Bir kaç konuyu netleştirelim.
Türkler hala tam olarak yerleşik hayata geçememiştir.
Hepimiz göçebe sayılırız. Bereket cumhuriyetle hepimiz birer şehre kaydolmuşuz da başka yere gitsek de ne olduğumuzu biliyoruz.
Göçebeliğin tüm özelliklerine sahibiz, sözlü kültür yaygındır, kulaktan dolma yaşarız, ananim bilgiye bayılırız, facebook twitter da bakın, oradan buradan kopyalayıp yapıştırıp özlü söz yazanların %99'u sözün sahibini ya yazmaz ya da yanlış yazar. Gidin rus sosyal paylaşım sitelerine, avrupalı sosyal paylaşım sitelerine. Her sözün altında kimin söylediği yazar.
Yani göçebelerde kültür aktarımı zayıftır.
Şu forumda bile o kadar büyük yazım yanlışları var ki.
Klavye hatası değil. Adam hayatında hiç kitap okumamış.
Kelimeyi kulaktan dolma öğrenmiş ve sürekli yanlış yazıyor.
Sonuçta göçebeler yani bedevilerde kültür aktarımı zayıf gerçekleşiyor.
Kültür sonraki kuşaklara aktarılırken kayba uğruyor. Ve bu kayıp esnasında yakındaki baskın yerleşik kültürün aktarım gücü araya giriyor.
O yüzden bedeviler etkileşimde bulunurlarsa, her zaman kültür aktarımı güçlü olan medeniler tarafından asimile edilirler.
Bu nedenle 1000 sene arap fars etkisinde kalmışız, bugün avrupa etkisinde kalıyoruz. Çünkü kültür aktarımımız zayıf. Yörükler gibi dağda gezenler dışında, bir de devletin rotasyon sistemi, bölgesel gelişmişlik düzeyi farklılıkları yüzünden iş bulma amacıyla göçenleri de düşünürseniz, toplumun çoğu aktif. Ben 6 yaşıma kadar izmirde, tüm okul hayatım boyunca ankarada, sonra 3 sene bodrum, 3 sene izmir, 9 sene istanbul da yaşadım. ama aslen kayseriliyim. lakin pastırma yapamam. mantı açamam. gadasını aldığım demem. yani kayseriliyim ama gerizler başından çok lara fabian dinlerim. Çünkü kayseride her sene hit olacak parçalar çıkarabilecek bir müzik endüstrisi yok. Yerini etkileşimde olduğun diğerlerinden doldurursun.
Türkiye'de yerleşik olanların da kültürü, geleneğin aktarım gücü diğer göçerlerin hareketi ile zayıflıyor. Bu yüzden her zaman yerleşik hayata geçmiş kültür üreten ülkelerin dış etkilerine açığız. Hem dilde hem kültürde.
Dünyada bilim, sanat kültür üretmeyen tüm diller çeviri üzerinden emperyalizm ile karşı karşıyadır.
Bu Atatürk'ün dil devriminin sonucu değil doğanın gereğidir.
Eğer siz behçet hastalığını bulursanız adına behçet dersiniz bütün dünya da behçet der. Bulamazsanız başkası ne derse onu söylersiniz.
Sen moda, estetik, kültür üretemiyorsan, ŞALVAR diye bir pantolon markası üretip, tüm dünyaya satamazsın. Diğer ülkelere şalvar kelimesi geçmez.
Ama adamlar sana jean satar, kot satar kendi kelimelerini senin diline sokar.
Eğer bilgiyi kültürü siz üretmiyorsanız, kelimeyi çevirmeye fırsat bulamadan bir sürü kelime dilinize girer.
İslam dünyası, arap fars dünyasının bilim kültür ürettiği dönemde bu kültürlerin etkisinde kalmışız. Bugün bu devletler medeniyetin en son basamağında zurnanın son deliğinde. Daha sonra kültürü bilimi batı dünyası üretmeye başlamış onların etkisinde kalmışız.
Diğer bir konu da. Dil bir milletin ortak zekasıdır.
Tüm yapay zeka uygulamaları semantik bir temel üzerinden hareket eder.
Güçlü mühendislik temelleri olan ülkeler çok güçlü ve detaycı dillere sahip ülkelerdir (japonya, almanya, kore, rusya)
Atatürk Türkçe'yi bir hibrit dil olmaktan çıkarıp tekrar ait olduğu ural altay dil grubuna sokmaya çalışmıştır. Oldukça radikal ve başarılıdır.
