Kıbrıs'ta yaşadığım dönemde 5-6 defa gittim, gezdim, bol bol fotoğraf çektim o zaman cep telefonumla (arşivlerimi karıştıracağım, bulursam paylaşırım haftaya)

Gıcır gıcır arabalar, mağazalar, her şey o an nasılsa hala öyle duruyor. Tabii çürümüş, araçların lastikleri patlamış, binalardaki kurşun delikleri vs...

Aslında sanıldığı gibi hiç girilmeyen, bilinmeyen bir yer değil. Askeri bağlantınız varsa (tanıdık komutan vs) kolaylıkla girip çıkarsınız. Sadece girişte arama yapılıyor o kadar.

Kıbrıslı birçok kişinin "Türk işgali" olarak bahsettiği olayın perde arkası askeri değil sivildir ayrıca. Ve çoğu konuda haklılar.

Türkler Adana, Mersin, Hatay vs. gibi yerlerden gelmeden önce Kıbrıs'ta sivil halk daha güvenli bir şekilde yaşıyormuş (savaşı ayrı tutuyorum, o konuda eski halk çok minnettar zaten) ancak ekonomik düzeyi düşük, kültürel bakımdan boş insanlar adaya gönderildiği zaman toplum kuralları değişmiş. Gasp, hırsızlık, cinayet vs gibi konularda oranlar yükselmiş.

Bugün Kıbrıs'ta caddeye adım at, 500 metre uzağındaki araç seni görür ve yavaşlar. Dibine kadar gelsin durur, bekler senin geçmeni. Türkler seni gördüğünde ezmek için hızlanır neredeyse. Burada genelleme yapmak doğru değil elbette, bize olan davranışları, tutumları çok iyiydi 6-7 yıl boyunca. "Kaba Sakallı" olarak tabir edilen Türkler sevilmez, senin sokağında, caddende gezen bu tipleri sen de görsen sevmezsin, arkadaşlık etmezsin zaten.