anfidya adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Şimdi Kur'an-ı Kerim konusunda içerisinde ki ayetler bunu garantiliyor. Tam olarak isimlerini bilmediğim için netten baktım mesela http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=466 bu sayfada bahsettiğim bilgisi veriyor.
"2- Hazret-i Ömer’in recm âyetini yazardım demesi, Kur’ana ilave değildir. Hazret-i Ömer, (Kur'an-ı kerimin sonuna haşiye olarak, dip not olarak durumu izah eden bir açıklama koyabilirdim, ama, bunu istismar edecek olanlar, bak Ömer Kur'ana ilave yaptı derler diye bu açıklamayı koymadım) demek istemiş olabilir. Çünkü Hazret-i Ömer, şu mealdeki âyeti bilmiyor muydu: (Eğer O [Peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47]
" Yine aynı siteden alıntıladığım bir kısım. Tabi burada ki çeviri de yanlış olabilir başka kaynaklara bakıp doğrulamak lazım. Bunu doğru sayarsak; Sürekli "indirilen kitap" olarak geçiyor koruma cümleleri. Peygamber Efendimizin sözleri olarak bir ibare yok.
Şimdi şöyle bir bakınca evet Peygamber efendimiz hiç bir ekleme yapmamış. Zaten ayetler olaylar üzerine geliyor. İnsanları doğruya yönlendiriyor.
Yani Peygamber Efendimize bir yorum yapma fırsatı doğmuyor olarak anlıyorum ben tüm bunlardan. Bu cümlemi biraz daha açayım; Yani bir olay olduğunda Kur'an-ı Kerim'de(Daha önce gelen tebliğlerde, bunları ezberleyen hafızlar var sonuçta) belirtilmemişse ayet olarak inecek önemdeyse tebliğ ediliyor Peygamber Efendimize. Buraya kadar doğru anlamışımdır umarım. Geri kalan tüm Peygamber öğütleri diyebileceğimiz sözler hadis olarak kalıyor. İşte burada bende soru işaretleri oluyor???
Tahmini iki yüzyıl sonra yazılı olarak toplanan sözler nasıl oluyorda koruma altında oluyor?
Uydurma hadisler olduğunu biliyorken nasıl olurda bu kadar emin oluyoruz. Yani İmam Buhari'nin bir gaflete düşmediğinin garantisini hangi kaynaktan alıyoruz hocam?

Mesela Mahmut Ünlü bir sohbetinde "Dinden çıkan öldürülür" diye bir ifade kullanıp bunu hadise bağladı. Fakat 5/MÂİDE-32'de ap açıp bir insanı öldürmenin gazabını belirtmişken hemde bunu Tevrat'ta belirttik baştan akıllı olun mesajı verilirken. Benim aklım bunu almıyor. Yani tüm ayetler kimse sizinle savaşmadıkça savaşmayın; cihad etmedikçe insan öldürmeyin; kendinizi savunmak için öldürün gibi anlamlar verirken
“Bir müslümanın kanı(nın dökülmesi) şu üç durum dışında haramdır: Evli olup zina eden,haksız yere bir cana kıyan ve dinini terkedip cemaatten/İslam cemaatinden ayrılan kimse”(Buhari, Müslim/bk. Sübülü’s-selam, 3/231).
Bu hadisin gerçekçiliğini ben sorgular duruma geliyorum. Peygamber Efendimize gel bizim putlarımıza tap dediklerinde gelen ayette "Benim dinim bana, senin dinin sana" diyor ve azap gününden bahsediyor. Yani cezayı verecek olanın Allah olduğunu söylüyorken ayet, kulun insana kıyması haddine mi?

Böyle aklıma takılan beş altı tane daha var. Zamanınız varsa ve isterseniz onlarıda sorabilirim. Çünkü biraz uzun oluyor sorular (:

Bir de bu tebliğ eden sorumludur hükmünü hangi kaynağa göre söylediniz. Bu konuları araştırmayı seviyorum. Mesela bir sorumun cevabı bu ve siz beni aydınlatabilirsiniz. Allah razı olsun.
Önceki yazımda bahsettiğim gibi hüküm noktasında değerlendirilecek hadisler Kur-an ile uyuşmuyor yada hükme örnek teşkil edecek bir olay gerçekleşmemiş ve içinde şüphe barındırıyorsa uyulmayabilir.

Buhari o dönemde yaşamış ve Peygamber'in söylediği sözleri arşivlemiş çok zeki bir adamdır. Aşağıda ki linkten hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz.

http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2929

Ahmet hocaya gelecek olursak kendi ile çelişen bazı konuşmaları vardır. Teke Tek programında "İnanma özgürlüğü de var inanmama özgürlüğü de var" diyor ama sonrasında kalkıyor bu hadisi söylüyor.

İslam dan çıkanı öldürme hadisesine gelelim.

“Şu üç şey dışında bir Müslümanın kanını dökmek caiz değildir; evli olduğu halde zina eden, bilerek haksız yere adam öldüren ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse.”(bk. Subulu’l-selam, 3/231; Zuhaylî, a.g.y).

Eğer dininden dönen ve cemaati terk edenin boynu vurulacak olsaydı ilk boynu vurulan Ümmü Sâlebe olurdu. Camii kuşu olarak anılan bu sahabe mal hırsı yüzünden münafık olmuştur. Ama kimse ona dokunmamıştır. Münafık olmak da aslında İslam'dan çıkmakla eştir. Çünkü münafık yalan söyler. Müslüman ise her günahı işleyebilir (izin yoktur ama hata yapabilir) ama yalan söyleyemez. Zaten bu hadis de zayıf bir hadistir. Müslüman olmayan birisini dine giriyor diye ödüllendiriyoruz da neden kendi rızasıyla dinden çıktığında öldürmeye kalkıyoruz? Yada dinden çıktığını nasıl ölçüyoruz? Ya münafıksa ne olacak? Yapılabilecek tek şey o toplumdan dışlamak olur.

Gelelim mesuliyet konusuna. Siz araştırmanızı yapar, hak bilen kişilerden konu ile alakalı bilgi alır ve samimiyetle amelinizi yaparsınız. Eğer yanlış nakledilmiş ise bundan dolayı siz sorumlu tutulmazsınız. Allah kullarına zulmetmez. Önemli olan sizin niyetinizdir. Hatta yaptığını şey yanlış olsa ama tamamen hakkın rızasını kazanmak için yapıyorsanız sevap bile kazanırsınız. Ama dediğim gibi mutlaka iyi araştırmalı doğru kaynaklardan bilgi edinmelisiniz.