Marka veya modella hiç mi ama hiç alakası yok bu olayların.
Tamamen bilinçsiz ve türk kullanıcı sorunu var. İtalyan ve fransız arabaları bakım ister, düzgün yağ ister, ve bakımı geciktirmeyi sevmez.
Her arabanın belirli yağ özelliği vardır bizim türk kullanıcılar genelde eşek niyetine bindikleri için arabaya en ucuz yağ ne ise onu koymayı severler.
Bakıma angarya gözüyle bakarlar. Normalde 600 700 tl tutan bakım ücretini 300 tl ye indirebilmek için her yolu denerler.
E doğal olarak seneler geçtikçe kullandıkları kalitesiz malzemeler yavaş yavaş hortumlara, hortumlardan motor içine zarar vermeye başlar.
Kullanılan kalitesiz yağlar simsiyah zift gibi torku bırakmaya başlar. Alfalarda da bu çok gözükür.
Sadece alfa değil, mazda da yaşanıyor bir çok markada da. Tamamen kullanıcı kaynaklı bunlar.
Araç veya marka ile alakası yok.
Bizim insanımız birde markayı boklamayı hemen çok sever, kendi hatasını hiç görmek. 50K bakımını 80K km de yaptırır. Sonra sıkıntı yaşar. Bu marka çok kötüymüş der.
10 yaş ve üstü araba alacaksanız en önce dikkat etmeniz gereken hususlar, çekiş gücü yerindemi, motor gücü yerinde mi, kapak açılmışmı? Silindir ve valfler ne durumda bunların kontrolü yapılması gerekiyor.
Eğer sağlamsa arabayı aldığınız an tüm sıvılarının (bakın burası çok önemli, motor yağından, hidroliğe, frenlerinden heryerine kadar olan tüm sıvıların) değişmesi gerekmektedir.
Hortumlar kontrol edilmelidir. Turbo mevcutsa turbo hortumu, turbo yağlaması, paller kontrol edilmelidir.
Bu şekilde yaparsanız sorun yaşamazsınız. Siz arabaya ne kadar özen gösterirseniz oda size aynı derecede performans sağlayacaktır.
Castrol 10x60 performans yağı kullanan bir araca litresi 60tl çok pahalı araç 7 lt yağ alıyor ben bunu gideyim mobilden xxx yağ koyayım şeklinde yapan bir toplulukta yaşadığımızı unutmayalım.
Yukarıdaki anlattığım tüm sebeplerden ötürü kusura bakmayın ama markaya laf atamazsınız.
Birisine laf atacaksanız türk toplumunun bilinçsizce araç kullanmasına atmalısınız.