Sizin çocukluğunuzda da birileri sizin hakkınızda aynılarını söylüyordu.
Her nesil bir öncekinden farklı olur.

Olayın temeli sanayileşme ve ticaret ile birlikte batılı tarzı yaşam felsefesinin egemenlik alanının genişlemesi.

Batı kültüründe hümanizmanın etkisi ile birey çok önemlidir. İnsan hakları, birysel özgürlükler, bireyin kendini gerçekleştirmesi gibi kavramlar ile insanın değeri yüksektir. Birey kendisini özel görür. Bireysel fayda, ve zevk odaklı yaşam egoizmi getirir. Birey toplumu mutlu etmek için değil kendini mutlu etmek için yaşar. Bu toplumlarda birey kendi rolüne kendi kimliğine kendi karar verir.

Doğu kültüründe durum tam tersidir. Birey kendini bir grubun, bir bütünün parçası olarak görür. Grubun, bütünün değeri bireyin değerinden daha önemli ve yüksektir. Toplumun düzeni, kültürün devamı bireyin mutluluğu ve özgürlüğünden daha önemlidir.

O yüzden batılı ülkeler psikopat, katil yetiştirebiliyor ama intihar bombacısı yetiştiremiyor çünkü insanlar bağlı oldukları grubu ya da bir ideali hayatlarından daha yukarıda görmüyorlar.

Bugün bu konuda şikayet eden arkadaşlar doğu kültürünün ağırlığı ile yetişmiş karakterlere sahipler. Bu kültürün devam etmesini istiyorlar. Ve kendilerinden daha fazla batılı tarzla yetişen nesilleri yargılıyorlar.

Siz her kim olursanız olun, sizin ölçünüz kendi hayatınız.
Sizden daha fazla saygısız adamları görünce bunların saygısız olduğunu söyleyebildiğiniz gibi sizden daha saygılı adamları görünce kendi saygısızlığınızı farkediyor musunuz?
Elbette farketmiyorsunuz.

Sizden bir önceki nesil için babasının yanında çocuğunu sevmek büyük saygısızlıktı.
Siz bugün babanızın yanında çocuğunuzu seviyorsunuz ve geçmişe göre saygısız oluyorsunuz.
Siz de bugün babanızın yanında sigara içmiyorsunuz.
Ve babasının yanında sigara içen yeni nesilleri görünce saygısız bunlar diyorsunuz.

Ben çocukken TRT'nin tek kanalı vardı ve hafta içi akşam 19:30 ile 23:30 arasında yayın yapardı. Hafta sonu 10'da walt disney yayınlardı. Ve en büyük zevkimdi hafta sonu sabahı güne çizgi filme başlamak. O zaman da teyzem şimdiki çocuklar televizyon kuşağı oldu, bunlar kitap okumuyorlar sadece çizgi film izliyorlar diyordu. Bir kuşak walkman ve video teypler ile büyüdü. Bir kuşak televizyonla, bir kuşak internet ve cep telefonu ile. Şimdiki kuşaklar tablet ve akıllı telefon kuşakları.

Öğretmenlerin çocukları eşek sudan gelinceye kadar dövebildiği evde annesine babasına öğretmenini şikayet ettiğinde bir de evde dayak yiyen çocuğun gösterdiği saygıyı idealize ediyorsunuz.

Sizin öğretmeninize saygınız eğitimden, bilimden, sistemden değil, baskıdan dayaktan sopadan geliyordu. Bugün o dayak sopa ve baskı kalkınca öğretmenlere duyulan saygı da bir anda ortadan kalktı.

Esasici eğitimden, modern eğitim anlayışına geçiyoruz. Köylülükten varoşluğa, oradan şehirliliğe doğru evriliyoruz.

Hayatta doğru olan, güzel olan, normal olan zamandan zamana, kültürden kültüre değişir. Bugün 12 yaşında bir kızla cinsellik düşüneni hapse atıyoruz, pedofili diyoruz. 100-200 sene önce ortalama insan ömrü 30 seneydi, bebek ölümleri çok fazlaydı, bir kız adet görmeye başladığı andan itibaren evlendirilip mümkün olduğunda çok bebek yaptırılarak sağlıklı çocuk sahibi oranı arttırılmaya çalışılırdı.

Bugün öğretmenine saygısızlık yapan zibidiler ne kadar yanlışsa, sizin zamanınızda öğretmenlerinizden korkmanız da o kadar yanlıştı.

Bunlar sosyolojik değişimler. İyi, kötü güzel gibi kavramlarla açıklamaya çalışmak tarih ve sosyoloji bilmemekten kaynaklanır. Çünkü her devirde sizin gibi geçmişle bugünü kıyaslayıp geçmişi idealize eden adamlar çıkacaktır. 20 sene sonra bugün aşağıladığınız o çocuklar da çıkacaklar ve 20 sene sonrasının çocukları için sizin söylediklerinize benzer şeyler söyleyecekler.