constantine38 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

Nasıl ki Kur'an-ı Kerim tahrip edilmeden hıfzedilerek bu güne kadar gelmişse sahih hadis-i şerifler de aynan hıfzedilmiştir. Belki araya dediğim gibi sahte hadis-i şerifler kaçabilir. Eğer hüküm noktasında bir hadis ise ve Kur'an-ı Kerim'im ile çelişiyorsa uyulmayabilir. Ki zaten sahih bir hadis olmadığı ortaya çıkar. Vebal noktasında siz sorumlu değilsiniz. Kim yanlış nakletmiş ise mesuliyet ondadır. Ama tabii siz de işlediğiniz amelin doğruluğunu elinizden geldiğince kontrol etmelisiniz.
Şimdi Kur'an-ı Kerim konusunda içerisinde ki ayetler bunu garantiliyor. Tam olarak isimlerini bilmediğim için netten baktım mesela http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=466 bu sayfada bahsettiğim bilgisi veriyor.
"2- Hazret-i Ömer’in recm âyetini yazardım demesi, Kur’ana ilave değildir. Hazret-i Ömer, (Kur'an-ı kerimin sonuna haşiye olarak, dip not olarak durumu izah eden bir açıklama koyabilirdim, ama, bunu istismar edecek olanlar, bak Ömer Kur'ana ilave yaptı derler diye bu açıklamayı koymadım) demek istemiş olabilir. Çünkü Hazret-i Ömer, şu mealdeki âyeti bilmiyor muydu: (Eğer O [Peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47]
" Yine aynı siteden alıntıladığım bir kısım. Tabi burada ki çeviri de yanlış olabilir başka kaynaklara bakıp doğrulamak lazım. Bunu doğru sayarsak; Sürekli "indirilen kitap" olarak geçiyor koruma cümleleri. Peygamber Efendimizin sözleri olarak bir ibare yok.
Şimdi şöyle bir bakınca evet Peygamber efendimiz hiç bir ekleme yapmamış. Zaten ayetler olaylar üzerine geliyor. İnsanları doğruya yönlendiriyor.
Yani Peygamber Efendimize bir yorum yapma fırsatı doğmuyor olarak anlıyorum ben tüm bunlardan. Bu cümlemi biraz daha açayım; Yani bir olay olduğunda Kur'an-ı Kerim'de(Daha önce gelen tebliğlerde, bunları ezberleyen hafızlar var sonuçta) belirtilmemişse ayet olarak inecek önemdeyse tebliğ ediliyor Peygamber Efendimize. Buraya kadar doğru anlamışımdır umarım. Geri kalan tüm Peygamber öğütleri diyebileceğimiz sözler hadis olarak kalıyor. İşte burada bende soru işaretleri oluyor???
Tahmini iki yüzyıl sonra yazılı olarak toplanan sözler nasıl oluyorda koruma altında oluyor?
Uydurma hadisler olduğunu biliyorken nasıl olurda bu kadar emin oluyoruz. Yani İmam Buhari'nin bir gaflete düşmediğinin garantisini hangi kaynaktan alıyoruz hocam?

Mesela Mahmut Ünlü bir sohbetinde "Dinden çıkan öldürülür" diye bir ifade kullanıp bunu hadise bağladı. Fakat 5/MÂİDE-32'de ap açıp bir insanı öldürmenin gazabını belirtmişken hemde bunu Tevrat'ta belirttik baştan akıllı olun mesajı verilirken. Benim aklım bunu almıyor. Yani tüm ayetler kimse sizinle savaşmadıkça savaşmayın; cihad etmedikçe insan öldürmeyin; kendinizi savunmak için öldürün gibi anlamlar verirken
“Bir müslümanın kanı(nın dökülmesi) şu üç durum dışında haramdır: Evli olup zina eden,haksız yere bir cana kıyan ve dinini terkedip cemaatten/İslam cemaatinden ayrılan kimse”(Buhari, Müslim/bk. Sübülü’s-selam, 3/231).
Bu hadisin gerçekçiliğini ben sorgular duruma geliyorum. Peygamber Efendimize gel bizim putlarımıza tap dediklerinde gelen ayette "Benim dinim bana, senin dinin sana" diyor ve azap gününden bahsediyor. Yani cezayı verecek olanın Allah olduğunu söylüyorken ayet, kulun insana kıyması haddine mi?

Böyle aklıma takılan beş altı tane daha var. Zamanınız varsa ve isterseniz onlarıda sorabilirim. Çünkü biraz uzun oluyor sorular (:

Bir de bu tebliğ eden sorumludur hükmünü hangi kaynağa göre söylediniz. Bu konuları araştırmayı seviyorum. Mesela bir sorumun cevabı bu ve siz beni aydınlatabilirsiniz. Allah razı olsun.