Ama elbette şu anda Atatürk'ün hayal ettiği durumu yaşadığımızı sanmıyorum.
Geçenlerde bir arkadaşın kpss kitabına beraber baktık. Gelişimin temel kavramlarından biri "yaş" ayraç içinde "evre", "dönem" yazmışlar. Yani sınavda bu terim ile ilgili 3 farklı kelimeden biri kullanılabilir. Neden? Çünkü her profesör bilgiyi üretmediği çevirdiği için ben daha iyi bilirim diye kafasına göre çeviriyor. Oysa o temel kavramları ilk sen ürtsen adına "dönemtrak" dersin. Hem o kelimeyi günlük hayattan izole şekilde hiç bir kavram
la karışmayacak şekilde terminolojiye katarsın hem de senden sonra gelen tüm bilimadamları da bu şekilde kullanmak zorunda kalır. Bak bir terim için 3 farklı kelime kullanıyorlar ki en az 10 tane vardır onlar en çok kullanılanlardır. Bu yüzden büyük bir kavram kargaşamız var. Türkçe'nin en büyük sorunu kesin ve net olmaması. Kavram kargaşamız yüzünden yasalarımızı bile hala osmanlıca yazıyoruz. Literatür dili olmak için Türk Dil kurumunun uğraşları da bazı gerici kesimlerin politik tavırları ile aşağılanıyor, çok oturgaçlı götürgeç gibi dalga konusu yapılarak Türk dilinin gelişiminin önü kesiliyor. Sen bilgisayar kelimesini yadırgıyor musun? Ama kompüter diye kullanmaya başlasaydın, bugün bilgisayar kelimesi de senin için götürgeç kadar komik bir kelime olurdu.
Ben iyi düzeyde ingilizce ve orta düzeyde almanca ve rusça biliyorum.
Bütün avrupa dilleri ne kadar bir birinin aynıdır hiç düşünüyor musunuz?
Dil ortak bir kültürün kodlamasıdır. Ve kültürler birbirleri ile alışveriş yaparlar.
Senin ürettiğin bilgi ve kültür yoksa, verdiğin az aldığın çok olur yani asimile olursun.
İster Türkçe konuş ister Farsça konuş farketmez...
Biz de alfabe değişmeseydi o avrupadan gelen kelimeler gelmeyecek miydi sanıyor bazı arkadaşlar?
Türkçe'ye fransızca kelimeler Cumhuriyetten sonra mı girmeye başladı sanıyor bazı arkadaşlar?
Arapça konuşulan ülkelerde hiç ingilizce fransızca almanca kelime yok mu sanıyorsunuz?
Aleviler konusundaki görüşlerinize de katılmıyorum. Geçenlerde okuduğum bir araştırmada alevi türklerin ve yörüklerin arasında orta asya gen havuzu ile ortak bağlantı diğer Türk vatandaşlarına göre daha fazladır.
Bu memlekette orta asyadan göçen atalarımızla olan bağımız ortalama %15-20'yi geçmiyor. Bolca ortadoğu, balkan ve akdeniz geni içeriyoruz, kendimizi asyalı Türkler olarak adlandırsak da... Yavuz'un farsça divan, Şah İsmail'in Türkçe divan yazdığı düşünülürse sizin farsi dediğiniz adamların Türklüğünü küçümsediğinizi düşünüyorum.
Okuduğunuz araştırma eksik olabilir.
Türkiye türkleri ve türkler olarak ayırmak lazım olayi.
Alevilik iran temellidir daha sonra anadolu ya yayılmıştır . osmanlıda alevi denen kavram yoktur, iran tarikatlarının osmanlı zamanında anadoluya yayılmasıdır
Zaman geçtikçe asimile olmuşlardır . aleviler her zaman asimile olmuştur oluyor.
Burada kimseyi aşağılamak yoktur gerçek neyse odur.
Mesela kürtler hint avrupa kökenlidir .
Nasıl söylenir , kurt kökenli türk . bu yanlış .
Kurt kökenli Türkiye vatandasi doğrudur.
Ancak kürtler türklerin çok eskiden dostudur , birbirlerine kız vermişler almışlardır , ancak bu oran alevilerde azdır .
Aleviler kendi neslini dahi net bilmezler .
Türklük osmanlı degildir
Türklük çok eskidir 80 asira dayanır .