönetecek kadroda bunlar olamaz. Kekemelik yada yağ dökülmüş iz olmuş ne olmuş diyeceksiniz. Biz mülakatlarda geçebilmek için en ufak çiziğe bakıyorlardı. Diksiyona konuşmaya kültüre bakıyorlardı.
Amacım kimseyi eleştirmek yada tartışma çıkarmak değil.
Sadece bu ortamdan bu yapıdan inanılmaz dolayı bunalmış her gün karın ağrısı çekiyordum. Mayısın son günleri gece birden uyandım yumruk atarak demir dolabıma koğuştaki arkadaşları uyandırdım. Nefes alamıyordum gece 2-3 olacak sanırım. Arkadaşlar beni kucağına alarak revire götürdü. Askere komutanı uyandır dedi arkadaş. Ben o sıra nefessizlikten gözlerim yerinden çıkacaktı. Komutan uyandıramam kızar dedi. Benim arkadaşlar askerin boğazına yapışınca komutanı çağırdılar. Ambulansı ayarladılar İzmir Hatay Askeri hastahanesine gittim. Gece oradaydım. Bizim komutan bizi odaya yerleştirdikten sonra geri döndü okula. Arkadaşım ve ben odada Doktoru bekliyorduk. Hemşire geldi doktor uyuyor sabah gelecek bekleyin dedi gitti. Ben ise acıdan kıvranarak sabaha kadar ağlıyor şekilde bekledim komutanı. Koğuş arkadaşım ise duygusal çocuktu ben acıdan ağladıkca oda yanımda bana dayanamadı sabaha kadar ağladı. Sabah doktor geldiğinde bize kızar şekilde apandisitin patlamış bize daha önce neden haber vermedin dedi ve apar topar ameliyat olacağımı söylediler hazırlamaya başladılar beni. Elime bi permatik verip tuvalete git apandisit bölgeni temizle dediler. Ki ben o sırada titriyordum geceden beri ağlamış şekilde tuvalete kıvranarak gittim. Sonra ameliyat odama yürüttüler. Ben ameliyat masama oturduğumda yalvarıyordum komutana artık beni bayıltmaları için. Komutanın ise ağzında sigara ameliyat odasının orada bana bakıyordu. Bu adam ALBAY. İsmini hatırlıyorum fakat yazmayacağım. En son beni bayıltmadan önce elimi doktor tutarak bir kağıt imzalattı içeriğini bile okuyamadan. En son anladım ki bu kağıt ölürsem masada kalırsam ameliyatı kabul ettiğime dair kağıtmış. O zaman ben acıdan yalvarıyordum beni bayıltın diye. Hayatımda öyle acı yaşamadım. Allah evladınıza vermesin.
Annem bu sırada Maltepe Askeri lisesini aramıış. Telefona çıkan bölük komutanım. Adem hastahanede fakat önemli bir şeyi yok demiş. Annem bana çok düşkündür. Korkmuş yine bana ulaşamayınca eğer Adem Telefona çıkmazsa hemen çıkar izmire gelirim demiş. Bizde İstanbul da yaşıyoruz.
Ondan sonra komutan anneme ameliyat oldu fakat bir şeyi yok demiş. Annem bana çok düşkündür. Hemen çıkıp geldi.O geldiğinde Akşam olmuştu sanırım. Mescide gitmiş dua etmiş. Diğer gün olduğunda annem yanımda ben yeni kendime gelmiş bir durumda acıdan yine bembeyaz olmuştum. Ne yapsalar yine kötüye gidiyordu durumum. Sonra annem tartışarak doktor komutanları yeniden çağırdı yanıma. Baktılar ki midem delinmiş bu sefer apar topar bu sefer yürüterek değil çünkü artık annem yanımdaydı sedye ile ameliyata aldılar. 2. gün 2. ameliyatımı olmuştum. Ameliyattan çıktım çok fazla ağrım var ve karnım hamileymişim gibi yine şişkindi. Durumum daha kötüye gidiyordu. Doktorlar bir şey yapamıyorlardı. Annem babami ablamları tüm akrabalarımızı aradı. Adem sanırım ölecek gelin İzmir'e dedi . Amcamlar dayımlar teyzemler halamlar kuzenlerim hepsi gelmişti. Artık doktorlar başımdan eksilmiyordu. Baktılar müdahale edemiyorlar beni Ambulans ile İzmirde başka hastahaneye sevk ettiler. Fakat en net hatırladığım şey o acıyla Ambulansın içinde bir başımda asker ağlıyor bir başımda annem ağlıyor. O sırada üşüyorum diye beyaz çarşaf ile yüzüme kadar sarmışlardı. Ölüyor gibi hissediyordum onlar ağladıkça o durumda kefenim de çarşaf gibiydi. Hastahaneye gittiğimizde sivil doktorların müdahelesi ile üstümde toplam 17 dikiş ile daha iyi olmaya başladım. Ondan sonra daha fazla o hastahanede kalamayacağımı istanbulda yaşadığım ve daha iyi tedavi görmek için İstanbul Kadıköy gataya taburcu ettiler. Annem ile ben korkuyla dikişlerim patlayacak korkusu ile tekerlikli sandalye ile geldim istanbula. Burada yine durumum kötüye gitti cigerlerimde apse oluşmuş nefes almamı engelliyordu. 