Uzun zamandır yorum yazmıyorum ama bir yere kadar...

Şahsi kanaatim Türkiye artık iç savaştadır. Suriyede de aynı şekilde iç savaş başladı. önce bombalar patladı insanlar vurdumduymazdı. Yayın yasakları yaşandı.Ardından esat askerleri kuşatma yaptı bölünme yaşandı. Halen Suriye devlet kanallarını açın izleyin ben zaman zaman izlerim sanki Avrupa devletiymiş gibi yayın yapıyorlar ülke güllük gülistanlıkmış gibi.... Evet böyle terörü kınıyor değilmi esat, insanların haber almasını engelliyor, ülke bölünmesin diye terör yayılmassın diye yapıyor bunu.......

Türkiyede de durum budur. Ülkemin kalbi kızılayı koruyamayan , istanbul beyoğlunu koruyamayan devlet ne beni nede ailemi koruyamaz. Bu ülkede hiç kimsenin can güvenliği bulunmuyor. Devletlerin öncelikli görevi insanların can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Benim can ve mal güvenliğimi sağlamadan sen 1 senede içeriye suriyelileri dolduruyorsun, türkiye 100 yıldır avrupa birliği kapsında bekliyor vizeler kalksın istiyorsun olmuyor. Sen vizesiz sorgusuz sualsiz içeri militanları dolduruyorsun.

Herkes gözünü açsın artık. Tamam güzeldi devlet ekonomi büyüdü , ülke kalkındı ilerledi. Bende oyumu verdim. Ancak yapılan doğrular hataların önüne geçemez. Sınavlarda bile böyledir 4 yanlış bir doğruyu götürür.

İktidarın son 3 senede yaptıkları ve çözüm süreci adı altında yaptıkları yanlışları yapılan hiç bir doğru düzeltemez. 17-25 aralığın üstünü örtmek için başkanlık rejimi istiyorlar. Bu ülke çok iktidarlar gördü çok yargılanan adam gördü ancak bunlar kadar yargılanma konusunda korkak görmedi. Araştırın bakalım egemen bağış mal varlıklarını nereye kaçırıyor.

Ülke kaos içerisinde hırsızın derdi kendini korumak. Unutma Türk evladı bu vatan kolay kazanılmadı şehitlerin kanıyla ıslandı her karış toprak!
Suriyeyi bir delinin,Türkiyeyide başka bir delinin mehdilik hayalleri bu noktaya getirdi ...


iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!