Önceki yazımda bahsettiğim gibi hüküm noktasında değerlendirilecek hadisler Kur-an ile uyuşmuyor yada hükme örnek teşkil edecek bir olay gerçekleşmemiş ve içinde şüphe barındırıyorsa uyulmayabilir.
Buhari o dönemde yaşamış ve Peygamber'in söylediği sözleri arşivlemiş çok zeki bir adamdır. Aşağıda ki linkten hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz.
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2929
Ahmet hocaya gelecek olursak kendi ile çelişen bazı konuşmaları vardır. Teke Tek programında "İnanma özgürlüğü de var inanmama özgürlüğü de var" diyor ama sonrasında kalkıyor bu hadisi söylüyor.
İslam dan çıkanı öldürme hadisesine gelelim.
Şu üç şey dışında bir Müslümanın kanını dökmek caiz değildir; evli olduğu halde zina eden, bilerek haksız yere adam öldüren ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse.(bk. Subulul-selam, 3/231; Zuhaylî, a.g.y).
Eğer dininden dönen ve cemaati terk edenin boynu vurulacak olsaydı ilk boynu vurulan Ümmü Sâlebe olurdu. Camii kuşu olarak anılan bu sahabe mal hırsı yüzünden münafık olmuştur. Ama kimse ona dokunmamıştır. Münafık olmak da aslında İslam'dan çıkmakla eştir. Çünkü münafık yalan söyler. Müslüman ise her günahı işleyebilir (izin yoktur ama hata yapabilir) ama yalan söyleyemez. Zaten bu hadis de zayıf bir hadistir. Müslüman olmayan birisini dine giriyor diye ödüllendiriyoruz da neden kendi rızasıyla dinden çıktığında öldürmeye kalkıyoruz? Yada dinden çıktığını nasıl ölçüyoruz? Ya münafıksa ne olacak? Yapılabilecek tek şey o toplumdan dışlamak olur.
Gelelim mesuliyet konusuna. Siz araştırmanızı yapar, hak bilen kişilerden konu ile alakalı bilgi alır ve samimiyetle amelinizi yaparsınız. Eğer yanlış nakledilmiş ise bundan dolayı siz sorumlu tutulmazsınız. Allah kullarına zulmetmez. Önemli olan sizin niyetinizdir. Hatta yaptığını şey yanlış olsa ama tamamen hakkın rızasını kazanmak için yapıyorsanız sevap bile kazanırsınız. Ama dediğim gibi mutlaka iyi araştırmalı doğru kaynaklardan bilgi edinmelisiniz.