3. ameliyat olma durumu yaşandı fakat bunu bir şekilde yok ettiler. O zaman kadar evin tek erkeği ben bebeklikten sonra ilk defa elden ayaktan düşmüş annemin beni yıkamasıyla hastahanede yaşamaya çalışıyordum. Okuldan ayrılacaktım fakat durumumuz o zamanlar o kadar kötüydü ki Ablam zonguldakta matematik okuyor diğer ablam hemşire fakat benim için işten çıkmış başımdan ayrılmıyor bana bakıyor. Babam işsiz zaten annem çalışmıyor tazminattan korkuyoruz. Nasıl ayrılıcam? Annem bana diyorki oğlum bizim için dişini sık Allah yardım eder düzelirsin subay olursun. Babam diyorki ayrıl istiyorsan iyi olduktan sonra çalışırız öderiz. Ama ben tazminat korkusuyla düşünüyorum. Ondan sonra gözümü karartan ismini hatırlamadığım sorumlu doktor ile konuşuyorduk. Annem dediki oğlum sinir stressten bu hale geldi devam etmesi uygun değil. Ben sinirli biriyim oradaki olaylar yüzünden stress yapıyor kimseye anlatamadığımdan sinirimi çıkaramadığımdan içime atıyordum buda beni bu hale soktu. Doktor hayır oğlun devam edebilir askeri öğrenciliğe uygun sorun değil bunlar dedi. Fakat bir yeri koptuğunda işlemez hale gelirse o zaman tazminati ödemezsiniz dedi. Beni çıldırtan bu sözü oldu. Ben orada canım ile boğuşuyorum fakat tazminat korkusuyla ayrılamıyorum doktor ancak bir yeri koparsa ödemezsiniz diyor. Ayrılacağım dedim ve ayrıldım. Bunun üzerine 16 bin tazminat geldi. Taksit yapmıştık fakat ödeyemiyordum.
186 Boyunda 55 kilo olarak hastahaneden çıktım. Yaklaşık 75 kiloydum hastahaneden önce.. Lise 3 den devam etmem gerekiyordu okula fakat borcumuz var çalışacaktım. Okula devam ettim borcu ödeyemedim bir süre. lise bittiğinde faiz binmiş bir hayli borç artmıştı. Bir otobüs firmasına girdim orada çalıştım aynı zamanda okula başlamıştım. %50 burslu özel üniversiteye. Çalıştığım yerin hemen yanı balıkcıydı. Pişirme satış yapıyorlardı. Sabah 6 da kalkıyordum 7 de dükkanı açıyordum akşam 4.45 e kadar çalışıyordum yandaki balıkcının pişirmesi kokusu tamamen üstüme siniyordu. Utanarak o kokuyla üniversiteye gidiyordum. 2. öğretimdim gece geç geliyor hemen uyuyor yine işe gidiyordum. Fazla maaş almak için haftanın 7 günü izinsiz 5 ay çalıştım bu şekilde. Biraz burs biraz çalıştığım para ile üniversiteye devam ettim. Sonra şükürler olsun sosyal medya hayatımı değiştirdi. Forumdan tanıştığım arkadaşım olan Onur Cemil ve bir kaç arkadaş ile büyük işler yaptık. Tazminatı kapadık.
Okuduğum okulda benim zamanımdaki Bölük komutanlarından okul komutanından Darbe girişiminden tutuklanan komutanlarımız oldu.Yani benim orada örnek aldığım insanlar aslında bir Terör çetesi üyesiymiş. Ben buna rağmen tazminat borcumu ödedim. O karaktersiz torpilli kişilere rağmen ben okuldan ayrıldım ve bundan sonra üstümde balık kokusuyla izinsiz çalışarak okumaya çalıştım.
Şimdi ben bu tazminatı geri almak istiyorum. Aranızda avukat veya tanıdığı olanlar yardımcı olursa sevinirim. Borcu olanlar affedilmiş sanırım. Fakat ben yediğimden içtiğimden arttırdığım para ile hastalıktan ayrılmak zorunda kalarak neden bu parayı ödedim. Zoruma gidiyor. %100 kesinlikle emin olduğum FETÖ üyesi koğuş arkadaşlarım vardı. Bunlar eğer devam etseydim bende 7. senem olacaktı. Onlar 7 yıl okudu şimdi Harp okulu kapandı diye tazminat ödemeden yoluna devam edecek ben ise hayatımdan ödün verdiğim günler ile bu borcu ödedim. Huzursuz hissediyorum.